Serbest Kürsü

Trabzonspor 2019-2020 Sezon Değerlendirmesi

Yılların Trabzonsporlusuyum. Futbol hakkında pek bilgim yoktur. Olaya sadece kar eden şirket olarak bakan materyalist, futbol romantizminden ifrit olan bir insanım açıkçası. Ancak artık izleye izleye ben de bu melun oyun hakkında bir kaç şey öğrendim. Öğrendiklerim, maçta uzaktan şut çeken oyuncu görünce “ulan ordan kaç golün var” diye çemkirmekten biraz daha fazlası diyebilirim. İşte bu şartlarda Trabzonspor 2019-2020 sezonunu uzunca değerlendireceğiz.

Bu yüzden bu yazımız ağırlıkla futbol üzerine olacak.Normalde platformu kurduğumda sadece bu oyunun ekonomisini yazayım dedim ama kendimi tutamadım.

Dünya Futbolu

Tabi sürece ısınmak adına biraz taktik bilgimizi konuşturacağız. Türkiye’de bu tip teknik yazılar pek sevilmemekle birlikte işin kritik noktalarından birisi futbolun taktik kısmıdır. TV’lerde oyun yerine hakem hatalarının konuşulması nedeniyle ve halkımızın işin detayına girmeyi pek sevmemesi nedeniyle taktikler pek sevilmiyor.

Bu sene iş yoğunluğum nedeni ile büyük ligleri pek izleme fırsatım olmadı ama ucundan köşesinden takip ettim. Futbol her sene daha da hızlanıyor ve Hollanda’nın mucitliğini üstlendiği total futbola giderek daha yaklaşıyor. Bu sene de buna bir adım daha yaklaşmakta olduğunu görüyoruz futbol aleminin.

Total futbol denildiğinde insanların aklına sadece Barcelona’nın tiki takası geliyor ama olay bundan çok daha fazlası. Futbol artık daha fizik gücü yüksek oyuncularla oynanıyor. Yani daha hızlı ve daha güçlü oyuncular görüyoruz. Hız ve güç arttıkça teknik ve futbolun hoş yönü azalıyor diyen bir kesim halen mevcut olmakla birlikte aslında daha farkındalığı yüksek ve akıllı seçimler yapan oyuncular tercih edilir hale geliyor. Yani topu alıp tek başına kanattan yardıran, göze hoş gelen hareketler yapan adamlardan ibaret değil artık bu oyun.

Teknik adamların daha farkındalığı yüksek oyuncuları tercih etmesi oyuncuları da bu yönde gelişmeye itiyor ve oyun sürekli kendini geliştiren bir hal alıyor ki geldiğimiz nokta bunu gösteriyor. Oyunun hızlanması güçlü kondisyon ile birlikte bir kaç işi yapan oyuncu ihtiyacını arttırıyor. Örneğin uyuz gittiğim ön liberolar artık tedavülden kalktı ve yerlerine ön liberonun oyun görüşü yüksek olanı ve pas atabileni yani registalar geldi.

Şimdi mevkilerdeki gelişimleri ve oyundaki yerini inceleyelim.

Kaleciler

Kalecilerin mevcut taktiksel oyunda artık sadece şut çıkarma gibi bir rolü yok. Bu kalecilik özelliklerine ek olarak ayağa pas, isabetli degaj ve hızlı oyun kurma yani ani atak başlatma dediğimiz farkındalık özellikleri de ön plana çıkıyor.

Günümüzde geldiğimiz futbol düzeninde topun kendisinde olduğu her bir saniyeyi etkin değerlendirmek isteyen teknik adamlar, aut atışlarını dahi bir avantaj olarak görüp topu şişirip kaybetmek yerine ayağa oynatıyor ki pek de haksız sayılmazlar. Manuel Neuer ile başlayan bu akım şiddetini arttırarak devam ediyor.

Tandem (Stoperler)

Normalde defans kurgusunda stoperlerden biri fizikli, güçlü ve bu yüzden biraz ağır(kesici) nitelikli oyunculardan seçilir. Bir diğeri ise kesicinin açıklarını kapatacak şekilde, orta fizikte ancak yüksek çeviklikte bir oyuncu olarak seçilir(süpürücü). Bu rollerin bu sene biraz daha geliştiğini görüyoruz. Artık bu oyunculardan da tıpkı kalecilerde olduğu gibi ek özellikler istenmekle birlikte fizikli ancak ağır stoperlerden yavaş yavaş vazgeçilmeye başlandığını görüyoruz.

Yani tandemde oynayan iki stoper yavaş yavaş birbirine benzemeye başlıyor. Buna hazır olun. İlerleyen dönem hızlı stoperlerin dönemi olacak gibi. Bu özelliklere ek olarak ayağa pas hikayesi bütün oyuncularda olduğu üzere tandemdeki iki arkadaş için de geçerli.

Bekler

Efenim beklerden her zaman hızlı olmaları, bulunduğu kanadı mekik gibi dokumaları istenir. Bunu bilemeyeni de genelde dövüyorlar futbol aleminde zaten. Ancak total futbol dedik. Total futbol burada da baskınlığını gösteriyor. İş hızla bitecek gibi değil.

Özellikle topu ayakta tutan takımların atak kurgusunda hızlı paslaşmalar ile stoperleri yani defans çizgisini olabildiğince öne çektiğini,beklerin kanat pozisyonuna girerek kanat oyuncularının içeriye kat ettiğini ve pas opsiyonu yarattığını gördük bu sene. Tabi Guardiolanın false backleri de devam ediyor. (False back: top sizdeyken ve defanstan topla çıkarken kanattan merkeze hareketlenerek pas opsiyonu olan oyuncudur) Yani iki temel bek sistematiği de kullanılıyor.

Pep guardiolanın futbol dünyasına armağanı olan half space bölgesi bu anlattığım sistematikle kalabalıklaştırılıyor ve atakların etkin sonuçlanma istatistiği arttırılmaya çalışılıyor.

half-space
Resimde soluk beyaz olarak görülen yerler half space. Bu alanlara atak sırasında oyuncu sokmak ve rakibin bu alanını engellemek artık çok önemli. Çünkü yapılan istatistik çalışmalara göre bu alanlarda gelişim gösteren atakların gol ile sonuçlanma yüzdesi oldukça yüksek.

İşte bu kurgu için bek oyuncularınızın yalnızca hızlı olması vs. Yetmiyor. Hatta aslında hızın da önemi giderek azalıyor ve yine farkındalığı yüksek, pas opsiyonu yaratmaya çalışan ya da sahte koşu ile rakip defans duvarında half space’e giden kanat oyuncusuna gedik açmaya çalışan, bunu kollayan bekler ön plana çıkıyor.

Yine bekler için orta yeteneğinden daha ziyade pas, pası attıktan sonra içeri doğru alana sızma ve ceza sahasında adam sayısını arttırma daha ön plana çıkan özellikler arasında.

Regista

Artık futbol konuşurken ön libero diyeni dövmek istiyorum. Sanırım bu sistematik terk edileli bir 10 yıl oldu. Hala kadro kurarken ön liberoyu ilk yazanlar var. Neyse ağzımı bozmayacağım.

Şu dönemde takımların en kritik adamları. Eskilerin amc si dediğimiz ofansif orta sahaları birer birer regista oldular. Trabzonspor’da Sosa böyle mesela.

regista
Çağımızın en iyi registası Pirlo’dur ve Pirlo kalacaktır !!!!
(Photo by Owen Humphreys/PA Images via Getty Images)

Regista önemli abi. Takımın kalbi, gözü kulağı, atak başlatanı, bileği iyi olanı, aynı zamanda artık ön libero görevini de üstleneni. Trabzonspor 2019-2020 sezonunu izleyenler sosa’nın bu görevi nasıl icra ettiğini iyi görmüştür. Stoperlerin arasına girecek kadar geri gelen Sosa’yı bir çok maçta izledik.

Carrilero (O ney kardaş yarısını bana ver)

Peki kalan orta saha ya da orta sahalar ne yapıyor. FM de bir orta saha tipi vardır. Box to box midfielder da denir. Futbol aleminde carrilero da deniliyor bunlara. Bizim ciğersiz dediğimiz tayfadan. İşte diğerlerinin asli görevi bu ciğersizlik ve pas meselesi.

Özellikle registayı kollayan, registaya ve pas opsiyonuna göre hareket edip, rakip oyuncuyu uzaklaştırarak pas kanallarını açık tutan, kafası basan,aynı zamanda deli gibi ciğeri olan oyuncular. Box to boxçular pek mühim şu sıralar ve öyle olacak. Abdulkadir parmak bunlardan biri ve emin olun Trabzonspor’dan transfer edilecek ilk oyunculardan birisi. Yani Uefa elemesinde elediğimiz sparta prag’ın hocası parmak’ı takımımda görmek isterdim derken şaka yapmıyor ya da psikolojik taktik uygulamıyordu buna emin olun.

carrilero
Orta alanın ortasındaki oyuncunun sağında ve solunda yer alan iki tane kırmızı nokta carrileronun temsili halidir. Bunlar öne arkaya, dikine yana vs. giderler.Günümüz futbolunda önemli örneklerinden birisi Paul Pogba’dır. Özellikle gegenpressing denen naneyi doğru düzgün yapmanız için bu oyuncularınız ciddi manada ciğersiz olması gerekiyor.

Bunun yanında carrileroların dikine gitme gibi ekstra özellikleri olanları pek kıymetli oluyorlar. Mesela Fenerbahçe’li Eljif Elmas’a boşuna milyonlarca euro ödenmedi. Önlibero yazmıyorum ve öyle de bitiriyorum orta saha yazısını. Yoruma filan ön libero yazan olursa döverim net.

Forvet (kanatlar ve golcüler)

Efenim golcü meselesi her dönem tartışma konusudur. Vakti zamanında sahte 9’un kitabını yazan messi vs. Varken şu sıralar tekrar golcü niteliği yüksek adamlara ihtiyaç artıyor. Bunun sebebi takımların özellikle kontralarda bu tip oyuncuları araması ve topu ayağında tutma isteğinin maksimum seviyeye ulaşmasıdır.

Yine sahte 9 taktiklerinin artık çözülmesi, rakip takımların kanat oyuncuları dahil forvet oyuncularının tamamı için yedekli yani kademeli gitmesi oyun açıcı, topu ayağında tutucu ve oyunu belirli bir alana yıkıcı oyuncuların önemini tekrar arttırdı.

Tabi bunların top sürenleri zaten real madrid’te oynuyorlar. Olsa da yesek tadında.

Forvet oyuncularının kanatta oynayan versiyonları için oyun açma, yani problem çözme/çalım/yetenek nitelikleri halen ön planda iken şut vb. ekstraları olan oyuncular tabii ki tercih sebebi. Bununla birlikte bu oyuncuların takım savunmasına katkıları da sürekli konuşuluyor. Yani sadece oyunu açıyor ya da leblebi gibi gol atıyor diye oyuncu oynatılmıyor. Ancak şahsi tercihim her daim golcü ya da atak sonlandırıcı aksiyonu yüksek olan oyunculardır.

Trabzonspor Loser Mı?

Taktik bilgimizi konuşturduktan sonra bu bilgileri biraz aklınızda tutmanızı isteyeceğim. Çünkü kısa bir ara vereceğiz. Malum Trabzonspor bu sene şampiyonluğu Başakşehir’e kaptırdı. İşin garibi bütün büyük maçları kazandı ama Başakşehir’e şampiyonluk kaybetmek bu kazancı taraftar nezdinde sıfıra indirdi.

Gelelim başlıktaki sorunun cevabına. Trabzonspor loserın allahı bir takımdır. Zaten Ünal Karaman gibi futbolculuk döneminde winner bir adamı sudan gerekçeler ile dereyi geçerken göndermek loserlığı baştan kabul etmektir. Yıllardır oyunu izliyorum demiştim. Loserlığın kitabını yazacak kadar profesyonelleşmiştir Trabzonspor. O yüzden şampiyonluk vs. Hikaye. Hele Başakşehir gibi loserlığın ikincisi olan takıma şampiyonluk kaybediyorsan bu loserlık altın madalyasını almaya hak kazanmaktır.

unal-karaman
Ünal Karaman’lı Trabzonspor 2019-2020 sezonunda dünya futbol sistematiğine uyumlu bir görüntü sergilemeye çalıştı. Sürekli eleştirilen Hüseyin Türkmen’in devamlı ilk 11 oynatılması, Abdulkadir Parmak’ın oyun içindeki carrilero rolleri ve Sosa’nın registalığı ile güzel bir futbol izleten Ünal hocaya teşekkürü bir borç bilirim.

Yine tarihte bir çok kez gördük ki Trabzonspor en iyi oyuncularını sözleşmesini uzatamadan İstanbul kulüplerine kaptırmıştır. Baktığınızda Ogün ve Abdullah ile başlayan süreç Aurelio, Selçuk, Burak Yılmaz ile devam etmiştir. Yani Trabzonspor eskiden beri iyi oyuncularını ligdeki rakiplerine kaptırmaktadır. Yine bu sezonki oyunun başat aktörleri olan Sosa ve Novak’ın sözleşmesini yenileyemedi kulüp. Bu da ayrı bir loserlık leveli.

Tüm bunları bir araya getirdiğimde ne bu sene, ne gelecek sene, ne de 50 yıl sonra bu takım muhtemelen şampiyon olamayacaktır. Özellikle bu seneki şampiyonluk mücadelesinin kaybından sonra taraftarların çok bir inancının da kaldığını düşünmüyorum açıkçası. Trabzonspor 2019-2020 sezonunda taraftarını ağır yaralı şekilde bıraktı ve loserlığını tescilledi.

Vizyon-Misyon Meselesi

Evet yazıya başlarken ekonomi konuşmayacağım dedim ama futbol dediğiniz ekonomi, ekonomi dediğiniz futboldur. Konuşmadan yapmak da mümkün değil. Tabi herkesin bakış açısı farklı. Sokaktaki insanımız ekonomiyi çok teknik bulduğu için bu konulara kafa yormuyor ama ekonomi futbolun sahadan sonra ikinci kalbi olmaya devam edecek.

Yukarıda yazdığım loserlık muhabbeti zaten değişecek gibi görünmemekle birlikte Trabzonspor için bu durum katlanarak artacak gibi duruyor. Peki bu koşullarda ne yapılmalı? Yani Trabzonspor’un şampiyonluğunun pek mümkün olmadığını söyledik. Peki bu takım şampiyon olamayacaksa ne olacak, niye var?

İşte burada Vizyon-Misyon hikayesi ön plana çıkıyor. Trabzonspor’un bu şeraitte yapması gereken tek şey var. Adam yetiştirip pazarlamak ve satmak. Tabi bunun bir çok metodu var.

İşte sürekli örnek verilen Porto sistematiği, asırlık hikayesi olan ve son iki yıldır ön plana çıkan Ajax hikayesi ya da bambaşka bir metot üzerine kurulu olan Sevilla’nın mevzuları. Sevilla metoduyla eşik atlayan ve şimdi Roma’da bu tekniklerin biraz gelişmişini kullanan Sevilla’nın biraz paralı modeli.

Türkiye’de alt yapı kavramının ve kültürünün bir Ajax gibi olmadığı ortada. Sevilla ya da Roma gibi modellerde önemli yer eden gelirlerin, yıldız oyuncunun maliyetlerine yetmediği de ortada. O zaman ne yapılacak?

Benim buradaki görüşüm bazılarınıza garip gelecek tabi. Ancak bence oyundaki başat rolleri, modern futbola uygun, öğretciliği yüksek oyunculara verip, kalan kısmı genç tayfa ile harmanlamak. Dediğim gibi Trabzonspor loser bir takım, taraftarı rakiplerine göre sayıca az, yani gelirleri şampiyonluk mücadelesi verdiği bütün takımlara göre daha düşük. Tek yaşama yolu oyuncu satış geliri. Tescilli loser olması nedeniyle de şampiyonluğun hayal olduğunu düşünürsek en mantıklı strateji oyuncu yetiştirip satmak.

Bunun için oyuncuları iyi fiyata satabilmesi yani avrupa pazarına çıkarması gerekiyor ki bu aşamada ligte ön sıralarda yer alması çok önemli. Bu seneyi kayıp yıl olarak nitelendirirsek (çünkü avrupaya gidemeyecek görünüyor ceza nedeniyle) seneye hedef mutlak ilk 5 olmalı.

Tabi bu süreçte etkin kadro mühendisliği şart. Eskiden kadro kurulurken yönetimler oyuncuları seçer sonra ücretlerini toplarlardı. Ancak UEFA’nın yaptırımları sertleşti ve artık önce gelir tablosuna bakılıyor. Gelir kadar ücret skalası belirleniyor. Bu sene bir problem var yalnız. Çünkü süper lig yayın haklarını ihale ile alan firma bu sene para ödeyemeyeceğini açıkladı ve lig sıralamasına göre takımlara ödenecek paralarda indirim talep etti. Yani gelir tahminleri sapacak ve kadro mühendisliği için oldukça zor bir yıl olacak. Finans bilmeyen futbol yöneticilerinin UEFA’dan cayır cayır ceza yiyeceği bir sene bizi bekliyor.

Gidecek Oyuncular

Gelelim Trabzonspora. Takımın bel kemiği olan Novak ve Sosa şu tarihe kadar sözleşmesini uzatmadığına göre muhtemelen gidecekler görünüyor. Yine büyük bir sözleşme yenileyememe başarısızlığına imza atıyor Trabzonspor yönetimi. Gerçekten taraftarlar adına utanç verici bir durum.

Gitmesi Gerekenler

Uğurcan’ı listenin başına yazıyorum çünkü kalması halinde Vizyon-Misyon başlığı altında yazdığım strateji çöker. Derhal satılmalı, bu hem oyuncunun kendisi hem de takım için iyi. Zaten bir çok fırsatta kulübün finansallarının leş durumda olduğunu anlatıyoruz. Açıkçası başka bir alternatif de görünmüyor. Yine mevkii olarak Uğurcan’ın yedeği olan Erce’yi bir çok maçta izledik ve hazır bir görüntü sergiledi.

muhammet-taha-tepe
Muhammet Taha Tepe. Sezonun ilk transferi Trabzonspor için. Kaleci yatırımları devam ediyor.

Bunun dışında sürekli tartışılan adam olan ve yeni nesil stoper olma yolunda hız ve çeviklik niteliklerini taşıyan Hüseyin de taraftar ile daha fazla polemiğe girmeden satılmalı. Hüseyin’in Kayserispor maçı sonrası verdiği röportajında taraftar baskısını kaldıramayacağı anlaşılıyor. İki taraf da daha fazla zarar görmeden yolları ayırmak, para kazanarak ayırmak oldukça önemli.

Gelelim bir diğer isim Campi’ye. Efenim dünya futbolu başlığı altında tandem ikilisinin giderek daha hızlı olanlarının tercih edildiğini söylemiştim. Campi de bu tanıma pek uymuyor açıkçası. Dolayısıyla onunla da yolları ayırmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Yeni transferler ve kalan mevcut stoperler süreci götürecektir.

Sağ bek mevkiinde sorun görmemekle birlikte sol bek mevkii için ilk 11 de çıkacak as bir oyuncu ile yedek transferi şart gibi görünüyor. Mevcut yedek Abdurrahim Dursun’un maçlarda hazır görüntü sergileyemediği kanaatindeyim. Yine de teknik ekip bunu daha iyi görüyordur. Yedek transferine ona göre karar verirler.

Regista, regista, regista. Bu senenin en kritik transferi bu mevkii olacak. Sosavari bir oyuncu bulunmadığı müddetçe üst sıralarda yer almak pek mümkün değil gibi görünüyor. Doğan, Ndiaye, Parmak ve Guilherme box to box mevkiileri için oldukça yeterli vaziyette. Tabi bunu f/p olarak değerlendiriyorum.

jose-ernesto-sosa
Gidiyor gönlümün efendisi.

Kanatlarda Abdülkadir Ömür, Yusuf Sarı, Bilal Başacıkoğlu ve Nwakaeme var. Abdülkadir’in (Ömür) satışı için henüz çok erken. Yusuf ve Bilal seneye ilk 11 de daha çok yer alacaktır. Nwakaeme zaman zaman formsuzluğuyla boğuşuyor. Bu mevkiiye de rekabeti arttıracak ve formsuz dönemlere ilaç olacak bir oyuncu gerekli görünüyor.

Golcülerde ise gol kralı Sörlothun kalacağı anlaşılıyor. Ancak Ekuban ve Salih’e ek olarak, genç fiyatı uygun bir Afrikalı rekabeti arttıracaktır ve problem çözücü nitelik taşıyacaktır.

Transfer İhtiyaç Listesi

Evet üst kısımda gitmesi gerekenlerin gittiğini düşünürsek gelelim öncelik sıralamasına göre transfer edilmesi gereken oyuncu listesine. Bu sene kulüp yöneticilerinin işi çok zor. Çünkü kuvvetle muhtemel koronavirüs nedeniyle maçlar yine seyircisiz olacak, yabancı sınırı nedeniyle kitlesel halde digitürk iptalleri olduğunu duyuyorum ki bunlardan biri de ben olacağım. Yayıncı kuruluş ödeyeceği parayı aşağılara çekmeye çalışırken Trabzonspor özelinde Ts club satışları kaybedilen şampiyonluk nedeniyle ayrıca düşüş yaşayacaktır. Yine Trabzonspor özelinde Avrupa kupalarına gidilememesi ciddi gelir kaybı anlamına geliyor. Geçen sene yanlış hatırlamıyorsam sadece 40 mio TL civarı bir para Avrupa kupalarına katılımdan gelmişti. Neyse lafı uzatmayalım.

0. Bir adet teknik direktör (umarım şota vb efsanelerimiz gelmez çünkü hangi efsane geldiyse arkasından ana avrat sövdük, onlar hatırladığımız gibi efsane olarak kalsınlar.)

1.regista (sanırım bu pozisyon için kanga ile anlaşıldı. İzlediğim bir oyuncu değil, umarım beklentileri karşılar)

2.sol bek (novak gibi bir bekten sonra gelenin takıma adaptasyonu vs. derken çok fazla kabul görecek bir transfer yapılamayacağı düşüncesindeyim)

3. İki tane ilk 11 çıkartabilecek stoper, ikisinin de dünya futbolu başlığında izah ettiğim hızlı, hamleli oyuncular olması önemli. Yoksa yine çok gol yiyen bir Trabzonspor izleyeceğiz.

3.Kanat

4.Golcü yedeği

Beklentiler

Efenim defaatle yazdığım üzere taraftarıyım ama Trabzonspor gibi loser bir profilden bu sene için beklentim giden oyuncuların yerlerinin doldurulması ve bir sonraki sezon için kemik bir kadro oluşturulmasıdır. Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edilmesi önemli. UEFA her ne kadar yine yasak getirebilecekse de UEFA nın sağı solu belli olmadığı için ve oyuncu satış pazarlaması için en iyi kanal Avrupa ligleri olduğundan üst sıralara yerleşmek önemli görünüyor.

Süt kupası tadında geçen Türkiye Kupası, Trabzonspor için en önemli hedef olmalı. Çünkü ulaşabileceği maksimum pozisyon bu görünüyor. Ayrıca maddi gelirinden ziyade kupa sahibinin bodoslama UEFA gruplarına kalması ve pazara açılma imkanı tanıması çok önemli.

Bunun dışında özellikle Serkan Asan, Atakan Gündüz, Salih Karvazlı ve Taha Tunç’tan beklentilerim yüksek. Yani yüksek derken maç kurtarma vs anlamında değil. Daha o aşamada olmadıklarını hepimiz biliyoruz. Kadroya eklemlenecekleri bir sezon olacaktır diye düşünüyorum.

salih-karvazli
Şu elemanı bir senedir izleyemiyoruz, çok merak ediyorum.

Abdurrahim Dursun, Cafer Tosun, Ahmet Canbaz, Kerem Baykuş, Safa Kınalı, Koray Kılınç ve ayıboğan golcümüz Muhammet Akpınar için henüz çok erken. Ünal hoca her fırsatta forma şansı veriyordu bu isimlere. Lakin oynadıklarında da henüz çok toy olduklarını, baby formatında takıldıklarını gördük. Tabi tek tek hepsini değerlendirmeyeceğim ama bu genç kardeşlerimizin olgunluğa erişmesi için kiralanması iyi görünüyor. Bazen yüzmeyi öğrenmeleri için suya atıp çırpınmalarını beklemekte fayda var ve bence şu an tam o çağdalar.

Yabancı Yasağı

Türk futbolu yine o lanet döngünün içindeki en kötü yerde. Yine yabancı sınırı geldi. Artık takımlar TFF’nin kararına göre en fazla 14 yabancı oyuncu (+maks. 1 yabancı oyuncu 96′ doğumlulardan sonrası) ile sözleşme imzalayabiliyor. Yine bu oyunculardan en fazla 8’i aynı anda sahada olabiliyor.

Güncelleme: 30 Temmuz 2020 tarihinde TFF bu kararı bir yıl ertelediğini ve söz konusu kararın 2020-2021 sezonu için geçerli olmadığını açıkladı.

same-shit-again
Yine malum döngüye girmiş bulunuyoruz….

Yani üzülerek söylüyorum ki Tarık Çamdal gibi performansı kötü oyuncuları ilk 11 de izlemek zorunda kalacağız ve alacağınız formaların paraları bunlara gidecek. İnternet aleminde yabancı yasağına çok ciddi tepki var. Tabi kimse halkın ne dediğini sallamıyor. Önemli olan belirli grupların kazancı.

Sürekli futbolcu ithal eden Türk futbolu, futbolcu ihracatına yabancı sınırının kalkması ile tam başlamıştı ki bu gelişimi gören federasyonumuz “nasıl olur da Türk futbolcular kendini geliştirip yurt dışına satılır” diyerek bu duruma müdahale etti ve kısa süren seyir zevkimizin içine de bir güzel etti.

kendinizi-gelistirmek-yasak
Kendiniz geliştirmek yasak kardeşim, geliştirmeyin kendinizi… (Temsili) (Görsel efsane film AROG’tan)

Şahsen bu sene aboneliğimi yenilemeyeceğim. Çünkü hem sahada ter akıtmadan milyonlar götüren, saha ve takım içinde gruplaşan, papaz abilerinin sözünün dışına çıkmayan saçma sapan oyunculara tahammülüm kalmadı. Paramı da bunlara yedirmek istemiyorum açıkçası. Zaten Trabzonspor muhtemelem bir 4-5 sene daha toparlayamaz kendisini. Bu süreçte ruh sağlığım için de izlemesem iyi olacak.

Özetle gidin premier lig veya serie a izleyin. Hem dünya futbolundan uzak kalmazsınız hem de kaliteli yayın görürsünüz.

Ağustos ayının bitimi ile kulübün mali tabloları yayınlanacaktır. O tablolar ile bu seneki finansal performansı ayrıca değerlendiririz. Öpüyorum, esen kalın.

Kupa Güncellemesi (30.07.20′)

29 Temmuz 2020 tarihinde oynanan maç ile Trabzonspor 9. Türkiye Kupasını evine götürdü. Kupadan daha çok ilgi çeken durum TFF’nin yabancı kararını bir sene ertelemesi ile küme düşmeyi kaldırmasıydı. Sanırım seneye 21 takımlı bir lig izleyeceğiz. Avrupa kupasına giden bir takımın toplamda 65 maç oynayacağı söyleniyor. Yayıncı kuruluş ile de TFF’nin kavgalı olduğunu gördük bu süreçte. Sanırım TFF kimseye haber vermeden böyle bir karar almış olmalı.

Özetle tipik bir Ortadoğu ligine döndü buralar. Yine bir Trabzonspor’lu olarak şu soruyu da sormak gerekiyor: Madem küme düşme olmayacaktı neden ligin devamı oynandı? Çünkü lige devam kararı alındığında Trabzonspor 1. sıradaydı.

Bir süre Türkiye Ligi v.b. unsurları takip etmeyi bırakacağım. Bu saçmalıklar silsilesini izlemektense temaşa keyfimi arttıracak başka bir çok lig bulunuyor. Tabi şunu belirteyim, işin ekonomik boyutunu takip etmeyi sürdüreceğiz.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu