Finansal Skandallar

Süpermarket Bankacılığı ve HSBC

Bu günkü yazımızın konusu HSBC üzerinden günümüz finans piyasasının kanayan yarası olarak nitelendirebileceğimiz süpermarket bankacılığı ve süpermarket bankacılığı nın nasıl hayvani noktalara gelebileceğini işaret etmek.

Ülke olarak yani Türkiye’de bankacılık sistemi henüz böyle bir aşamaya gelmediğinden ve devlet kontrolü de olmasından mütevellit bankalar pek de zıvanadan çıkamadığından Türkiye’den örnekler vermeyeceğiz. Bir de Türkiye’deki bankalar hakkında olumsuz yorum yazdığınızda bankanın itibarını zedelemeniz nedeniyle banka sizi mahkemeye verdiğinde davayı kazanıyor. Yani ülkedeki bankalar hakkında yazmak ve eleştirmek 3 harfli bir şey istiyor (adı lazım değil orta harfi ö). Ancak daha evvelce Türkiye’de faaliyet göstermiş, hali hazırda Türkiye operasyonlarını bitirmiş olan, bildiğiniz bir banka olan HSBC üzerinden muhtelif örnekler vereceğiz.  Zaten süpermarket bankacılığının Wells Fargo adlı Amerikan bankasından sonra görebileceğiniz en vahşi örneğidir HSBC.

HSBC’yi Tanıyalım

Efenim HSBC, merkezi Londra’da olan, uluslararası bir yatırım ve finansal hizmetler servisi holdingidir. Öyle uluslararasıdır ki dünyada en büyük 7. Bankadır. Açılımı Hong Kong- Şangay Bankacılık Şirketidir. (Hong Kong- Shangai- Banking- Corporation)

supermarket-bankaciligi-hsbc

Banka

Eğer bankacılık hakkında bir bilginiz yoksa sırayla şu aşağıdaki yazıları okuyup öyle gelin.

Banka Bilançosunu Anlamak

Bankalar Nasıl Para Kazanır?

2008 Krizi

2008 Krizi (2)

Bu yazılarda da hafiften değiniyorum zaten bu süpermarket bankacılığı kısmına ama tam manasıyla bir giydirme söz konusu değil. Konuyu kapsamlıca ele alacağımız yazılardan birisi bu olacak.

Yukarıdaki yazıları okuduğunuzda aklınızda şöyle bir şey oluşacak: Banka kar etmek maksatlı çalışan bir şirket (kamu bankaları hariç). Ekonomik işlem süreçlerinde çok önemli bir yer ediniyor ve ekonominin daha hızlı akmasını, işlemlerin daha hızlı tamamlanmasını sağlıyor. Bu yüzden sistemik olarak önemli yeri var. Hükumetler ekonomi yönetiminde bankalardan ciddi şekilde faydalanıyor. Ancak finans ve bankacılık normal ortalama bir yurttaşın bilmesinin pek mümkün olmadığı, çok fazla sayıda teknik bilgi içeriyor. Bankalar kar amaçlı kuruluşlar olmasına rağmen insanlar bankaların kucağına bırakılamaz.

İnsanlar aşırı kar güdüsüyle hareket eden bir bankayı fark edemeyebilir. Bu yüzden hükumetler kanunlar ile bankaları bir yandan kontrol de etmek istiyor. Hatta bizim gibi ülkelerde ortaya kamu bankaları da konulup diğer bankalar sektör içinden ajanlarla yönlendirilmeye çalışılıyor.

Süpermarket Bankacılığı

İşte liberalizmin kol gezdiği ülkelerde hükumetlerin insanları bankaların kucağına bırakarak insanların ceplerinin yüzüldüğü sisteme süpermarket bankacılığı denir.

Mesela ülkemizden gidersek, bankaların bir kredide alacağı ücretler, hesaplara koyacakları ücretler, kredi kartları veya KMH hesaplarında uygulayabilecekleri maksimum faiz oranı vs. tamamı tüketicileri korumak adına BDDK tarafından kısıtlanmıştır. Yani Türkiye süpermarket bankacılığı yapmak için aslında pek uygun bir coğrafya değildir çünkü hükumetler sürekli olarak işe burnunu sokmaktadır. (İyi ki de sokmaktadır.) O yüzden liberal doktrinin hüküm sürdüğü ABD gibi ülkelerde bankalar rahatlıkla hak etmedikleri ücretleri, faizleri ve komisyonları alabilirler.

Süpermarket Bankacılığı Nasıl Yapılır?

Bir ülkede süpermarket bankacılığı yapmak istiyorsanız bir kere o ülkenin yönetiminin bankacılık alanında regülasyonları düşük olmalıdır. Yani piyasa ekonomisine inanç tam olmalı ve kontrol devlet tarafından değil başka şirketler ya da iç denetime bırakılmalıdır. Bu şart sağlandığında işin büyük bir kısmı hallolmuştur zaten.

Önce teknolojinin getirdiği olanaklardan faydalanılarak banka çalışanları karar verme süreçlerinden alınır. Bu durum bu kişilerin yaptıkları işlerden hesap vermeyeceklerine inanmasının yolunu açar. Yani kişi sırtını sisteme yaslayıp ya bu sistemden geçti demek ki doğru diyip iyice salar ki hedef de budur zaten. Örneğin HSBC örneklerinde birazdan anlatacaklarım bu şekilde sağlanmıştır. Banka çalışanlarının düşünüp karar verme yetkisini elden aldığınızda bu kişilerin yapacak iki işi kalır.

supermarket-bankaciligi

1.       Hunharca satış yapmak (kredi + mevduat)

2.       Satışların kağıt kürek işlerini yapmak (operasyonel süreçler)

Karar verme yetisini aldığınız çalışanlar üzerine sadece satış yapmaları, denetimden korkmamaları, denetim kavramının satış yapmalarını engelleyen bir şey olduğu, satışlar üzerinden performans primi alacakları, daha fazla para kazanmak için cesur olmaları vs. iletilerek gaz verilir. Bunun akabinde kanlı birkaç işten çıkarma işlemi yapılarak çalışanların gözü iyice korkutulur. Buna da çalışanlar üzerinde şok doktrini uygulamak diyebilirsiniz. Zaten şok doktrini bütün değişimlerin ana başlangıç noktası ve değişimin başarılı olması için gereken esaslı bir unsurdur. Mesela verilen performans hedefine ulaşamayan birkaç yüz personeli işten atıp bankada afişe ettiğinizde bütün çalışanlar işlerini kaybetmekten korkacak ve uyguladığınız şok doktrini politikası ertesi gün sonucunu vermeye başlayacaktır.

İnsan Mühendisliği Ve İK Yönetimi

Korkan kişi ne yapar? Ya daha da çok saldırganlaşır, ya da sineye çekip şartlara daha fazla riayet eder. Kişinin saldırganlaşması için kaybedecek bir şeyinin olmaması gerekir, ancak çalışanların ağırlıklı kısmının evine ekmek götürmeye çalışan emekçiler olduğunu düşündüğünüzde bu kişilerin saldırganlaşması oldukça zayıf bir olasılıktır. Dolayısıyla %90-%95 olasılıkla çalışanlarınız uyguladığınız şok doktrini politikasından etkilenerek gemlerini size teslim edeceklerdir.

Performans için sistematik birkaç düzenleme yapıp bu kişilere hedef verilip günlük olarak hedefler izlenmeye başladığında ve bu hedef adetleri fazlalaştırıldığında çalışan kişi abandone olacak, sürekli olarak siz ona fazladan maaş veriyormuşsunuz, aslında bunu hak etmiyormuş psikolojisine girecek ve kendisini işten atmamanız için her dediğinizi sorgulamadan kabul etmeye başlayacaktır.

İnsan mühendisliği kavramı zaten böyle bir şeydir. Karşınızdaki kişiyi korkutmayı becerebiliyorsanız bu o kişinin size karşı mahcup olması/borçlu olması anlamına gelir. Bu halde ise siz, size borçlu olan kişiye istediğiniz yaptırabilirsiniz ki buna da psikolojik üstünlük ya da manipülasyon denir.

insan-muhendisligi

İşin banka tarafındaki insan kaynağı yönetim boyutu böyledir. Müşteri tarafında ise bilumum reklam ile sürekli olarak güven pompalanır ki bu güven meselesi bankacılığın temel koşuludur. Mesela baktığınızda bankaların ürün bazında reklamı oldukça azdır. Bunun sebebi üründen daha önemli olan şeyin bankanın güven unsuru olmasıdır. Ürününüz istediği kadar iyi olsun, eğer insanlar bankaya güven duymuyorsa bunun hiçbir anlamı yoktur.

İşte HSBC ve Welss Fargo’nun yaptığı da tam olarak böyleydi.

Şimdi gelin bu iki bankanın bir skandalına bakalım. Tek bir skandalı diyorum çünkü bu iki kurum da adı skandallardan çıkmayan iki süper market bankacılık firmasıdır. Bu gün HSBC’yi inceleyeceğiz.

HSBC Kara Para Aklama Skandalı

HSBC’nin adı kara para aklama skandallarıyla ciddi şekilde beladadır. ABD devletince sırasıyla 2003, 2010, 2012 ve 2015 yıllarında yani tam dört kez soruşturma geçirmiş ve her defasında “tamam abi bir daha yapmayacağız” diyerek bir miktar ceza da ödeyerek bu işten sıyrılmışlardır.

Bizim bahsedeceğimiz skandal 2012 yılındaki skandal. Çünkü bence bunların arasında skandal olarak en büyük olay bu ki, zaten bu skandal sonucunda ABD, HSBC’ye, Meksika’da ki uyuşturucu kartellerinin kara para aklanması olayıyla alakalı tam 1,9 milyar USD ceza kesmiştir.

hsbc-kara-para
Resim Sabah gazetesinden bir internet haberi başlığından alındı. Haber içeriği gerçek mi bilmiyorum ama umarım gerçek değildir.

Bankalardaki Uyum Birimi Ne İş Yapar?

HSBC’nin kara para aklama skandalını anlamanız için bankalardaki uyum birimlerinin ne iş yaptığını ve süpermarket bankacılığı içerisinde hangi aşamaya geldiğini bilmeniz gerekir.

Bankaların para kazandığı işlerden birisi vadesiz olarak mevduatlarda tutulan paralardır. Çünkü vadesiz mevduat demek sıfır maliyet demektir ki banka bu tutarı gecelik piyasada diğer bankalara ya da merkez bankasına satarak ciddi miktarda para kazanabilmektedir. Bankanızdaki vadesiz mevduat miktarını arttırmak istiyorsanız başta faaliyet gösterdiğiniz ülkedeki ticaretten pay almanız gerekir. Özellikle günümüzde nakit kullanımı azalmıştır. Firmalar birbirlerine olan borçlarını, ödemelerini hesaptan hesaba yaparlar. Yani ticaret ağı içerisinde ne kadar çok var iseniz banka o kadar çok para kazanabilmektedir.

Ticaretten Pay Ağı

Örneğin sizin yönettiğiniz A firmasının, B firmasından mal alması nedeniyle borcu var diyelim. Mal alımını kredi kullanıp yapacaksanız. Krediyi X banktan kullandınız. Parayı da B firmasına nakit götürmek yerine EFT ya da havale dediğimiz sistemle B firmasının başka bir banka hesabına aktarmak istiyorsunuz. Eğer B firmasının X bankta hesabı var ise siz EFT masrafından kaçınmak ve havale işlemi daha ucuz olduğu için B firmasının X bank hesabına tutarı gönderirsiniz. Banka burada hem kredi kullandırıp oradan para kazanmış olur hem de para B firmasının hesabına gittiği için şayet B firmsaı parayı nakit olarak çekmez ya da başka bir bankaya göndermezse (ki en az bir gün duracaktır orada) bundan kar etmiş olur. Ticaret ağında yayılma dediğim kavram budur.

İşte bankaların çoğu bu ticaret ağını geliştirmek için firmaların yurt dışı transferlerini de yapmaya çalışır. Bunun bir sebebi yukarıda size izah etmiş olduğum vadesiz mevduat ve transferlerden alınan komisyon olmakla birlikte bir diğer sebebi de uluslar arası anlamda bankaların borçlanma işlemleridir.

masak
Masak, açılımı mali suçları araştırma kurumudur. Maliye Bakanlığı nezdinde çalışan masak’ın tüm bankaların uyum görevlileri ile ortak bir sistemi olur. Bankacılar şüpheli işlem bildirimi ile mükelleftirler.

Uyum Birimi vs. Finansmancılar

Konunun iyice detayına giriyoruz ama bunu anlatmam lazım yoksa kafanızda oturmaz. Şimdi bir banka sadece iç piyasadan, mevduattan vs. alarak kredi vermez. Finansmanını yurt dışından da yapmaya çalışır. Genelde buna sendikasyon denir. Sendikasyon işlemine mesela bir Türk bankası uluslararası piyasaya çıkar ve şunu der: kardeş ben kredi vermek istiyorum, ama kaynak yetersizliğim var, bana borç para verin, ben bunları kredi olarak vereyim, size de pey der pey ödeme yapayım. Tabi finans piyasası da buna hayır demez. Üç-beş banka birleşir bu bankaya sendikasyon kredisi verilir.

Ancak kritik bir nokta var. Fiyatlama. Bu bankaya nasıl fiyatlama yapılacak. Fiyatlama yapılırken ülke riski, banka risk, sektör riski, önceki ödeme durumları  vs, incelenir. Ancak bir nokta çok önemlidir. Sendikasyonda bulunan yani bankaya kredi verecek olan finans kurumları şunu sorgular: bu adam benden kredi istiyor da benim hesaplarımdan ne kadar uluslararası para transferi geçiriyor. Çünkü sendikasyoncu finans kuruluşu da bu işten para kazanmaktadır. İşte bu yüzden bankalar uluslararası para transferi işini çok sever. Ancak sürekli sorun çıkarttığı için uyum birimlerini sevmezler, dışlarlar. Bizim para kazanmamızı engelliyor filan denir genelde.

Uluslararası para transferi sorunlu bir süreçtir. Bunun sebebi uluslararası para transferi sırasında çok fazla kara para aklanma olayı yapılmasıdır. İşte bankadaki uyum birimi tam olarak bu uluslararası para transferlerinin uluslararası uyum yasalarına uygun olup olmadığını kontrol eder. Nasıl kontrol eder?

Uyum Birimi Nasıl Çalışır?

Tüm bankalar bir uyum birimi bulundurmak zorundadır. Yoksa uluslararası para transferinden pay alamazsınız. Yani oyunu kuralına göre oynamak zorundasınız. Uyum birimleri ortak bir program kullanır. Kullanılan programlarda bu güne kadar para aklama ile suçlanmış, ABD yaptırımlarını delen (ABD’ye dünyanın jandarması derken dalga geçmiyordum), uyuşturucu-kaçakçılık işinden ceza almış adamların ve şirketlerin listesi bulunur. Siz bir müşteri olarak uluslararası bir para transferi yapmak istediğiniz de talebi alan banka birimi önce uyum birimine gönderir ve olur alır. Olur aldıktan sonra karşı bankaya haber verilir (swift mesajlaşması ile). Karşı banka da kendi uyum biriminden onay alır ve işlem gerçekleşir.

Yine mesela diyelim ki cebinizde 1.000.000 TL’niz var. Uyum mevzuatlarına göre bu tutar uyum birimi denetiminden geçirilmelidir. Yani “bankaya gidip hacı bende para var şu hesaba yatıralım” deyince sizi konfetilerle karşılamayacaklar. Gerçi süpermarket bankacılığında karşılıyorlar o ayrı mesele. Siz parayı hangi hesaba yatırmak istediğinizi söyleyince bankacı eleman uyum birimine haber  verir ve yatıracağınız hesabın terörizmin finansmanı ya da kara para aklama işi ile bir alakası olup olmadığı sorgulanır. İşlem uyum biriminden geçerse süreç tamamlanır.

Ve ek olarak para transferinin kaynağı sorulur. Bunun için genelde ithalat/ihracat işlemleri ve proforma faturalar kaynak gösterilmektedir. Çünkü uyum birimi bazen olağan işlemlerde de takılma yaşayabilmektedir. Uyum birimini rahatlatıp işleme onay alabilmek için ek evrak ister. Yani kardeşim sen bu parayı yolluyon da niye yolluyon? 500.000 USD’yi hayrına gönderecek halin yok. Sen de çıkarır fatura gösterirsin.

uyum-birimi
Öyle bi’ manzara resmi koyayım dedim, içim sıkıldı.

Uyum Birimi Denetiminden Nasıl Kurtulunur?

Uyum birimi denetimden kurtulmanın iki yöntemi vardır. Bunun için içerideki elemana yedirmeniz ya da üst yönetimden birilerini tanıyıp işlemi pas geçmelerini istemeniz gerekir.

Peki sistem nasıl alt edilecek? Diyelim ki cebinizde pis işlerden kazanılmış yani kara para olarak niteleyebileceğimiz 500.000 USD para var diyelim. Ancak bunu yatırabileceğiniz bir hesap yok. Çünkü parayı yatırabileceğiniz hesapların tamamı uyum kontrolünden geçmeyecek.

İşte bu halde uyum sistemini atlatmanız gerekir. Bunun için ise içerideki adamın yapması gereken, bir hesabına para yatırılacak kişinin ya da şirketin adının tam ortasına ya da kenarına köşesine bir harf eklemek, tire çekmek, nokta koymaktır.

Sistem tam eşleşme sağlamadığı müddetçe bunu sıkıntılı işlem olarak görmez/göremez.

Gelelim HSBC’ye

HSBC yukarıda bahsettiğim yöntem ile (birebir aynısı) Meksika uyuşturucu kartellerinin en belalısı Sinaloa kartelinin milyarlarca dolarını hesaplara geçmiş ve transferini yapmıştır. Sinaloa Karteli dediğim de isim bir yerden tanıdık gelmiyorsa El Chapo (Guzman)’dan hatırlayabilirsiniz. Bu kartel o kadar büyük bir karteldir ki El Chapo’nun oğlu hapishaneye tıkıldığında bir şehri baştan aşağıya yakmışlardır. Tabi bunların ABD devletince palazlandırıldığı da çok fazla söylenmekle birlikte ortada ciddi bir kanıt bulunmamaktadır.

Yapılan incelemelerde HSBC’nin 881 milyon USD uyuşturucu parasını akladığı ve uluslararası kartellere aktardığı, 660 milyon USD ise ABD’nin yaptırım listesinde bulunan ülkelere transfer ettiği tespit edilmiştir. Bu yüzden tam 1,9 milyar USD ceza ödemiştir.

HSBC aldığı bu cezayı ABD devletiyle anlaşmaya giderek ödemiş, hiçbir yöneticisine ceza vermemiş, sadece işlemleri görmeyen çalışanları şutlamıştır. Soruşturma sonucunda da ABD devletine “biz bir daha ki sefere dikkat edicez abi” deyip mahkemeden kılsız uzamıştır.

hsbc-logo

Konunun Süpermarket Bankacılığı İle İlgisi Nedir?

Gelelim bu iki konuyu birleştirmeye. Gerçi okurlar muhtemelen kafasında süreci tam oturtmuştur ama biz de birkaç ekleme ile konuyu aydınlatalım.

Süpermarket bankacılığının popüler edilerek sadece satışa odaklanılan bankalarda, başta denetim birimi olmak üzere uyum birimleri de işe yaramaz, iş engelleyen, bankanın para kazanmasına mani olan birimler olarak lanse edilir. İlk yapılan bu birimlerde çalışan sayısının azaltılması, bu kişilere mobbing uygulanarak bıktırılması ve işten ayrılmalarının sağlanmasıdır.

Bunun yanında satış ve Şube elemanlarının tek odaklandığı şey kendi karları olduğundan kontrol yükümlülüklerini yerine getiremezler. Çünkü yerine getirirseler karları azalacaktır. Ancak biz çok güzel sistemi kurduk, bütün sorumluluk merkezde denilerek yasal mevzuattan uzaklaşan çalışanlar bir gün dönüp baktıklarında bilimum sakat işi de yapmış olurlar. Haliyle kimse evine daha az ekmek götürmek istemeyeceğinden ve ya işten kovulmak istemeyeceğinden gelen her işlemi sorgusuz sualsiz, kontrol etmeden yaparlar.Sonradan fark etseler de ihbar edemezler.

performans-sistemi

İşte süpermarket bankacılığı nın ilahı değil ama (o wells fargo) peygamberi olarak nitelendirebileceğimiz HSBC’nin şube çalışanlarının ya da uyum birimi çalışanlarının bu işlemleri kontrol etmesi bu yüzden mümkün değildir. Süpermarket bankacılığı terörizmin finansmanının göz yumulmasına kadar çok ciddi sonuçlara yol açan bir oluşumdur. Bir an evvel bütün dünyadan tükenerek bitmesini umuyoruz. 

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu