Finansal Skandallar

Pescanova Skandalı

Efenim cümleten selamlar. Bu yazımızda konumuz dünyaca ünlü bir balıkçılık şirketi olan pescanova skandalı. Gelin İspanya tarihinin bu en büyük 3. Şirket iflası vakasına detaylı bakalım.

Pescanovayı Tanıyalım

Şirketimiz 1960’ta İspanya’da Vigo şehrinde kurulmuş bir balıkçılık şirketi arkadaşlar. 

Dümdüz balık tutup satmakla başlayan şirketin hikayesi balıkları tutup pişirip satmak, balıkları tutup dondurup satmak, balıkları tutup pişirip dondurup satmak gibi gelişimle devam ediyor. Bu süreçte şirket dünya balıkçılık sektöründe esaslı bir yer edinecek bilanço büyüklüklerine geliyor.

Pescanova skandalı filan dedik ama şirket halen faal ve yaklaşık 24 farklı ülkede 12.500 kadar çalışanlar faaliyetlerini sürdürüyor.

Şirketin güncel durumda 120 balık gemisi ve yaklaşık bir seyirde 150.000 ton balık/balık ürünü depolama kapasitesi var. Şirketin adı da nuovo pescanova.

Balıkçılık Sektörüne Giriyoruz 

Konu dışı ama merak edenler için izah edelim. Allahın Vigosunda bir balıkçı şirketi nasıl oldu da bu büyüklüklere erişti? Efenim bu arkadaşlar o güne kadar uygulanmayan bir model uyguluyorlar. Agalar gemiyi balık fabrikasına çeviriyorlar.

Bildiğiniz üzere balıkçılık sektöründe en büyük sorun sektörün mevsimsel olması (balık belirli bir zaman aralığında tutuluyor sadece). Bu da balıkçılık sektörünü donmuş ürüne yöneltiyor. Ama balığı ne kadar erken dondurursan o kadar taze kalıyor. Zaten gemiyi balıkla doldurduktan sonra limana gitti geldi mazotu hep maliyet. İşte bu abiler bu sorunu çözmek için koca koca gemiler yaptırıp, gemilere hem soğuk hava deposu kuruyor hem de ürünü işleyecek mekanizma. Yani babalar balığı tuttuğu gibi işleyip dondurup depoluyor. 

Sonra iş geliştirip bu işleyici/saklayıcı gemileri bir balık tutucu gemi filosunun ana gemisi haline getiriyorlar. Balıkçılar bir ekip halinde denize açılıp balıkları tutup bu ana fabrika gemisine ulaştırıyor. Gemi fullenince de limana gidilip yük verilip geri geliniyor.

Bu inovasyona ek olarak şirket balıkçılık sektöründeki mevsimselliği kırabilmek için şili, Ekvador ve portekiz de birçok balık çiftliği kurmuştur. Şirket özellikle somon, karides ve ahtopot çiftlikleri ile meşhurdur.

Balıkçılık Sektöründen Çıkalım

İşler büyüdü gelişti derken 1985’te Madrid borsasına kote olunup zirve görülüyor.

Yıllar yıla kovalıyor, bizim balıkçılık şirketi 2013 senesine gelince likidite krizinden patlıyor ve mahkemeye iflas korumasına başvuruyor. Bu bizim Türk hukukunda eski iflas erteleme şimdiki konkordatonun daha uzun vadelisi gibi düşünün.

İflas erteleme başvurusunda yaklaşık 1,5 milyar euro borç vardır. Ancak şunu da söyleyelim yine o dönemki bilançolara göre firmanın 1,5 milyar euro da piyasaya borcu vardır. Yani toplamda 3 milyar euroluk borç ile iflas ertelemeye giriliyor.

Mahkeme hemen davayı kabul edip kayyumların atamasını yapıyor.

Bazı Tecrübelerimiz 

Biz de eski kulağı kesiklerdeniz. Türkiyenin bu çakal dolu finans jungleında nereden baksanız 10. Senemizi deviriyoruz. Hor görmeyin, küçümsemeyin. Az çok firma nasıl batırılır, batan firmadan nasıl mal çekilir, nasıl tüyülür, tasarruf davasından nasıl yırtılır anlarız.

Ancak bu ispanyol abiler tam mal değneği. Şimdi firma batık. Batık firma demek teknik iflas dediğimiz aktifin pasiften küçük olması durumudur. Yani bir firma varlıklarıyla borcunu ödeyemez. Bir firmanın bu hale düşmesi için ya sürekli zarar edip özkaynağını tüketmesi gerekir, ya likditeyi ayarlayamayıp borçlarını vadesinde ödeyememesi ya da elindeki varlıkları ucuza sağa sola kaptırması gerekir. Bu üçüncü seçenek bazen bilinçi bazen bilinçsiz yapılır. İşte bu ispanyollar likdite krizinden yani borç vadelerini denkleştirememekten patlıyor. Aslında bir over borçlanma söz konusu burda. Ama esas mallık firma sahibinin iflas erteleme davasından evvel %15 lik hissesini elden çıkarması.

Ya abisi hiç mi hukuk danışmanınız filan yok. Tamam beceremedin batırdın firmayı eyvallah. Ulan gider ayak vurgun yapayım ayağına hisse satmak nedir? Mahkemeye niye delil bırakıyon ? Hayır savcının aramasına bile gerek yok armut gibi duruyor orda. İşte parayla zeka her daim doğru orantılı dağılmıyor.

Vay Anam Vay, Neler Dönmüş Serhat ?

Aslında her şey 2012 sene sonu gelir tablosu açıklanmadan 2 hafta evvel şirketin kurucu liderinin oğlu fernandes’in şirket ortaklarını olağanüstü toplantıya çağırmasıyla başlamıştır. Şirket 2012 gelir tablosuna göre şirket esasen ciddi bir kar açıklayacaktır. Ancak fernandes ortakları bunun için değil şirketin acil 50 mio euro nakit ihtiyacı olduğunu haber vermek için çağırmıştır.

Şirketin küçük hissedarlarının yönetim kuruluna yerleştirdikleri yöneticiler “baba sen ne diyorsun, hem 2012 de rekor kar ettik diyorsun, bilançoda yaklaşık 150 mio euro nakit benzeri değer görünüyor, hem de 50 mio eurocuk ihtiyacımız var diyorsun, bu işte bir gariplik var” diyorlar. Şirketin mali verilerine de imza atmıyorlar/İbra etmiyorlar. Hal böyle olunca şirket mali tablolarını halka açıklayamıyor. Tüm piyasa da bundan kıllanıyor.

Şirkete ilişkin soruşturma biraz derinleştiriliyor. Şimdi normalde bir şirketin varlığı borcu bilançoda ortadadır. Bunu oynatabilirsin. Nasıl? Türev ürünlerle başta likidite olmak üzere varlık borç rakamlarıyla oynama güzel yapılır. 

Mesela diyelim ki şirketin ciddi borçluluğu var ve bizim likidite oranı dediğimiz kısa vadeli varlıklar ile kısa vadeli yükümlülükleri karşılamak zor görünüyor. Hemen uzun vadeli varlıkları teminat gösterip şirkete nakit sokar bu istatistiğin altını oyarsın. Ya da diyelim ki şirketin gelirleri euro, giderleri dolar. Bu kur riski yani dolar açığı yaratıyor. Bu da hem kredi notunu hem de yatırımcıyı kötü etkiliyor. Napıyoruz? Çakıyoruz swabı. Swap biliyorsunuz over the counter bir ürün. Açık olandan usd alır euro satarsın. Böylece mevcutta usd artar euro azalır açık kapanır. Kim takar vadesini kim kazır bilanço dipnotunu. Göstermelik rasyoların iyi çıksın yeter. Bankayı da yersin yatırımcıyı da ki bu örnekte pescanova yemiştir alayını.

Pescanova Skandalı

Pescanova skandalı özetinde en temel bilanço makyajlama yöntemlerinden birisi olan ve hızlı büyüyüp batan şirketlerin tamamında uygulanan borç azaltımı/gizleme teknikleri uygulanmıştır. Normalde şirket yönetimi 2012 sene sonu bilançosunda 5 milyar Euro borç açıklayacakken muhtelif muhasebe cinlikleriyle bu borcu 1,5 milyar euroya düşürmüştür.

Pescanova skandalı özelinde borcu saklamak için iki temel yöntem kullanılıyor. Bunlardan bir tanesi şirketin grup/konsolide bilançolarına hiç girmemiş olan yurt dışı iştiraklerine borçlarını yıkması hadisesidir. Bu arada bu durum yurt dışı iştiraki olan tüm firmalar için geçerlidir. 

Nasıl yapıyor? Finansal kaydı güçlü olmayan ve uluslararası kaidelere uyma yükümlülüğü olmayan ülkelerde muhtelif iştirakler açılır. Akabinde ana firmanın gücü dayanak alınarak/bazen de kefaleti verilerek kredi çekilip ana firmaya aktarılır. Eğer bu firma grup firması olarak bildirilmezse borç o firma özelinde kalır. Pescanova da bu şekilde yaklaşık 100 kadar iştirak vardır.

Burada pescanovalı çakal abileri takdir de ediyorum. Aslında yasa dışı şeyler var ama şöyle detaylar var. Pescanova borcu sakladıkları şirket iştirakler arasında görünmesin ve konsolide bilançoda yer almasın diye, borcu sakladıkları şirkette hissesini hep %50 altında tutuyor. Peki kalan hisseler kimin? Bizim Fernandes abi ve akrabalarının.

Bir diğer yöntem de faktöring yöntemidir. Şirket daha fazla borçlanabilmek için paravan şirketlere olmayan satışların faturasını kesmiş, bu paravan şirket de gidip bu faturaya istinaden faktöring kredisi almıştır. Sanırım dünyanın en büyük balıkçılık şirketlerinden birinin çekini kırmayacak banka yoktur.

Paravan şirket de gidip bu parayı pescanovaya devretmiştir.

Sona Gelirken

Neyse mahkeme bir bilirkişi atıyor. Şirketin toplam 5,4 milyar euro borcunu ortaya koyuyor. Kayyumlar hemen şirketin işlerini oluruna koyup sermaye enjeksiyonu için sağa sola haber salıyor. 

Bu tarz ki özellikle likiditeden patlamış firmaların tek kurtuluş yolu budur. Sermaye girecek. Öyle borç ertelemeyle, ortağın şahsi mal varlığıyla filan kurtulmaz hatta daha da beter hale gelir vaziyet.

Burada devralma görüşmeleri filan derken aynı bizim Türk Telekom hadisesindeki gibi bankalar kafayı kırıp balıkçılığa soyunuyorlar. Hemen borç vadeleri hisseler karşılığında uzatılıyor. Bankalar birer eleman atıyor yönetime.

2015 senesinin şubat ayında banka 2014 gelir tablosunda kar açılıyor. Böyle olunca dış yatırımcılara satış başlıyor. 

İşte tüm bu usulsüzlükler sonucunda şirketin kurucu liderinin oğulları yaklaşık 8 er yıldan hüküm giymiş ve dünyanın tazminatını ödemiştir. Bunun yanında ispanyol tarihinde bir denetçinin ilk hüküm giydiği vaka da bu pescanova skandalıdır. 

Pescanova skandalı yazımızın sonuna geldik efenim. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu