Politika

2. Abdülhamit, Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat Terakki Cemiyeti

Bu yazımızda Türk siyasi geçmişinin en çok tartışılan meselelerinden birisi olan 2. Abdülhamit dönemini yorumsuz bir şekilde inceleyeceğiz. Çok fazla işin hikaye kısmına ve dedikodulu bölümüne girmek istemiyorum. Bu dedikodular ya da söylentiler her yerde mevcut. Siyasi tartışmalarda da oldukça fazla kullanılıyor ama somutta elde herhangi bir şey yok. Yani bunları konuşmak bana göre oldukça anlamsız kalıyor. Bu ilişkiler düzleminden çıkan herhangi bir sonuçta yok. Kuru kuru birileri diğerini İngiliz ajanı olmakla suçluyor sadece. Bizim çıkaracağımız sonuçlar yazının sonunda çok daha genel bir şekilde olacak.

abdulhamit-halk
2. Abdülhamit halk arasında…

Yazı özellikle belirli bir güruhu övmek ya da sövmek üzerine değil. Önyargı ceketinizi bir kenara bırakıp öyle okumanız gerekiyor zaten yazılarımı. Bu yazıda onlardan birisi.

2. Abdülhamit dönemi olaylarını inceleyip sürekli karıştırılan Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat Terakki Cemiyeti’nin hangi güruhlardan oluştuğunu, görüşlerinin ne olduğunu, hangisinin hangi olaya sebep olduğunu inceleyeceğiz.

2. Abdülhamit döneminde ıslahat tadında yapılan şeylere ise ekonomik ve kültürel boyutta olması nedeniyle değinmeyeceğim. Ancak şunu belirtelim 2. Abdülhamit döneminde özellikle fabrika, demiryolu, eğitim alanlarında çok fazla sayıda kurum kurulmuştur. Bu alanda kendinden önceki bir çok padişaha göre oldukça aktif ve başarılıdır.

2. Abdülhamit Dönemi Siyasi Olayları (Kısa Özet)

Anlaşılırlığın artması için tarihleri ile birlikte olayları belirtiyorum. ancak şunu söylemek durumundayım. 2. Abdülhamit tahta geçtiğinde meşrutiyet vardır ve yaklaşık 2 yıl yani 1976-1978 aralığı hem meclis hem de padişah himayesinde ülke yönetimi olmuştur. 1978’den 1908’e kadar olan süreçte ise İstibdat dönemi olarak nitelendirilen, 2. Abdülhamit’in anayasayı ve dolayısıyla meclisi fesih ettiği dönemdir. 1908-1909 aralığı ise 2. Meşrutiyet ve 2. Abüdlhamit ile birlikte gerçekleşmiştir.

1876 Yılı: 2. Abdülhamit meşrutiyeti ilan edeceği taahhüdünü vererek 1. Meşrutiyet ilan etmiş ve tahta çıkmıştır. Bu dönemde Kanun-i Esasi yürürlüğe girmiş, Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusan açılmıştır. Osmanlı için demokrasiye atılan ilk adımdır.

abdulhamit-donemi-kaybedilen-topraklar

1977 Yılı: 93 Harbi diye de bilinen(1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) başlamıştır.

1878 Yılı: Kıbrıs, İngiltere’ye askeri üs olarak verilmiştir.

Rusya ile 93 Harbinde alınan mağlubiyet sonucu önce Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması yapılmıştır. İngiltere’nin müdahalesi ile (Rusya’nın Akdeniz civarında hakimiyet kurmasını engellemek için İngiltere, Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü savunuyor) Rusya ile Berlin Antlaşması imzalanmıştır.

Berlin Antlaşması ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız hale gelmiştir.

1879 yılı: 1. Meşrutiyete son verilmiştir.

1881 yılı: Fransa Tunus’u işgal etmiştir.

Aynı yıl yayınlanan Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) ku­rulmuştur. Alacaklı devletler, Osmanlı Devleti’nin gelirlerine el koymaya başlamıştır.

1882 Yılı: Süveyş Kanalı’nın açılması ile Mısır’ın önemi artınca, İngiltere tarafından işgal edilmiştir.

1897 Yılı: Girit İsyanı başlamış, isyanı bahane eden Yunanistan adaya asker çıkarınca Osmanlı Devleti Yunanistan’a savaş açmıştır. Ethem Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Yunan ordusunu Dömeke Meydan Savaşı’nda yenmiştir.

1908 yılı: 2. Meşrutiyet ilan edilmiştir. Kanun-i Esasi, Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan tekrar çalışmaya başladı.

1908 Yılı: Bosna-Hersek Avusturya’ya bağlanmıştır.

Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiştir.

Girit, Yunanistan’a bağlanmıştır.

1909 Yılı: 2. Abdülhamit 31 Mart Vakası neticesinde tahttan indirilmiştir.

suveys-kanali

2.Abdülhamit

2. Abdülhamit tahta çıkmadan evvel amcası Abdülaziz öldürülmüş, abisi 5. Murat ise delirdiği iddiasıyla tahttan indirilmiştir. Bu süreçte 2. Abdülhamit genelde Jön Türkler ile karıştırılan ama Jön Türkler ile pek de alakası olmayan Genç/Yeni Osmanlıcılar ile anlaşarak Meşrutiyeti ilan edeceği taahhüdü ile tahta çıkmıştır.

Genç Osmanlıcılar

Kimdir Genç Osmanlıcılar? Bunlar Tanzimat dönemi ıslahatlarını benimsemeyen, daha demokratik talepleri olan Osmanlı milliyetçisi (artık nasıl oluyor bilmiyoruz ama o dönem Fransız ihtilalinin milliyetçilik düşüncesinden etkilenmişlerdir sanırım) bir güruhtur. Kimler vardır derseniz Namık Kemal, Ziya Paşa (Adana’da Caddesi olan) ve Mithat Paşa meşhur olanları.

Mithat Paşa

Bu gruba demokratik bir ortam taahhüdü vererek bu grubun desteğini alarak tahta çıkan 2. Abdülhamit, tahta çıkar çıkmaz grubun temsilcilerinden Mithat Paşa’ya Kanun-i Esasiyi yazdırmış, daha sonra bu kanun-i esasiye çok tartışılan 113 maddeyi (idari sürgün yetkisi) ekletmiştir. Hatta Mithat paşa bu maddeye karşı çıkmış ancak bu madde ile onaylanan anayasa daha sonra Mithat paşanın başına bela olmuştur. Hatta kendi hazırladığı anayasa ile sürgün edilen ilk insan olabilir Mithat Paşa.

Bu arada Mithat Paşa, günümüz Ziraat Bankasının kurucusu,  aynı zamanda hem Abdulaziz’e hem de 5.Murat’ın tahttan inirilmesinde baş rol oynayan oldukça etkili bir kişidir. Bir çok tarihçi 2. Abdülhamit’e anayasayı imzalatmış olması nedeniyle İngiliz ajanı filan der ama kanıtlanmış bir belge yoktur bu durumla alakalı.

mithat-pasa
Mithat Paşa

1. Meşrutiyet

2. Abdülhamit’in tahta çıkışı ve Kanun-i Esasi ile iki meclisli dönem başlamıştır ama oldukça kısa sürmüştür bu dönem. 1878 yılında yani yaklaşık 2 yıl sonra Osmanlı-Rus harbinde mağlubiyet gelince 1. Meşrutiyet dönemi sona ermiş ve İstibdat denilen süreç başlamıştır. Aslında İstibdat dedikleri dönem 2. Abdülhamit’in meclis olmadan tek başına yönettiği dönemdir ülkeyi. Anayasal haklar askıya alınmıştır. Meşrutiyetçi ekibe karşı operasyonlar düzenlenmiştir. Hafiye teşkilatı (Yıldız İstihbarat Teşkilatı) aracılığı ile jurnalcilik yaygın görülen faaliyet haline gelmiştir. Olukça baskıcıdır carttır curttur bunlara girmiyorum çok polemik oluyor uğraşamam. Bunlar işin magazin boyutu zaten.

kanun-i-esasi
Kanun-i Esasi Kapak Sayfası

2. Meşrutiyet

Bu istibdat denilen süreç 1908’e kadar devam etmiştir. 1908’de İttihat ve Terakki Cemiyetine mensup askerler ayaklanınca, isyanın dinmesi için 2. Abdülhamit tarafından 2.Meşrutiyet ilan edilmiştir.

İstibdat sürecini bitiren olaya 1908 devrimi de denilmektedir. 1908 Temmuz ayında Resneli Niyazi Bey çetesi ile dağa çıktı.Daha sonra başka bir ekip ile birleşip ordu komutanlarından birini dağa kaldırdılar. Bu sürece İttihat ve Terakkiciler katılıp meşrutiyetin yeniden yürürlüğe konmasını istediler. 2. Abdülhamit tekrar kanun-i esasiyi yürürlüğe koyuyor.

Akabinde ise 31 Mart Vakası ile 1909’da 2. Abdülhamit tahttan indirilmiştir.. Bu arada şunu belirtelim 2. Meşrutiyet 1920 yılına kadar devam eder. Yani süreç Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile sona ermiştir.

Şimdi burada karıştırılan birkaç vaziyet var. 1. Meşrutiyet ilanında Genç Osmanlıcılar etkili olmuştur dedik. 2. Meşrutiyete giden yolda ise 2 farklı ekip görüyoruz. Bunlar Jön Türkler ve İttihat Terakki Cemiyeti. Bu iki ekip zaman zaman birbirlerine karışsalar da çok ayrı düşüncelere sahiplerdir.

Jön Türkler 

Efenim malumunuz özellikle 19. Yüzyıl yani 1800’lü yıllar itibariyle Osmanlı’da ciddi bir yenilenme ve reform dönemine giriliyor. Her alttan gelen genç ekip de dönemindeki padişah tarafından yapılan reformları yetersiz buluyor. Bu reformlardan şikayetçi olan genç ekibe ise genel olarak Jön Türkler deniyor. 2. Abdülhamit döneminde ise bu ekibin başında Enver Paşa var. 2. Meşrutiyette bu Jön Türkler önemli etkide bulunmuştur. Çünkü Jön Türkler hiç bir zaman Cumhuriyet rejimi istememiştir. Jön Türkler daha çok padişah + 1. Meclis kafasındadırlar.

enver-pasa
Enver Paşa

Yaklaşık 2.000 civarı üyesi olan Jön Türklerin meşhur üyelerinden birisi de Ankara’da bir caddeye adını veren Tunalı Hilmi Beydir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti

İttihat ve Terakki Cemiyeti için 2. Meşrutiyeti sağlayan ekip dersek sanırım yanılmayız. İttihat ve Terakki Cemiyeti 2. Meşrutiyetin ilanından 1918’li yıllara kadar Osmanlı yönetiminde egemen olmuştur. 1918 yılında egemenliklerinin sona ermesinin sebebi üyelerinin çoğunun asker olması ve 1. Dünya savaşı için harbe gitmesidir.

ittihat-terakki-cemiyeti
İttihat ve Terakki Cemiyeti logusu

2. Abdülhamit döneminin ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin sürekli karşı karşıya gelmesi ve tartışılmasının sebebi özellikle 1908 yılından sonra devletin uğradığı büyük toprak kayıplarıdır. İki tarafta toprak kayıplarından birbirlerini sorumlu tutmaktadırlar.

Kuruluş ve Gelişme

İttihat ve Terakki Cemiyeti 1890’lı yılların başında, 2. Abdülhamit yönetiminden duyulan rahatsızlık sebebi ile Askeri Tıbbiye’de bulunan genç subaylar tarafından kurulmuştur.

1895 Yılında 2. Abdülhamit’e darbe girişimi düzenlenmiş ancak darbe girişimi ortaya çıkınca sorumluların çoğu (yaklaşık 75 kişi) sürgüne gönderilmiştir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti 1909 yılında yapılan kongresine Mustafa Kemal Atatürk Trablus delegesi olarak katılmıştır. Bu kongrede, Cemiyette askerlerin bulunmasını eleştiren Mustafa Kemal Atatürk’e sadece Kazım Karabekir destek vermiştir. Bu ikili 1919 yılına kadar da ne siyasette ne de cemiyette bulunmayarak cephelerine savaşmaya geri dönmüştür.

31 Mart Vakası

31 Mart vakası 2. Abdulhamit’in tahttan indirilmesi olayıdır. 1909 yılında gerçekleşmiştir. Gerici/İrticacı isyan olarak da bilinmektedir bu olay.

2. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte toplum içerisinde padişaha bağlı olan ve İttihat ve Terakki Cemiyetinin hükümetinden rahatsızlık duyan askerler ve softalar halkı arkasına takarak isyan çıkarmıştır. Bu süreçte olayın başlangıcı 4. Avcı Taburunun tabur halinde şeriat isteriz, padişahım çok yaşa sloganlarıyla kışlasından çıkması ile başlar. Daha sonra toplumun içerisindeki softalarda askere destek çıkmıştır. Bir bakan ve bir milletvekili isyan sırasında öldürülmüştür. Bir bakan ise ağır yaralanmıştır.

31-mart-vakasi
31 Mart Vakasından bir kesit

Bu süreçte olay Selanik’e yani İttihatçılar’a haber salındı. Bu duruma büyük tepki gelince Hareket Ordusu Selanik’ten yola çıktı. Başlarında da Mustafa Kemal Atatürk vardır. Ordu İstanbul önlerine geldiğinde ordu komutanlığına Enver Paşa getirilmiştir. Kanlı çatışmalar sonucu isyan bastırılmıştır.

İsyan bastırılınca meclis toplanmış ve 2. Abdulhamit’in tahttan indirilmesini oy birliği ile karara bağlamıştır.

Bab’ı Âli Baskını

İttihat ve Terakki Cemiyetinin en şaşaalı olaylarında biri de Babı Ali Baskınıdır. 1912 yılında hükümetten indirilen ve etkisini kaybeden İttihat ve Terakki Cemiyeti, aynı yıl Balkan savaşlarında mağlubiyet alınması nedeniyle hükümeti suçlamıştır. 1913 yılına Babı Ali’de toplantı halinde olan hükümete Enver Paşa komutasındaki İttihat ve Terakkiciler baskın yapmıştır. Bu baskında Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı gibi düşünün) öldürülmüş ve darbe ile iktidar geri alınmıştır. 1. Dünya savaşında yenilgi kesinleşince 1918 yılında Talat Paşa hükümeti istifa etmiştir.

Çıkarılacak Dersler ve Yorumlar

2. Abdülhamit’in başa geçtiği dönemde aslında Osmanlı Devleti içerisinde yenilikçi harekatın oldukça öne çıktığını görüyoruz. Bu ise etkilerinin halen günümüzde dahi devam ettiğini düşündüğüm Fransız İhtilalinin bir sonucudur. Özellikle imparatorluk evresinin son halkalarından biri olan Osmanlı devleti Fransız ihtilali ile başlayan milliyetçilik akımlarına teslim olmuştur. Tıpkı muadili olan bir çok imparatorluk gibi. O dönemden sonra imparatorluk vasfını devam ettirebilen tek devlet Büyük Britanya’dır ki bunu ekonomik güçleri ile sağladıklarını söyleyebiliriz. Bu dönemde Osmanlı Ekonomisi yazımda da değindiğim üzere hem devletin ekonomik olarak çökme aşamasına gelmesi ve halkı memnun edememesi durumu daha da alevlendiren bir konu.

Değinilmesi gereken bir başka husus ise ülke içerisindeki devrimci hareketin başlangıcı olan İttihat ve Terakkicilerin ağırlıklı kısmının askeri kanattan oluşması, ancak askeri kanatta da bu yönetim süreci içerisinde bölünme yaşanmasıdır. Örneğin yazımda da değindiğim üzere İttihatçılar savaş çıkınca görev bölgelerine dönmek durumunda kalmış ve belirli bir süre devlet yönetiminde kalitenin düştüğü görülebilmektedir.

Benim tüm bu süreçten çıkardığım bir başka konu ise akacak kan damarda durmaz ata sözü ile açıklayabileceğimiz değişime direnmemek gerektiği meselesi. Özellikle padişahların hakimeyeti milletle paylaşmak istememesi ve kendisini denetleyecek bir meclise soğuk durması iç çatışmaya sebep olabilirdi. Ancak gerek o dönemde haberleşme ağının yaygın olmaması ve padişahların ellerinin oldukça kuvvetli olması, gerekse o dönemde devletin dış ülkeler ile ciddi savaşta olması, kanlı bir iç savaşın olmamasının önündeki en büyük sebeptir. Yoksa fransız ihtilali benzeri bir durumu Osmanlı’da da yaşayabilirdik. Ancak her tarihi olayda gördüğümüz üzere değişimin önünde durmak çok pahalıya patlıyor.

Değişim

degisim

Tarih sürecine baktığımızda halk kitleleri sürekli olarak haklarını arttırmak istiyor. Bu süreçte iktidarda olanlar ise olabildiğince az taviz vermek istiyor. Aslında halk ile yöneticiler arasında ciddi bir pazarlık durumu mevcut. Değişimler ise bu pazarlık sürecinde yaşanıyor. Bu durumu her seçim döneminde artan kamu harcamaları, seçim sonrası ise öndeki uzun vadeye dayanarak alınan sert tedbirler ile görebilmekteyiz. Osmanlı İmparatorluğu’da tıpkı diğer imparatorluklar gibi değişim sürecine dirense dahi dayanamamış ve değişmek durumunda kalmıştır.

Gerek kamu mahiyetinde gerekse de özel sektörde çalışan yöneticilerin bu tarihi vakalardan ders çıkarması gerekliliği burada yatar. Yoksa Sun Tzu savaş sanatı kitabını okuyup piyasaya uyarlamak ancak size kaliteli sözler söyleme yetisi kazandırır. Vakalardan ders çıkarmak oldukça farklı bir meziyettir.

Bu yazımızı beğendiyseniz muhtemelen Osmanlı Ekonomisi konulu yazımız ve Tarih kategorisinde bulunan içeriklerimiz de ilginizi çekecektir.Keyifli okumalar dilerim.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu