Finans

Firmalarda Kur Riskinin Tespiti Üzerine

Bu yazımızda konumuz kur riski ve firmalarda kur riski tespitinin nasıl yapılacağı şeklinde. Konu oldukça önemlidir. Niye önemlidir? Türkiye’de dolar sorunu yazımızda da anlattığım üzere konu sıklıkla karşılaşılan bir mesele ve bu kur riski meselesi firmaları çoğu zaman batıran bir hadise. Özellikle ithalat yapıp yurt içinde satan firmalarda bu problemi sıklıkla görüyoruz. Bu yüzden firmalara üç beş faydamız dokunsun, dağ gibi firmalar batmasın diye bir yazı kaleme alalım dedik. Buyrun.

Kur Riski Nedir?

Kur riski bir firmanın belirli bir tarihteki yabancı para döviz pozisyonudur. Pek nasıl oluşur bu döviz pozisyonu? Firmanın döviz varlıkları ve yükümlülükleri arasındaki farktır.

Sizlere bilanço dersi vermeyeceğim. Ancak biraz detaylı bilgi vermem gerekiyor ya da bilançonun temel olarak mantığını izah etmem lazım. Daha detayı için de banka bilançosu ya da Trabzonspor’un bilanço analizini okuyabilir sayılarla nasıl raks ettiğimi görüp orgazmik seviyede muhasebe ile zevkten zevke koşabilirsiniz.

kur-riski-nedir

Bilanço aktif ve pasiften oluşur. Aktif kısım firmanın varlıklarıdır. Pasif kısım ise firmanın yükümlülükleri yani borçlarıdır. “Ulan hıyar hıyar konuşma sermayeden borç olmaz” demeyin. Sermaye şirket ortaklarına, şirketin tüzel kişiliğinin borcudur. Yani pasifin hepsi borçtur. Şirketler için temel kurgumuz pasif taraftaki kaynaklar ile aktif taraftaki varlıkların alınması, işlenmesi veya direk satılması ile gelir tablosunda kar yazılmasıdır.

Temel olarak firmanın aktiflerinin bir kısmı döviz üzerinden olabilir. Nedir mesela? Firmanın yabancı para üzerinden başkasından olan alacakları, yabancı para mevduatları ve nakitleri sayılabilir. Yabancı para yükümlülüklerine örnek olarak ise firmanın piyasaya ya da bankalara olan yabancı para borçları verilebilir.

İşte bu ikisi arasındaki farka piyasada kur riski denir. Ancak ilerleyen zamanda piyasa jargonuna yerleşmiş olan bu kavrama zaman kaidesini katarak biraz farklı yorum yapacağız. Bunun için sabırlı olun. Şimdi farklı bir pencere açıyoruz.

kur-riski-gorsel

Kur Pozisyonu Tipleri

Piyasadaki iş modeline göre firmaların farklı farklı kur pozisyonu oluşur. Bu bahsettiğim doğrudan kur pozisyonu. Dolaylı yoldan bir çok farklı kur riski hesaplanabilir ancak bu durum oldukça güç ve karmaşık finansal işlemlere sebep olacaktır. Mesela “ya kardeşim ben taşımacılık işiyle uğraşıyorum, malum petrolün fiyatı da hep dolar üzerinden, ben de mi böyle hedge yapayım” gibi dolaylı yoldan kur riski olanları bu yazıda ele almayacağım. Biz kendi modelimizi açıklayalım.

Piyasada sürekli açık kur riski taşıyan ve benim en çok riskli gördüğüm “kur riski birinci tip” olarak sınıflandırabileceğimiz yalnızca ithalat yapan yani düzenli olarak döviz gideri olan firmalardır. Bunlar kur riski yazımı detaylıca okumalılar. Borsa tarihi de başta olmak üzere bir çok firmanın bu sebeplerle battığını gördük. Bimeks’i bilmeyeniniz yoktur sanırım ki kur riski meselesine verebileceğimiz en baba örneklerden biridir.

Gelelim kur riski ikinci tip olarak sınıflandırabileceğimiz hem ithalat yapan hem ihracat yapan ekibe. Bunlarda biraz aşağıdaki başlıklarda açıklayacağım doğal hedge mekanizması olmakla birlikte bu ikinci tipte sınıflandırdığım firmalar detaylı hesaplamalar yapmalılardır. Çünkü kur riski ile birlikte nakit akımını ayarlamaları gerekir. Ya da gelen döviz gelirlerini firma giderlerinde mi kullanacaklar yoksa ithalat için saklayacaklar mı buna karar vermelilerdir.

Kur riski üçüncü tip sınıflandırmamızda ise yalnızca ihracat yapan firmalar vardır ki bu kişilerin en büyük sorunu dolar düşer mi? meselesidir. Bu tip kişilerin de hedging yapması gereken dönemler olabilir. Çünkü bildiğiniz üzere dolar her zaman TL’ye karşı değer kazanmıyor. eğer bu üçüncü tip kur riski olan firmalar böyle bir döneme denk gelirler ise iç piyasadaki alım güçleri ve sermayeleri zayıflayacaktır.

kur-riski-ihracat

Kur riski dördüncü tip sınıflamamız ise geliri de gideri de TL olan firmalar ki (bakın dolara endeksli olsa dahi bizim bu yazımızda esas aldığımız her daim nakit döviz giriş çıkışı bulunan firmalar olacak) bunların sülalesi rahat modunda takılmaları caizdir.

Kur Riski Nasıl Batırır?

Gelelim kur riski bir firmayı nasıl batırır sorusuna. Bir firmanın nakit akış yönetimi yazısında kapsamlı bir şekilde hiç kur riski de bulunmayan bir firmanın nasıl batacağını anlattık. Kur riskinden batan firmalarda bunun farklı bir stili ile batarlar. Yalnızca daha havalı ve daha yakışıklı versiyonudur.

Konuyu somutlaştırmak için bir sektör üzerinden devam edelim. Teknoloji ürünleri satan bir firmamız olsun. Güzel memleketimde teknoloji ürünleri çok üretilmediği hatta hiç üretilmediği için satacağımız malların hepsini ithal edeceğiz.

Malların stokta bekleme süresi 2 ay diyelim yani ortalama 2 ay içinde mal satılıyor. Aldığımız malın parasını geri ödeme vademiz de 2 ay olsun. Şu halde malı aldık ve 2 ay sonrası için döviz borcumuz oluştu.

Mallar tabi boş durmuyor. 2 ay içerisinde sürekli satılıyor ancak satış bedeli olarak TL alıyoruz.

Türkiye’nin dolar sorunu yazımda belirttiğim gibi kronik sorun tekrar hortluyor ve borç ödeme vademiz gelmeden kur 5 katına çıkıyor. E biz bu güne kadar sattığımız malların fiyatını hep bize ilk maliyeti +%15 kar marjı ile belirlemiştik. Elimizdeki malları da bitirdik. Yani 100 TL ile mal aldım. %15 koyup 115 TL ye sattım, iki ay sonra ödeyeceğim mal borcu 500 TL ‘ye çıktı.

kur-riski-gemi

İşte bu süreç bir kaç kez yaşanırsa, sermayesi nispetinde, firma biraz dayanır ama 3. Sünde yanda 4. Sünde bu kur riski gerçekleşerek firma patlar. Genelde kur riski üzerinden batışlar bu döviz borcu çok olan firmaların mallarını sattıktan sonra kur zıplamasından kaynaklanır.

Kur Riski Nasıl Hesaplanır?

Gelelim öncelikle bu riski nasıl yöneteceğinize. Eğer bu riski yönetmek istiyorsanız önce onu ölçmeniz ve sayısallaştırmanız gerekir. Bu ölçme ve sayılsallaştırma hikayesinin ne denli önemli olduğunu, size nasıl mantıklı kararlar aldırdığını oyun teorisi yazımızda kapsamlıca inceledik.

Normalde özellikle bağımsız denetim raporlarında firmaların kur riski sayısallaştırılıp belirtilirken zaman mefhumu gözetilmez. Ya da daha doğrusu anlık bilançoya göre verilir. Ancak bu yaklaşımın pek verimli olduğunu söyleyemeyeceğim. Bunun sebebini yazının kur riski nasıl önlenir (hedge) isimli başlığını okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.

Gelelim biz kur riski tutarını nasıl ölçmeliyiz meselesine. Biz hesaplama yaparken önce firmanın senelik nakit akım tablosunu önümüze alırız. Hangi vadede ne kadarlık kur gelirimiz ve kur giderimiz olduğu net bir şekilde ortaya konulur.

kur-riski-nasil-hesaplanir

Örneğin Ocak ayının birinci günü durumumuz sıfır diyelim. Ocak ayının 15. Günü döviz gelirimiz olsun. İşte bu döviz gelirini TL’ye çevirip nakit noksanlığını gidermek için başka giderlere ödeme yaparsanız sizin döviz pozisyonunuz artıdan sıfıra döner ki çoğu firmanın yaptığı hatalardan birisi budur.

Biz 15. Günde işçi ödemeleri için döviz gelirimizi TL ye çevirelim ve döviz pozisyonumuzu sıfırlayalım. Ocak ayının 30. Günü de döviz giderimiz olsun. Eğer kur artışı olursa döviz gelirimizi de TL ye çevirdiğimizden kur riski gerçekleşir ve patlarız.

Sanırım şu an neden bilanço üzerinden kur riski ölçmenin hatalı olduğunu anlamışsınızdır. Anlamadıysanız da anlayana davul zurna saz, anlamayana sivrisinek az diyorum. Tekrar okuyun. Bilanço üzerinden kur riski tespitinin sizi nasıl yanıltabileceğini daha net görürsünüz.

para-birimi-simgeleri

Kur Riski Nasıl Önlenir? (Hedge)

Gelelim firmalarda kur riski nasıl hedge edilir sorusunun cevabına. Burada iki farklı hedge sistemi vardır. Doğal hedge ve reel hedge sistemi. Tabi şunu belirtmem gerekiyor. Özellikle ihracat yapan ya da döviz geliri olan firmalarda hedge hesaplaması daha detaylı yapılması gerekiyor. Anlatacağız yavaş yavaş.

Doğal Hedge Nedir ?

Doğal hedge mekanizması yukarıdaki paragraftan da anlayabileceğiniz üzere ihracat yapan ya da döviz geliri olan firmalarda yaşanır. Özellikle ülkemizde faaliyet gösteren firmalarda bu modeli sıklıkla görüyoruz. Yani firma hem ithalat yapıyor dışarıdan mal alıyor, hem de ihracat yapıyor döviz geliri var. İşte burada ihracattan elde edilen döviz gelirleri, ithalata harcanacak döviz giderleri için doğal bir hedge mekanizması oluşturur. Yani sistem kendi kendi dengeler. Bu kısım kitaplarda yazanlardır.

Ancak kitaplarda anlatılmayan ve pas geçilen ve firmaların da hep hataya düştüğü bir koşul ile doğal hedge mekanizması gerçekleşir: O da firmanın ihracattan gelen döviz gelirlerini hiç harcamaması halindedir ki Türkiye gibi firmaların hunharca nakit ihtiyacı olduğu piyasalarda bu pek mümkün olmamaktadır.

Peki ne yapılmalıdır? Firmalar profesyonel destekler almalıdır. Biraz bahsedecek olursak günlük TL nakit ve döviz nakit tablosu ayrı ayrı tutulmalı, daha sonra eğer firma ihracat geliri ile elde ettiği dövizi gelir gelmez ya da ihtiyaç anında TL’ye çevirecekse bu iki tabloyu konsolide etmeli ve total bir nakit girdi- çıktı tablosu oluşturmalıdır. Hedge mekanizması kuracaksa da bu mekanizma üzerinden kurmalıdır.

dogal-hedge

Reel Hedge

Reel hedge ise firmanın bilfiil vadeli işlem piyasaları ve benzeri yerler üzerinden parasını ödeyerek (işlem maliyeti olur kendisi) hedge işlemi yapmasıdır. Burada döviz açık pozisyonu olan günler tespit edilir. Döviz açık pozisyonu olan günler, sizin elinizdeki dövizlerin o gün yaşanacak olan döviz çıkışına yetmediği günlerdir.

Bir örnekle konuyu somutlaştıralım ki şüphe kalmasın, kafalarımız temiz olsun. 1 Ocak gününde şirketin 100 TL’si, 50 USD’si mevcutta yani kasada bulunsun. Aynı gün bir ihracat yaptığımız firmalardan birisinin ödemesi olan 25 USD’nin geleceğini de düşünelim. Yine ne hikmetse -ki genelde böyle olur- aynı gün 100 USD’de ithalat yaptığımız ham maddeciye ödememiz olsun. Hesapladığınızda gün sonunda şöyle bir tablo ortaya çıkacak:

Varlıklar 75 USD + 100 TL

Yükümlülükler 100 USD

Şimdi burada siz ne yapacaksınız? 100 TL’yi o günkü kurdan USD’ye çevirmeyi planlayabilirsiniz ama 1 ocak tarihinde kurun ne olacağını bilmiyoruz. Belki şimdikinden düşük belki fazla. Düşük olursa sorun yok lakin yüksek olursa açığımız olabilir. Ne hikmetse bu günkü kur 1 USD=4 TL. Yani şu an 100 TL’miz 1 ocaktaki 25 USD açığımızı kapatmaya yetiyor.

Biz ne yapıyoruz? Hemen VİOP piyasasına gidip 1 ocak tarihli opsiyon arıyoruz. 1 Ocak tarihinde USDTRY 4,00 kurundan buy yani long dediğimiz pozisyona giriyoruz. Elimizdeki 100 TL’yi de faizden mahrum kalmamak için repoya yatırıyoruz.

Ahanda size mis gibi bir hedge örneği.

kur-riski-hedge

Hedge Mantığını Kavramak

Gelelim hedge kavramına. Efenim hedge sistemi bu platformda defaatle izah ettiğim üzere para kazanılacak bir sistematik değildir. Siz batma riskine karşı kendinizi garanti altına alırsınız. Yani hedge sistemi sizin batmamanızı sağlar. Size ne kadar anlatsam da bir kriz geçirmediyseniz bu durumu anlamanız pek mümkün değildir. 2001 krizini yaşayanlar bu dediğimi daha iyi anlarlar.

Muhasebe Sistemine İnce Bir Sitem: Kur Zararı Nasıl Hesaplanmalı?

Gelelim muhasebe sistemini gömmeye. Sanırım Pamukbank yazısıydı. tahakkuk esaslı muhasebe modeline de gömmüştüm. Efenim burada yine muhasebe sistemine gömeceğiz. Bu sefer tahakkuk esasından ziyade değerleme kısmını eleştireceğim.

para-kazan-hedge

Gelir tablosunda bildiğiniz üzere kambiyo karı/zararı diye iki gelir gider kalemi mevcuttur. Buraya yıl içerisindeki alış-satış vs. farkları da yazılmakla birlikte değerlemelerde yazılmaktadır. Örneğin firmanın banka hesabında 100 USD olsun. Biz de bu 100 USD’yi 300 TL’ye almış olalım. Borçlarımız arasında da 100 USD olan ki borç yapıldığında yine kur 3 kabul edersek 300 TL olan bir borç kaydımız olsun. 31.12 ya da dönem sonu geldiğinde bu varlık ve yükümlülüğümüzü güncellememiz gerekiyor. Güncel kur 4 olduğu zaman varlıklarımız 400 TL’ye çıkarken borçlarımız da 400 TL’ye çıkıyor. Ortaya çıkan 100 TL’lik kar ve zarar gelir gider tablosuna yazılır. İşte burada gerçekte varlık dolar olarak durmakta iken fiktif şekilde sanki bir gerçek zarar/kar varmış gibi gelir tablosuna kar/zarar yazılır.

kur-riski-plan

Daha doları satmamışım, ama değerlemede o günkü kurdan değerleme yapıp zarar yazıyoruz. Sonra firmaların karı azalıyor. Ben bu aşamada gelir tablosunun bozulması yerine amortismanlar gibi ters hesaplar kullanılarak o varlık ya da yükümlülük kaleminin içerisinde gösterilmesini faydalı buluyorum. Çünkü mevcut modelde gelir gider tablosu fiktif işlemler ile bozulmuş oluyor. Oysa bu değer düşüklüğü ya da yüksekliği bilançoyu ilgilendiriyor ki okuduğunuz üzere sürecin gelir gider ile hiç bir alakası yoktur.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu