Finansal Skandallar

Yaşarbank Nasıl Battı?

Cümleten selamlar. Efenim batık bankalar tarihinin dar sokaklarında yolculuğumuza olanca tedirginliğimizle devam ediyoruz. Bu yazımızda konumuz yaşarbank nasıl battı meselesi.

Yaşarbankı Tanıyalım

1924 senesinde yani Cumhuriyetin ilk yıllarında yaklaşık 250 ortakla, ülkemizin güzide ilçelerinden Akhisar’da bir banka kuruldu. Adı da Akhisar Tütüncüler Bankası idi. Banka daha sonra 1954 senesinde adını Türkiye Tütüncüler Bankası olarak değiştirdi.Bu banka ilerleyen zaman da Yaşarbank olacak, sonra da batacaktı.

1955’te genel müdürlük binasını İzmir’e taşıyan banka 80’li yıllara kadar bölgesel bir banka hüviyetinde faaliyet gösterdi. 80′ senesinde yine ege bölgesinin büyük sermayedarlarından Yaşar Holding bankayı satın aldı ve adını da yaşarbank olarak değiştirdi. 

Yaşar holding bugün halen faaliyetini devam ettiren ve halen ülkenin büyük sermaye gruplarından birisi. DYO, Pınar ve Viking Kağıt gibi sektörün öncü firmaları ile faaliyetlerini devam ettirmektedir.

Bankanın birinci dönüm noktası bankanın ulusal bir kimliğe kavuşmasını sağlayan yaşar grubuna devredilmesidir. İkinci dönüm noktası ise ya da bir alt dönüm noktası diyelim banka merkezinin İstanbul’a taşınmasıdır.

Açıkçası yazının manşet resmini Yaşarbank tabelası olarak vermek isterdim, ancak hem google görsellerdemyeterince güzel resim yoktu, hem de Tütünbank’ın İzmir Genel müdürlük binası o kadar güzeldi ki kıyamadım.

90′ senesinde hisselerinin %15’ini borsada halka arz eden bankanın yakın izlemeye girdiği 94′ senesinde toplamda 58 şubesi bulunmaktadır.

Bu arada %15 halka arz edilmiş olan hissenin dışında kalan hisselerin tamamı yaşar grubuna bağlıdır.

Yaşarbank Nasıl Battı ?

Efenim platformumuzda bir krizde neler yapılmamalı başlığı altında incelediğimiz 94′ krizi o dönem birçok bankanın batmasıyla daha da büyümüştür. Yaşarbank da o dönem yakın izlemeye alınan bankalardan birisidir.

Faiz lobisi yazımızda detaylıca konu edinmiştik ama tekrar hatırlatalım: faiz artışından en fazla zarar gören kurumlar bankalardır. Bunun temelinde ise bankaların kaynak maliyetlerinin ortalama 90 günde bir yenilenirken kredi maliyetlerinin 500-600 günde bir yenilenmesi gelir. Zaten ortalama bir bakkal hesabı yaptığınızda durumun vehametinin farkına varırsınız.

Umarım cahil medyanın clickbait haberlerine daha fazla itibar etmezsiniz diyeceğim de sizler akıllanmazsınız, uslanmazsınız.

94′ krizinde Çiller ablamın faiz inadı tutmamış, faizler düşürüldüğü seviyeden çok daha fazla yüksek bir seviyeye çekilmek zorunda kalmıştır. Bu da bankaları zorlamıştır.

Şu taraftan da bakın hadiseye. Yani illa kötü niyet taşımanız gerekmiyor batmak için. Diyelim ki bir bankanın kredi borçlususunuz. Kredi kullandığınızda faiz oranı %20. Bir sene sonra geldi ve faizler %120’ye yükseldi. E senin faaliyet göstermen için kredi çekmeye devam etmen lazım. İşletme sermayesidir sonuçta. Bir anda maliyetin %20’de %120’ye çıktı. Sen de bunu sineye çektin ve aldın krediyi yığdın malı dükkana. Neyle ödeyeceksin bu parayı? Yaptığın satışlarla. Peki %120 faiz ortalamasında sence kaç kişi doğru düzgün (temel ihtiyaçlar hariç) alış veriş yapabilir?

Küçük Likidite Dersleri

Hah işte buradan esnaf/tüccar kardeşimizin çıkarması gereken ders şudur: faizlerin yükselmesi durumunda satışlar aynen devam edecekmiş gibi düşünüp dükkana krediyle mal yığma. Şimdi basit düşünen adam şunu yapar: ya nasıl olsa enflasyon olacak bu malların fiyatı artacak ben de malı stok yapayım aradan kazanayım. Bak bırak reel kazancı buradaki sorunun senin likiditen olacak. Yani önceki yıl yaptığın satışı yapamayacak ve o krediyi vadesinde ödeyemeyeceksin.

Özetle faiz artışında bankalar önce maliyet yenilenmesinden hemen akabinde ise şu 2 paragraf önce anlattığım şeyleri müşteriler bilmediğinden kredileri donuklaşınca yani ödemeyince bir daha patlar. Biz buna reel sektör krizinin finansal sektöre yansıması da deriz. Bir krizin reel sektörden finansal krize aktarımı burada izah ettiğim kredi faiz kanalıyla gerçekleşiyor genelde.

Kağıda Oynamak

Her banka bilanço makyajı yapar. Bu durumu genelde sene sonlarına doğru hem rasyoları iyileştirmek hem de KPI denilen nanelerde iyi performans verip iyi prim almak için yapılır. Böyle dönemlerde yani sene sonlarına doğru alacak yapılandırmaları artar, mevduat toplanır, kredi faizleri yukarı doğru güncellenir filan. Bunu her banka yapar zaten ancak yaşarbank burada bildiğin kopuyor.

Denetimde bir düşünce vardır. Eğer bir şey olağanın üstünde mükemmel görünüyorsa orada bir sorun vardır. 94′ krizi gibi ağır bir krizden sonra yaşarbank bilanço aktifi %100 büyümüş, kar %32 artmış ancak ne hikmetse sorunlu alacaklar ancak %2,4 artmıştır. 

Ancak bu durumun bankanın reel vaziyetini göstermediği, aktifte yer alan kredilerin ağırlıklı kısmının donuk nitelikli olmasına rağmen bunun bilançoda gösterilmediği anlaşılmıştır.

Hem Esbank ı hem de yaşarbankı denetleyen bağımsız denetçi firmalar bu dönemdeki hataları nedeniyle 2 yıl banka denetiminden men edilmiştir.

Sermaye Artışında Da Mı?

Bunun dışında banka yakın izlemeye alınmış ve ortaklardan sermaye artırımı istenmiştir. Ortaklar bu sermaye arttırımını yapmamış değildir. Ancak usul biraz farklıdır.

Eğer bir bankaya sermaye artışı yapın deniyorsa bu açıkça bankaya nakit sokun, likidite sorununuz var ulan demektir. Yaşarbank sermaye artışını, grubun diğer iştiraklerinin hiseelerini bankaya devretmek yöntemiyle yapmıştır. Haliyle sermaye girişi bilançoda doğrudan iştirakler kalemine girmiştir. Yani regülatörün ana maksadı olan likit varlık girişi yaşanmamıştır.

98′ senesi itibarıyla (makyaj silindikten sonra) bankanın birikmiş zararı toplam 97 mio TL’dir. Zarar detayı şöyledir. Aktifte yer alan krediler bakiyesinin 57,3 mio TL kadarı silme donuk alacaktır. 29,8 mio TL si ise bu donuk alacaklara bağlı faiz reeskontlarındandır. Yani bunlar da pek alınacak gibi değildir.

Bu süreçte bankanın SYR’si %4’e düşmüştür. O dönem yasal sınır %8 iken günümüzde BDDK bu sınırı %12’ye çekmiştir. Herkes kendi malını biliyor haliyle.

Yine 99′ senesinde Bankanın döviz açık pozisyonu özkaynağın %90’ına çıkmıştır.

Tüm bunlar üzerine 21 Aralık 1999’da da fona devir kararı Bakanlar Kurulu kararıyla alınmıştır.

Ne Vereyim Abime ?

Efenim bu batışta da yok yok. Her türlü teknik kullanılmış. Şimdi bunlara bir mercek tutalım.

Banka donuk alacak olarak nitelendirilen ve daha evvelinden kredi verdiği firmalara uyarılara rağmen sürekli olarak kredi vermeye devam etmiştir.

Yine işlemlere baktığımızda back to back kredileri sıklıkla görürüz. Burada zeytinoğlu grubunun bankası Esbank’ın yaşar grubu firmalarına kredi verdiği, Yaşar grubunun da zeytinoğlu grubunun firmalarından kümaş manyezit firmasına kredi verdiği görülmüştür.

Bir başka metotda depo işlemi görürüz. Yaşarbankın Almanya da mukim yaşarbank gmbh adında bir bankası vardır. Bu banka aracılığıyla yine yaşar grubuna mensup olan firmalara kredi kullandırılmış, krediler ödenmeyince yaşarbank elindeki nakit fonu sıfır faiz ile Almanya’daki yaşarbank gmbh ye depo etmiştir.

Türk telekom özelleştirmesi ile temettü kavramını tam olarak idrak eden Türk halkı aslında geçmişe dönüp baksa çok farklı enstantanelerle karşılaşabilir bu temettü hususunda. Yaşarbank ta bu hadiselerden birisidir. 

Yaşarbankın gelir gider tablolarının incelenmesi sonucu 94′ 95′ ve 96′ yıllarında fiktif olarak 26,7 mio TL kar ettiği, bu gelirlerin ise o sene temettü olarak dağıtıldığı anlaşılmıştır. Oysa bankanın hayvan gibi nakit ihtiyacı olduğu görülmüştür.

Yine Balkaner grubuna çok fazla kredi kullandırılmış, bu kredilerden hiç bir tahsilat yapılmamasına rağmen kredi limitleri sürekli arttırılarak kullandırılan yeni kredilerle eski krediler kapatılmıştır. Nihai olarak balkaner grubu iflas verince durum ayyuka çıkmıştır.

Battıktan Sonra Ne Oldu?

Tüm bu hadiseleri müteakip yaşarbank sümerbank ile birleştirilmiştir.

Yapılan soruşturmalar sonucunda yaşarbankın eski genel müdürleri, genel müdür yardımcıları ve denetçilerine ceza davaları açılmıştır.

Bu arada 2019 senesi itibariyle grubun TMSF ye herhangi bir borcu kalmamış, hatta AİHM bankaya el konulmasını mülkiyet haklarına aykırı bulmuştur. Hatta bizim ülkemizdeki tabir ile Yaşarbank TMSF ile helalleşmiştir.

Hatta bankanın sahibi olan Selçuk Yaşar bir röportajında demirbank hadisesinden yakinen tanıdığınız dönemin merkez bankası başkanı gazi erçel’in 94′ senesinde yaşarbankta genel müdürlük yaptığı dönemde verdiği kredilerle bankayı batırdığını, bu şahsın kötü niyetli olduğunu söylemiştir.

Batık bir bankanın genel müdürünü tcmb başkanı yapmak da gerçekten mükemmel bir kafa ya. İnanamıyorum şu ülkedeki atamalara.

Efenim yaşarbank nasıl battı yazımızın sonuna geldik. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu