Finans

Gölge Bankacılık Nedir?

Cümleten selamlar. Bu yazıda konumuz gölge bankacılık nedir meselesi. Mevzu derin lafı uzatmayıp direk yardırıyorum.

Gölge Bankacılık Nedir?

Banka olmayan kurumların yapmakta olduğu bankacılık faaliyetlerinin toplamına gölge bankacılık denir.

Neden Gölge Bankacılık Yapılıyor?

Bu konuyu anlamanız için bankacılığın ülke ekonomisi içinde nerede olduğunu anlamanız gerekir. Efenim bir ülke ekonomisi temel olarak finans piyasaları ve reel piyasalardan oluşur. Reel piyasalar faaliyetleri sırasında lazım olan parayı finans piyasalarından temin ederler. Özetle finans piyasalarında bir sorun yaşanırsa reel sektör iki katını yaşar.

İşte bu sebeple devletler finans piyasalarını ağır regülasyonlar ile sınırlamaktadır. Sebebi benim kontrol mekanizmam dışında finans sektöründe popo baş oynaması olmasın, her şeyden haberim olsun davasıdır. Devlet finans sektörünü stratejik görür, gerekirse ajanlarımla o piyasayı toparlarım der. 

Mesela sırf bu kontrollere örnek olarak Türkiye’deki bankacılık sektörüne yönelik sınırlamalara/koşullara bakalım:

300 mio TL altında bir sermayeyle banka açamazsın. Kaldıraç oranın en fazla 8 olabilir. Özkaynaklarının %20 sinden fazla döviz açık pozisyonu tutamazsın. Bir gruba verdiğin kredilerin toplamı özkaynaklarının %25’ini geçemez. Büyük kredi olarak nitelendirilen kredilerin ödeme vaziyetini BDDK’ya bildirmek zorundasın. SYR’ni %12 ve üzerinde tutmak zorundasın. BHFOR %20’nin altına düşemez. Likidite pozisyonun %100’ün üzerinde olacak filan. Bak bu yazdıklarım sadece kanunda yazanlar. BDDK’nın iyi uygulama rehberlerini, yönetmeliklerini filan yazmadım. Bu işler kolay değil. Atadığın genel müdürün bile BDDK’dan onay alması lazım. Kafadan genel müdürün bddk ile oturup çay içme hadisesi var ya.

Şimdi buraya kadar okudunuz. Muhtemelen ana avrat düz gidip bankacılık yapmam ben ya diyorsunuz. Dur dur gitme, dahası var. Bu yazdıklarım var ya hepsi maliyet. Yani kredi verirken bir maliyetin olacak senin kaynak maliyeti diye. Bunun üstüne bunların giderlerini ekleyeceksin, üstüne risk primi koyacaksın, sonra pazar payını arttırmaya çalışacaksın verdiğin faizle. Tabi kamu bankaları sana piyasayı bırakırsa. 

Şimdi sen girişimci olarak “eaahhh yeter bea” deyip bu sektöre girmeyeceksin. Tabi bir akıllı sen değilsin. Bütün sermayedarlar böyle düşünüyor. Peki senden daha akıllı olanlar napıyor? Kanunun etrafından dolanıp hem bankacılık yapayım hem de bu sınırlamalara tabi olmamalıyım diyor 

En mal olanları gidip yasada suç olan tefecilik yapmaya başlıyor. Bunlar genelde yakalanıyor. Malum emniyetin tefecilere operasyon haberlerini her gün okuyoruz. Tefecilik de gölge bankacılık faaliyeti ama bunlar sermayedarın salak olanları dediğim gibi.

Akıllı olanlar başlıyor araştırmaya: bankalar napıyor? Para topluyor, ihtiyacı olanlara kredi olarak veriyor. İşte öyle bir sistem kuracaksın ki hem bu işi yapacaksın, hem bu faaliyetin yasa dışı olmayacak hem de etraftan dolanacaksın. Aha bu faaliyetlerin bütününe gölge bankacılık denir.

Yalnız şunu söyleyelim. Mevduat toplama işini gölge bankacılık kurumları “mevduat topluyorum ülen ben” diye alenen yapamaz. Daha farklı şekilde yapıyorlar. Muhtelif yöntemlerle topluyorlar. Yatırım bankalarının topladığı gibi ihraçlar da söz konusu, muhtelif yapılandırılmış finansal ürünler de.

Kredi bacağına gelirsek gölge bankacılık kurumları kredi verme işini direk yaparlar. Ancak bireysel kredi, kredi kartı vs. filan bu gölge bankaları kesmez. Bunlar direk şirketlere, ticari olarak çalışırlar. Yatırım için bastırırlar.

Gölge Bankacılığın Belası: Likidite Riski

Bankaların faaliyet gösterdiği sırada karşılaştıkları riskler yazımda sizlere likidite riskini izah etmiştim.

Gölge bankacılık kurumları konvansiyonel bankalar gibi merkez bankasının günlük likidite operasyonundan faydalanamazlar ki Demirbank hadisesinde anlattığım üzere likidite bulamamak batmak demektir. Bu yüzden gölge bankacılık işi ciddi riskli bir iştir.

Bir de normalde ve özellikle Türkiye özelinde pasifte yer alan banka kaynakları oldukça kısa vadelidir. Bankalar mevduat toplamalarına rağmen bu vadeler karakteristik olarak kısadır ülkede. İşte yatırım bankalarında ya da gölge bankacılıkta bu süreler daha da kısadır.

Bu durum (kaynak maliyetleriniz oldukça kısa sürede yenilenirken kredi vadelerinizin uzun olması nedeniyle) ciddi bir faiz riski doğurur. Günün sonunda faiz riski, ortaya çıkan zararlar nedeniyle size likidite riski olarak döner.

Özellikle ekonomik konjonktürün yukarı yönlü olduğu dönemlerde konvansiyonel bankalara göre çok fazla kazandığını gördüğümüz bu gölge bankaların, konjonktürün aşağıya döndüğü zamanlarda ettikleri kardan daha fazla zarar ederek batışa sürüklenmesini, maruz kaldıkları likidite riskinin konvansiyonel bankalara göre daha fazla olmasından kaynaklandığını söylesek yanlış olmayacaktır. (Ne cümle kurdum be, klavye ağlıyor şu an höyküre höyküre)

Peki bunca riske rağmen bu işi niye yapıyorlar derseniz tek bir açıklaması var. O da maliyetin ucuz olması. Yukarıda banka kurmanın ve faaliyeti devam ettirmenin koşullarını yazdım. Orada saydığım syr si cartı curtu hepsi ekstra maliyet demek. Bu maliyetler gölge bankalarda yok ve risklerine rağmen karlı bir iş olmaya devam ediyor.

Gölge Bankacılık Sistemine Örnekler

Başta emeklilik fonları olmak üzere sigorta şirketleri bu gölge bankacılığa örnektir. Emeklilik fonu derken bizdeki bireysel emeklilik sistemi gibi düşünün. Bunun Amerika versiyonu. Yine hedge fonlar, yatırım şirketleri, yatırım fonları, menkul değerler şirketleri bu listede diyebiliriz. Ülkemiz özelinde kuyumcular ve döviz bürolarının hatırlı müşterilerine kredi limiti açtıkları da bilinen bir husus. Bu yüzden yurt dışında gölge banka olarak saymasak da Türkiye’de kuyumcular ve döviz büroları gölge bankalardandır.

Tabi bazı yazında faktöring, leasing ve tüketici finansman kurumları bu listede sayılsa da bu dünya genelinde geçerli, Türkiye için pek geçerli değildir. Çünkü bizdeki yapıda bu saydığım kurumlar bankacılık benzeri düzenlemelere ve sınırlamalara tabidir. Kredi takip, izleme ve bunların ortak platforma bildirim süreçleri, maliyetleri filan tıpkı bankalar gibidir.

Yatırım Bankaları Shadow Banking Mi?

Bu durum ülkesine göre değişir. Bu kurumlar bankalar gibi sıkı bir şekilde denetleniyorsa gölge bankacılık diyemezsiniz. Ancak bu tip kurumlar denetim dışı tutuluyor ya da muhtelif noksanlıklar var ise buna yatırım bankaları gölge bankacılık sisteminde diyebiliriz.

Gölge bankacılık meselesinde bir kritik husus ise yatırım bankacılığında faaliyet gösteren firmaların çıkarttığı, kullandığı ya da kullanılmasına aracılık ettiği, s.i.v. de denilen yapılandırılmış finansal ürünlerdir. Yatırım bankaları bu çıkarttıkları siv’leri spv’ler aracılığıyla alabilirler ve bu işlemle yükümlülüklerini ve varlıklarındaki noksanlaşmayı off balance sheet yani bilanço dışında tutabilirler.

Bu şirketlerin yükümlülükleri off balance sheet işlemleri nedeniyle bilançolarından anlaşılamıyor olduğundan finansal piyasanın sıhhati için yürürlüğe konulan kanun ve uygulamalardan sıyrılmaktadırlar.

Bu işin en riskli bacaklarından birisi. Eğer yatırım bankaları bu işi yapabiliyor ise gölge bankacılık kavramına örnek olarak gösterebiliriz. Tabi şunu ekleyelim 2008 krizinden sonra özellikle nazım hesaplarda izlenen türev işlemlere ilişkin ciddi kontroller getirildi. Eskisi gibi bu iş de kolay değil deyip 2008 krizine bir dönelim sizlerle.

2008 Krizini Gölge Bankacılık Mı Tetikledi?

İşi tam olarak gölge bankacılık kavramına sıkıştırmak yersiz. Ancak sürece müdahil olan  birçok unsurdan yalnızca birisi diyebiliriz. Burada tam olarak şöyle bir vaziyet var. ABD’de bulunan Lehman Brothers, JP Morgan gibi yatırım bankalarının 2008 krizinin temel tetikleyicisi olan konut piyasası ile ilgili yapılandırılmış finansal ürünleri, bu ürünlere yatırım yapan sigorta ve bankacılık sektörünün belini büktü desek daha doğru olur diye düşünüyorum.

Yani tüm bahaneyi gölge bankacılığa bulmak bence aptalca ve basitleştirici. 

Ha bazı kesimler diyor ki efenim bu yatırım bankaları konut kredisi finansmanına girerek krizi tetiklemiştir filan, ben bunun böyle olduğunu düşünmüyorum, böyle bir tespite de katılmıyorum. Gölge bankacılık dediğiniz sistem gidip konut kredisi vs. Vermez. Ha diyorsanız ki bunlar konut piyasasını finanse eden kurumları finanse etti filan o da teyide muhtaç bilgidir. 

2008 krizi ile ilgili esas odaklanılması gereken konu bu yatırım bankalarının çıkarttığı konut kredileriyle alakalı türev ürünlerin bizzat muhteviyatının hangi saikle denetlenmediği ve buna yatırım yapan koca koca şirketlerin bu yatırımları (aldıkları kötü kararlar) sonucu batmasının engellenmesinin mantıklı olup olmadığıdır.

2008 krizinde beyaz bayrağı çeken bear stearns ve lehman brothers’a baktığımızda bu arkadaşların finansman kaynağı olan yapılandırılmış finansal ürünler pazarına olan ilginin düşmesinin ve daha sonra FED’in toxic varlık olarak nitelendirdiği varlığa dayalı menkul kıymetlerin satışının zorlaşması nedeniyle finansal kaynaklara erişemediğini görüyoruz. Yukarıda her ne kadar bu kurumların merkez bankası likiditesine erişemediğini söylesek dahi 2008 krizinde bu arkadaşlara kurtarma paketi çıkarılmış ve bu elemanlar kurtarılmıştır. Tabi bu kurtarmanın bedeli el değiştirmek olmuştur.

Sonuç olarak 2008 krizinde bu yatırım bankalarının bilançolarının pek temiz olmaması ve kamunun bunu idrak edememiş olması krizi daha da büyütmüştür. Çünkü temelli bir finans zinciri ortasından kırılmıştır bu kriz ile.

Yapılandırılmış Finansal Ürünleri İdrak Etmek

Burada önemli meselelerden birisi gölge bankacılık kurumlarının dönem dönem araç olarak kullanmakta olduğu yapılandırılmış finansal ürünleri anlamaktır. Vakti geldiğinde ayrı bir başlık altında inceleyeceğimiz muhakkak. İngilizcesi special investment product’tır.

Nedir efenim: esasen bir anda birden çok ve farklı yatırım aracına yatırım yapılabilmesi için çıkartılmış bir finansal mühendislik harikasıdır. Ana bir yatırım aracını alır, daha sonra bunu hem bu yatırım aracının türevlerini kullanarak hem de diğer yatırım araçlarının türevlerini kullanarak bir finansal ürün haline getirerek fiyatını koyar. Bir üst paragrafta geçen türev kelimesinden kasıt forward, opsiyon gibi yatırım aracının gelecek zamandaki değerine konu olan yatırım çeşidini içerir. Hadi şimdi bu paragrafı bir tekrar oku.

Şimdi gölge bankacılık yapanlara ne demiştik yazının başında? Bu adamlar mevduat toplayamıyor. İzni yok. Adam da bu dezavantajını gidermek için bankalarda olmayan, riski mevduat ve tahvile göre baya yüksek, ancak getiri potansiyeli de riski doğrultusunda yüksek ürünler üretiyor. İşte bu ürünler bizim siv dediğimiz naneler. Bu yüzden gölge bankacılıkta temel kaynak temin aracı bu yapılandırılmış finansal ürünlerdir.

Şimdi bu karışık türev ürünlerimizi bir de kaldıraçla alabildiğinizi düşünün. Aha bu noktada risk yönetiminiz sapıtıyor. İşi yani gölge bankacılığı finansal piyasalar için riskli yapan unsur budur esasında.

Devlet Ne Yapıyor?

Devlet ne yapsın efenim. Böyle alanlar türedikçe kanun tadil edip yasa dışı faaliyetlere operasyon yapıyor.

Ancak yasaklamaktan önce her daim kanun düzenlemesi ile piyasayı kontrol altında tutmaya çalışıyor devlet. 

Bitcoinli Gölge Bankacılık

Burada bitcoinden önce süreç başlamıştı aslında. Hem gölge bankacılığı engellemek hem de yüksek faizin önüne geçmek maksatlı olarak devlet tefecilik faaliyetini yasaklamıştır. Bu engellerden en mühimi giriş sermayesi sınırıdır. Bireylerin birbirine borç vermesi serbesttir normalde. Ancak iş, bu borç verme işinden para kazanmaya dönünce devlet bunu yasaklamıştır. 

Hal böyle olunca peer to peer diye bir sistem geliştiriyor yeni nesil. Böyle platformlar kuruyorlar internette, ihtiyacı olan ihtiyacı olmayandan para alıyor. Aradan para da kazanıyorlar, bu işe aracılık eden de para kazanıyor. Fakat bu iş her ülkede serbest değil. Bir de bunun üstüne bitcoin çıkıyor. Devlet bunun önüne geçemediği için bitcoin ile yapılan gölge bankacılık/peer to peer bankacılık çok tutuyor.

Bakın bu platformda daha önce bitcoin konusunda yazdım. Ben halen bu bitcoin ve herhangi bir devlet tarafından basılmamış olan dijital paranın bir gün normal hayatımızda (resmi olarak) alış satış işinde kullanılacağına ve bizim bildiğimiz fiyat paraların yerine geçeceğine inanmıyorum. 

Ancak bu bitcoin ile başlayan gölge bankacılık süreci bence ciddi şekilde tehlikeli. Finans sektörü hem ülke iktisadı içindeki ehemmiyeti hem de stratejik durumu nedeniyle devlet kontrolü altında olmalı. Dolayısıyla bitcoin ile yapılan peer to peer bankacılık işlemleri sektörün riskini arttıracak ve olası bir krizde çok kırılgan hale gelerek daha büyük krizleri tetikleyecektir.

Gölge bankacılık nedir yazımızın sonuna geldik efenim. Esen kalın. 

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu