Finansal Skandallar

Barings Bank Olayı

Bugünkü skandalımızın konusu nam-ı diğer kraliçenin bankası (İngiltere Kraliçesi bankanın müşterisiymiş uzunca bir süre) Barings Bank. Malumunuz olduğu üzere platformda bol bol finansal skandal inceliyorum. Açıkçası seviyesiz magazin dünyasının düşük insan profillerinin birbirleri ile yatıp kalkmalarından daha çok bu skandallar bana daha çekici geliyor. Evet her türlü karaktersizlik bu skandallarda da var ama ne bileyim finansın magazin boyutu bence kendisinden daha keyifli. Acayip risk almalar, hayatında bir arada görmeyi tahayyül edemeyeceğin parayı bir gecede dürüm yapıp yemeler filan efsane oluyor.

Bu yazıyı beğendiyseniz yine finans dünyasında ki batışları incelediğim;

Enron Vakası

Pamukbank Batışı

İmar Bankası Batışı 

Demirbank Batışı

Yazılarını okuyunuz. Her biri finansal bir ders niteliğindedir.

Barings

Barings Bank finans aleminin, Berenberg Bank’tan sonra en eski ikinci yatırım bankasıdır.  Banka 1762 yılında Francis Baring tarafından temelleri atılmış ismi oldukça yaratıcı bir şekilde kurucusunun soy adını almış bir yatırım bankasıdır. 

Banka başlangıçta İngiltere’de küçük ofislerle işe başlayıp başta yün olmak kaydıyla çok sayıda ticari iş ile birlikte finansal hizmette veriyor.

barings-bank

ABD’nin Louisiana’yı Satın Alınması Olayı

Devam eden süreçte ABD’ye açılan banka başka ortaklıklara girip tam bir finans canavarı haline geliyor.

Bankanın şanı tarihin en büyük toprak satın alması olan Louisiana satın alması ile yürüyor. Malumunuz ABD amiyane tabirle toplama bir devlet. Abd’nin Louisiana kısmı o dönem Fransızların kolonilerinin elinde. Ancak paraya daha fazla ihtiyacı olduğu için bu toprakları satmak isteyen Fransızlar aracı olarak Barings ve ortağını seçiyor. ABD’nin kurucuları da toprakları genişletip devlet kurma peşinde. İki tarafın rızası da olunca satış gerçekleşiyor. Alım satıma aracılık eden Barings Bank şanına şan katıyor.

Devletlerin finansmanına burada alışan Barings, devam eden süreçte ABD devletini 1812 savaşlarında finanse ediyor. Aslında adamlar sürekli ABD devletine yatırım yapıyor. Ve bu en kazançlı yatırım oluyor.

Bunun üzerine Barings’e İngiltere, Fransa, Prusya, Avusturya ve Rusya’dan sonra Avrupa’nın en büyük 6. Gücü diyorlar. Düşünsene bir banka bir kıtanın en güçlü 6. Ülkesi haline geliyor. İşte finansın daha doğrusu sermayenin sihri buradadır. Paraya sahip olan her şeye sahip olur.

ABD’ye yatırımlarına devam eden Barings Bank yine doğru bir seçim yaparak Amerika’nın demiryolu inşaatının finansmanına girişiyor. Buradan da ciddi gelir elde ediyor.Sermayesine sermaye katıyor.

barings-plaka

Sallantılı Dönemler

1880’li yıllarda bol bol hükümet bono ve tahviline aracılık eden ve underwrite eden (aracılık eden) yatırım bankası bu alanda ayarı biraz kaçırıyor. Bu tarihlerde iç karışıklık yaşayan Arjantin, moratoryuma doğru gidince bankanın Arjantin’i daha fazla destekleme imkanı da olmuyor ve ayarsızlığının cezasını ciddi zarar ile ödüyor.

Ancak bankanın şansı yaver gidiyor ve dünya geneli bir ekonomik kriz yaşanınca İngiltere Merkez Bankası genel bir bankaları kurtarma paketi açıklıyor. (2008 krizinde FED’in yaptığı gibi)

Banka bu tarihten sonra bir daha eski şanına kavuşamıyor ancak faaliyetlerine devam ediyor.

Barings Bank’ın Batışı

Barings Bank 1985’ler civarı aracı kurum hizmetleri vermek üzere uzak doğu pazarına giriyor. Hikaye Nick Leeson abimizin bankanın Singapur trade operasyonları yöneticisi olarak atanması ile başlıyor. Şunu da belirtelim, Nick Leeson normalde İngiltere’de brokerlık için resmi kuruma başvuruyor ancak resmi merci başvuruyu Leeson’ın dolandırıcılık potansiyeli nedeniyle reddediyor. Barings bu durumu pek sallamıyor. Aslında hikayenin başlangıcında dahi problem olduğunu görebiliyorsunuz.

Banka normalde Leeson’a sadece arbitraj yapmasını söylüyor. Yani bir pazarda aldığı malı diğer piyasa da hızlıca satarak, pozisyon tutmayarak ufak karları elde ettiği anda satış yapıp çıkmasını, zarar ettiği zaman ise yine zararı ufak tutarak çıkmasını söylüyor. Zaten günümüzde dahi Bankalar açık pozisyon tutmazlar. Bu tip trade işlemlerini sadece Hazine süreçleri (müşterilere döviz-altın satışı) ve hedge işlemleri için kullanırlar.

nick-leeson
Nick Leeson Singapur’da mahkemeye gidiyor.

Günler haftaları, haftalar da ayları kovalarken bankada çalışan bir bayan hatalı bir işlemle 20.000 pound zarar ediyor. Nick Leeson durumu yukarıya raporlamak yerine 88888 kodlu bir hesap kullanarak zararı gizliyor. Yani normalde zarar olarak günlük mizanda yerini alması gereken işlemi zarar kalemine muhasebeleştirmek yerine 88888 kodlu hesaba muhasebeleştiriyor. Özetle zararı gizliyor.

Peki şeytanın gıdım gıdım gıdıkladığı Leeson abimiz ne yapıyor? Ulan bu hıyarlar teee İngiltere’de. Sistem filan hak getire. Aha geçen yaptığım gizleme işlemini de fark etmediler. Dünyanın da sermayesi var elimde. Kim nereden bilecek. Bu maaşla bir arpa boyu yol anca alırım. Ben zengin olucam. Pozisyonları koruyayım. Onlara sattım derim. Karı cebime atarım. Bakın bu kısım düzenbazlığa giriş 101 de okutulur pardon öğretilir. Hile üçgeninin önemli bacağı olan rasyonalizasyonu bu düşüncelerle geçiyor.

Yani benim size Forex yazımda defaatle bahsettiğim, süreci tam bir oyuna döndürme hali.

Barings Bankın burada yaptığı bir hataya değinelim. Normalde banka hazinecilerinin tamamında bu alım-satım yetkiler olur ancak kimse yetkisini tek başına kullanamaz. Yani mutlaka bir ikinci onaycı vs. Sistem tarafından atanır ki bu işlerden kaçınılsın.Ulan en azından biri dürüst çıkar onay vermez deniyor. Ancak Barings Leeson’a tek başına sınırsız işlem yetkisi veriyor. Hatta bununla da kalmıyor abi ofiste tek kişilik dev kadro olduğundan işlemlerin muhasebesini de kendisi tutuyor. 

Yani şartlar öyle ki Leeson istediği pozisyonu açar, bundan zarar eder ya da kar eder ancak muhasebesini kendisi yaptığından kimse bu duruma ayıkamaz. Bu da hile üçgeninin fırsat bacağını oluşturuyor.

Tüm yetkiler elinde olan Leeson abimiz bu işe 1992’de ufak ufak başlıyor. Japon borsası Nikkei’ye olan güveni tam olan bu çakma traderımız baktı ki para oluk oluk akıyor, aldığı pozisyonu büyütüyor ve belirli bir süre sonra kasanın büyük bir kısmını Nikkei’nin futures sözleşmelerine alım emri giriyor. Muhasebe kaydını da tek başına yaptığından Barings merkezinin bu işten zerre haberi olmuyor.

barings-gazete

Ta ki 1994 Kobe Depremine kadar. Kobe depremi olunca Nikkei tamamen göçüyor. Ancak ters psikoloji yatırım stratejisi dediğimiz, herkes gider Mersin’e ben giderim tersine hikayesine oynamaya devam ediyor Leeson. Fiyatı dağılmış olduğu halde Nikkei futureslerinin hepsini piyasadan toplamaya başlıyor.

Ancak durum ancak 23 Şubat 1995’e kadar sürdürülebiliyor. Mevcut pozisyonu sürdürebilecek teminat Barings’te kalmayana kadar Leeson inandığı kontratı almaya devam ediyor. 23 Şubat gecesinde ise elde avuçta bir şey kalmayınca gece Kuala Lumpur(Malezya)’a uçuyor. Giderken de ardında bir itiraf notu bırakıyor. 

Barings Bankın burada inanılmaz berbat bir kriz yönetim süreci vardır. Banka henüz açık pozisyonlarını kapatmadan basın açıklaması yapınca herkes elindeki Nikkei alım sözleşmeleri satışa koyuyor ve bankanın zararı katlanarak artıyor.

barings-trading-jacket
Baring Bankın bir işlem ceketi (trade jacket).

Olayın Boyutları

Leeson’un faaliyetleri sonucu Banka toplamda 1,3 milyar USD ki döneminin parası ile 850 mio pound zarar etmiştir.

Yapılan işlemlerin hacmine baktığımızda futures sözleşmesi olarak geçen sözleşme tipinde, Nikkei endeksine yönelik olan sözleşme cinsinden tam 7 milyar USD tutarında sözleşme almıştır. Yaklaşık da 20 milyar USD tutarında yine tahvil ve futures sözleşmesi karışık bir biçimde satış işlemi yapmıştır.

barings-bina

Yaptığı işlemler nedeniyle 223 yıllık bankanın batmasına neden olan Nick Leeson bu işlemlerinden dolayı 6,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Hapisten çıktıktan sonra bir yatırım kuruluşunda ders verdiğine dair söylentiler geziyor ancak hangi akla hizmet bu adama ders verdiriyorlar anlamak mümkün değil. Yatırım dersi verdirilecek son adam sanırım kendisidir. Leeson’un bir de web sitesi mevcut. Yani halen aramızda. Zararı da ödememiş durumda.

Öte yandan Barings Bank batışını müteakip 1 pound karşılığında ING’ye satılmıştır. ING Barings olarak faaliyetlerini sürdürmekte iken ABD’lilere (ABN Ambro) satılmıştır.

Bunun Filmi Var Mı?

Yazı okumak beni sarmıyor aga olayın filmi var mı diyorsanız Rogue Trader filmi tamamen Nick Leeson için çekilmiştir. Piyasa kötü olanı meşhur etmeye devam etmektedir.

Barings Olayının Sonuçları

Barings olayı şirketlerdeki risk yönetimi kavramına ve iç denetim kavramına yeni bir bakış açısı getirmiştir.

Günümüz banka hazinelerinde ön masa-arka masa uygulaması vardır. Yani işlem ön masadan girilir, arka masada onaylanır. İşte bu Barings Bank olayından sonra gerçekleşmiştir. Operasyonel risk kavramının kitaplardan çıkıp gerçekte ne olabileceğini gören bankaların tamamı neredeyse tüm işlemlerinde bu sistematiğe geçmiştir. Bunun dışında muhasebe işlemleri baştan başa değerlendirilmiş, sistem tarafından otomatik muhasebeleştirme işlemlerine ağırlık verilmeye çalışılmıştır. İşin aslında kritik olan çıkış noktası işlemin muhasebe bacağıdır. Yani hile üçgeninin fırsat bacağını denetim oluşturur ama gerekçenin kökü de bir yandan muhasebedir. Çünkü merkezin durumu fark etmemesi muhasebe kanallarında bu işlemin görünmemesinden kaynaklanır.

Yaptığım iş itibariyle de baktığımda zimmet ile nitelikli zimmet arasında çok fark vardır. Örneğin adi bir zimmet suçu genelde acil para ihtiyaçları halinde yapılmaktadır. Fakat kişi zimmet fiilini planlayarak yapıyorsa ki buna nitelikli zimmet denir işin içerisine genelde ilk eylemi saklama maksatlı yapılan ikinci bir eylem girer. Leeson ise muhasebe hesaplarını kullanarak nitelikli zimmetin kitabını yazmıştır.

hile-ucgeni
Hile üçgeni: Kişinin hile ile işlem yapmasının koşullarını gösterir. Yani bir kişinin hile yapması için ilk tetikleyici önce üçgenin başında gördüğünüz baskı da denilen kişinin hileyi yapmak için kendisine bir tetikleyici bulmasıdır. Bu performans baskısı olacabileceği gibi daha fazla para kazanma dürtüsü genelde temel baskıyı teşkil eder.Üçgenin sol alt bacağında gördüğünüz ise fırsattır. Bu Barings olayında denetimcilerin olayları görmemesi fırsatı yaratır. Sağ alt bacakta görülen unsur ise rasyonalizasyon yani kişinin yaptığı hilenin doğru bir şey olduğuna kendisini ikna etmesidir. Bu hakkının yenmesi ya da kötülüğün kabul edilmesi gibi düşünceleri içerir. İkna bacağı sürecin en önemli hususudur. Kişinin duygusal olarak bu işlemi gerektirecek bir gerekçeyi bulmasının akabinde kişiyi engelleyecek pek bir güç olmadığını söyleyebiliriz.

Ancak bir denetim elemanı olarak bu süreçte bankanın iç denetim biriminin bu süreci fark etmemesi, ya da ilk yapılan 20.000 poundluk zararın fark edilmemesi bana her daim enteresan gelmektedir. Açıkçası bu aşamada kabahatin büyük kısmını meslektaşlarıma yazıyorum.

Normalde yurt dışı birimlere ya da başka bir iştirak/bağlı ortaklığa denetim için gidildiğinde ilk yapılan önce bilançoyu daha sonra ise mizanı istemektir. Mizanın istenmesinin nedeni işlem yapılan ancak şu an kapalı olan yani sıfır bakiyeli olan hesaplarda ne işlem olduğunun görülmesidir. Çünkü denetim geldiği zaman açık olan hesaplar kapatılmış olabilir ya da adam zaten çok önceden kapatmıştır vs. Zannedersem ilgili birime denetime giden arkadaşlar mizan kontrollerini gerçekleştirmemişler ki 88888 kodu hesabı görmemişler.

Ancak bu olayda şöyle bir anekdotta geçiliyor. Rutin denetim faaliyetleri kapsamında bir personelin hesaplarında fark tespit ediliyor. Denetçiler birimin yöneticisi olan Nick Leeson’u sıkıştırıyorlar ve Leeson’da bakalım deyip gidiyor. Sahte bir faks hazırlıyor ve başka bir numaradan Barings’in şirket faksına faks geçiyor. Düzmece bir şirketin Barings’e borcu olduğunu gösterir ve bu borcun ödendiğini gösterir bir evrak bu. Denetçiler de bunu kabul ediyor. Aslında olay bu aşamada fark edilseydi muhtemelen Leeson bu işlemleri devam ettiremeyecekti çünkü Leeson atılmış olacaktı. Belki de denetçileri bu şekilde kandırdığı zaman işi devam ettirebileceğini anlayarak işlemlerini arttırıdı. Yani denetim kalitesinin de noksan olmasının olayda ciddi bir etkisi olduğunu söyleyelim.

Barings Olayı Rekor Mu?

Tabii ki değil. 2008 yılında Jerome Kerviel adlı abimiz halen faaliyette olan Societe General bankasını yaptığı işlemler nedeniyle yaklaşık 7,5 milyar USD zarara sokmuştur. Rekor kendisindedir.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu