Politika

Karadeniz Meselesi Üzerine Düşünceler

Efenim yılmaz bir ekonomi politikçi olarak ülkelerin jeostratejik konumlarıyla, dünya siyasetini meşgul eden hadiselerle ilgilenmek hobimdir. Aslında hobiden ziyade bir zarurettir. Çünkü salt iktisadi doktrinde tamamen yok sayılan politik hadiseler ve uluslararası ilişkiler aslında ülkelerin ekonomilerinde ve kararlarında çok ciddi ehemmiyet arz eder. Bu kapsamda dört başı mağrur ülkemin dört başından sorun fışkırmakta olup bu sorunların en az görüneni fakat ilerleyen zamanda başımızı ağrıtabilecek bir konu hakkında yazalım dedik: Karadeniz

Karadeniz

Efenim Karadeniz bildiğiniz üzere coğrafi olarak ülkemizin kuzeyinde Karadeniz’e sınırı olan geniş bir alan. Vakti zamanında sürekli Rusya ile kapışmamıza neden olan, Rusların ilk stratejik hedeflerinden birisi. Söz konusu süreçte Rusların “aga illa Akdenize gidecez, bizim buralar çok soğuk, bak soğuktan sarardık solduk” demesinin yanı sıra ciddi bir enerji kaynağına yönelim hareketi de mevcuttur.

ukrayna-isgal
Kırmızı bölge Rusça konuşulan bölgeler olarak geçiyor. Ruslar her daim taktikleri olan gölge savaşını burada da etkin bir şekilde kullanmıştır.

Petrol ve doğalgaz enerji kaynaklarına ülkelerin mahkum olması ve ilelebet mahkum kalacak olması tüm ülkelerin uluslararası ilişkilerini belirlerken temel etmenlerden birisi bu. Bu ülke Rusya gibi doğal kaynak zengini bir ülke olsa dahi o da fiyat kontrollerini sağlamak ve bütçesini tutturacak petrol/doğalgaz fiyatına yakınsamak için petrol üreten ülkelerde nüfuz kazanmaya çalışıyor. Bu yüzden istikametleri güney. Ulan zaten kuzeye gidip napacak. Rusya’nın kuzeyi full buz, napacaklar hokey mi oynayacaklar?

İşte Osmanlı’nın dağılma sürecinde olduğu dönemde bu hırsları alevlenen Ruslar Kars ,Ardahan tırım tırım ilerliyor. Tabi o dönemde Osmanlı’nın gücü zayıf. Enseye vur ekmeği al pozisyonundayız. O sırada İngilizler ortaya çıkıyor. İngilizlerin de esaslı hedeflerinden birisi özellikle Irak’ın kuzeyi olan kısımda imtiyazlar elde etmek ki zaten Sevr anlaşmasında paylaşılan topraklarda bunu görürsünüz. Ancak dediğim gibi o süreçte İngilizler Rusların aşağıya inmesini istemiyor çünkü Ruslar’da İngilizlerin istediğini istiyor. Yani enerji kaynaklarını kontrol etmek.

İşte bu şeraitte İngilizler Osmanlı’nın Rusya tarafından işgalini önlemek için elinden geleni yapıyor ve tüm kaynakları seferber ediyor. Öncelikli dert İstanbul’un Ruslara kaptırılmaması olmakla birlikte akabinde Rusların bir an evvel geldikleri köye, yani kuzey tarafa şutlanması lazım ki artık şans mı diyelim ne diyelim bilmiyorum 1917’de Ruslarda Bolşevik ihtilali patlak verince Ruslar geri çekiliyor. İngilizler de zaten petrol kaynağı olan Irak Kuzeyini işgal ediyor.

Karadeniz  :Mevcut Durum Nedir?

karadeniz-ulkeleri
Harita eski, güncel versiyonunu da bulamadım kusura bakmayın. Ukrayna bayrağının olduğu bölümden Rus bayrağının olduğu bölüme kadar Rusya MEBS’i oldu oralar hep.

Efenim haritadan da görebileceğiniz üzere  Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler Romanya, Bulgaristan, Rusya, Gürcistan, Ukrayna ve Türkiye. Bu bölgede Doğu Akdeniz’deki gibi bir deniz yetki alanları vay efendim münhasır ekonomik bölge problemi yok. Bunun sebebi de çok çok önce taaaa 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu işin çözümlenmiş olmasıdır.

Karadeniz ‘deki askeri varlık yasal olarak Türkiye’nin 1936 tarihli montrö boğazlar sözleşmesi ile sınırlandırılmış ve Karadeniz’deki deniz yetki alanları sınırlandırılması bu tarihlerde tamamlanmıştır.

Anlaşmaya göre Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin gemileri Karadeniz’de en fazla 21 gün süreyle durabilir. Yine bu ülkelerin gemileri en fazla 45.000 ton olabilir. Tabi bu sınırlamalar ticari gemiler için değil sadece askeri gemiler için geçerli vaziyette.

Montrö boğazlar sözleşmesinin en kritik istisnasını da o dönem sözleşmeyi imzalayan Türk hükümeti elde etmiş olup sözleşmeye göre Türkiye istediği büyüklükte askeri gemiyi kendi limanlarına davet edebileceği gibi savaş zamanında sözleşmenin uygulanıp uygulanmayacağını tercih hakkı Türk hükümetine aittir.

Olayı patlatan aşamada burası zaten. Şöyle bir dünya haritasına bakarsanız Karadeniz’e deniz yoluyla tek ulaşımın Çanakkale ve İstanbul Boğaz’ından geçmek olduğunu görürsünüz. Buradaki tek hakimiyet ise Türkiye’ye aittir.

güney-kafkasya
Rusların işgallerine iyi bakın. 2008- Gürcistan, 2014- Kırım ve Ukrayna.

Karadeniz’de Oyuncular

Efenim yazımıza devam ederken az çok harita bilginizi güncellediniz. Kafanıza oturdu diye düşünüyorum. Şimdi coğrafyadaki oyunculara ve amaçlarına bir göz atalım.

ABD ve Karadeniz

Bildiğiniz üzere 2. Dünya Savaşından 1990’a yani Sovyet rusya dağılana kadar ABD’nin bildiği tek düşman kızıl komünistler yani Ruslar. Efenim ABD ne yapıyor? Ben en iyisi alan hakimiyetini ele geçireyim, şu Rusları koldan kola askeri üslerle donatayım, füze kalkanı koyayım ki bu manyaklar nükleerin düğmesine basınca attıkları füzeyi havada indireyim, Amerikan topraklarına hasar gelmesin diyor. Haritada da görebileceğiniz üzere başta Doğu Avrupa olmak üzere Rusya’nın Batısı, Güneyi tamamen ABD üsleri ile çevrilidir. Üç tane gedik vardır. Bir tanesi ,Türkiye bir tanesi Ermenistan civarı ve oradan güneye açılan kapı biri de Çin.

Tabi bu durum ABD’nin Çin ile kapışmadan evvel coğrafyayı sağlam birilerine teslim etmesini gerektiriyor ki bu konu bambaşka bir yazının konusu. Girmeyeceğim de zaten mevzuya. Ancak ABD’nin buradan gittiğini ve buraya bir emanetçi bırakmak istediğini bilin istedim.

Çünkü ABD’nin çevrelediği Ruslar ile batısındaki bütün ülkelerin ortak ırk geçmişi var ki siz bunu lise yıllarında gördüğünüz Panslavizm lafından hatırlarsınız. Yani orada sürekli politik çalkantı oluyor zaten.  Baktığınızda Polonya devlet başkanının uçağı düşerken Ukrayna’da turuncu devrimler oluyor. Macaristan devlet başkanı sağa sola atar gider yaparken (gerçi bu arkadaş ben Türk’üm, Türk atarlı olur diye de yapıyor olabilir) Romanya’da sosyalistler kuduruyor hükümete başkaldırıyor. Bulgaristan zaten alfabesi de dâhil olmak üzere Ruslarla aynı şey, sadece Rusya’dan uzaklaşsın diye AB’ye alınmış değişik bir ülke.

nato-usleri
NATO üsleri görülüyor. ABD’nin çevreleme politikasını burada çok daha iyi görebiliyorsunuz. Aynı alan hakimiyeti politikasının Çin’e de uygulandığı rahatlıkla görülüyor.

Velhasıl kelam ABD şunu çok iyi biliyor ki bu NATO aracılığıyla uzun yıllardır kurmakta olduğu çevreleme politikası yavaş yavaş deliniyor ve illa ki delinecek. Ulan olabildiğince geç delinsin, gitmeden de şuraya bir çıban bırakayım, uğraşsınlar dursunlar birbirleriyle denilen bir kafa yapısında. Bir ara 2015’te tam aha bulduk biz bu ülkeyi, gitsinler Rus uçağı düşürsünler denilip araya Türkiye kaynayacaktı ama enteresan ve oldukça soğukkanlı bir şekilde süreç çözüldü.

ABD’nin temel olarak Karadeniz ve etrafına eleman yerleştirme ve Rusya’yı çevereleme stratejisinin bir diğer sebebi de Rus deli oğlanın kabına sığamayıp güneye akması, Suriye’ye yerleşmesi ve enerji üreten ülkelere yakınlaşması. Bilindiği üzere ABD için vazgeçilemeyecek olan şeylerden birinin rezerv para konusu olduğunu anlatmıştım. 1970’li yıllarla birlikte Henry Kissinger’ın petro dolar sistemi ABD’yi halihazırda ayakta tutan unsur. Bunu sağlamasının tek yolu da petrol üreten ülkelerin dolarla petrolü satmasını sağlamak. İşte ABD öyle bir şey yapması lazım ki petrol üreten ülkelerde nüfuzunu devam ettirecek. Yani çevreleme politikasının ve ABD’nin dönem dönem Türkiye’ye taviz vermesinin sebebi budur. Gerçi onlar da son son orta doğu bataklığından giderken bize kazık atmaya çalışıyorlar. Çünkü ABD Türkiye’nin çok da rahatlıkla kontrol edebildiği bir ülke değil. Bu yüzden hem Türkiye’ye engel olmak hem de daha kontrol edilebilir bir uydu devletçik kurmak için Güneydoğu sınırımızda debelenip duruyor.

abd-usleri
Bu resimde ise ABD üslerini görüyorsunuz. Sadece NATO üsleri ile değil imtiyaz olarak koparılan ABD üsleri ve hava savunma sistemleri de görülebiliyor.

Eğer olur da ABD bu amacına ulaşabilirse, yani Ortadoğu’yu bırakabileceği güçlü bir emanetçi bulabilir ya da hiç emanetçiye gerek kalmadan filolarını Karadeniz’ e sokabilirse Çin’in karşısına daha güçlü çıkabilecek, eli rahat koz oyununu oynayabilecek. ABD’nin hâlihazırda mücadele için karşısına koyduğu bir tane düşman var, onlar da gözü çekikler. Bunu Güney Çin Denizi sorununu anlatan yazımda detaylıca izah ettim meraklısı oraya gitsin.  

Çin ve Karadeniz

Bu kalabalık arkadaşların ise  aslında çılgınca Karadeniz’e gidelim, oralarda askeri üssümüz olsun. Vs .gibi dertleri yok. Ana dertleri olan bir kuşak bir yol projesi de açıkçası buradan pek uğramıyor. Bu arkadaşların enerji meselesi ile de halihazırda bir hamlesini görmedik. Çin hala nüfuzunu arttırmaya çalışıyor. Çinliyi Afrikada sıklıka görüyorsun ama Suriye, Irak- Ortadoğu buralara pek bulaşmıyor. Tabi adamların Rezerv para gibi bir derdi olmadığı için biraz gevşek davranabiliyorlar bu hususta. 

Ancak yine de Çin’in Suriye’ye girmesi ile bir şeylerin peşinde olduklarını görüyoruz. Nedir? Abi adamlar nüfuza oynuyor. Rusya’ya oynuyor. Bilindiği üzere bir Çin’linin bir Amerikalıdan daha fazla sevmediği bir şey var ise o da Rustur. Çünkü bu arkadaşların arasındaki mücadele kendi içlerindeki bir ideolojik mücadeledir. Sosyalizmin farklı yorumlanması savaşı halen devam eder. Tabi haliyle ABD’den sonra dünya politikasındaki etkili olacak arkadaşlar bunlardır. Hem mali hem de nüfuz gücü olarak kuvvetli arkadaşların ABD ile çarpışmadan önce bir ön çatışma yaşaması uzak  olasılık da olsa olasılıktır. Bu yüzden Çin bir yerlerde sinsi sinsi, arkadan pis pis nüfuz etmeye çalışıyor olabilir.

Rusya ve Karadeniz

Efenim ABD yazısını okuyan arkadaşlar Rusya’yı anlamak için ABD’nin gerekçelerinin tam tersini söyleseler yeterler. Başta NATO’nun alan hakimiyeti ve çevreleme politikasının önüne geçmek, enerji kaynaklarına savaş zamanı istediği gibi gemi geçirebilmek gibi hedefler Rusları Karadeniz’de hakim olmaya itiyor. Tabi şunu da atlamayalım. Olası bir savaş halinde her türlü pislik düşünülebileceğinden Rusların bütçesinde en büyük gelir kalemi olan doğalgaz hatlarının bir kısmı bu mübarek deryanın altından boruyla geçiyor.

Süreci tamamlanan mavi akım ve çalışmalarına başlanan ancak boru döşeme süreci devam eden Türk Akım Rusyanın önceliklerinden. Çünkü dediğimiz üzere Rusların en önemli gelir kaynağı doğalgaz satışı, hem de Avrupa’ya doğalgaz satışı. Bu durum Rusya’nın işini politikada da kolaylaştırıyor. Dibinde enerji fakiri bir ülke Türkiye ve önüne gelen her şeyi tüketmekten başka bir şey yapmayan yaşlı Avrupa, Doğalgaz gibi kritik bir konuda kendilerine göbekten bağlı ise bu ciddi bir nüfuz demektir. Hatta Çin’liyi filan s..tir et, hayatımda gördüğüm en baba nüfuz çalışması Rusların AB’yi ve Türkiye’yi doğalgazda kendine bağlama çalışmasıdır. Bu ciddi bir ekonomik güç demektir.

dogalgaz-boru-hatlari
Resimde doğalgaz boru hatlarını görebilirsiniz. Ruslar ile bağlantımız bu yüzden kopamaz.

İşte Rusya bu uğurda önce 2008 yılında Gürcistan’ın Osetya bölgesini karıştırıp iç savaş çıkarttı ve Osetya’daki Rus yanlısı bir grup özgürlüğünü ilan etti. Hemen akabinde 2014’te ise Rusya Ukrayna iç karışıklığı sırasında Kırım’ı ilhak etmek suretiyle sınırlarına dâhil etti. Bu sayede Rusya Gürcistan kanadından karasal olarak Karadeniz’e biraz daha yaklaştı ve kankası Ermenistana yanaştı. Öte yandan Kırım gibi stratejik bir bölgeyi eline geçirerek MEBS’teki yetki alanlarını genişletti. Yine özellikle Kırım ve Osetya taraflarına askeri yayılımını arttırdı. Hava savunma sistemleri vs. koydu.

Rusya 2010-2020 askeri programının en önemli ayaklarından birisi Karadeniz’de bir deniz filosu kurmak olarak görülmektedir. Öte yandan Kırım’ın ilhakından bu güne Rusya Kırım’ı üs belirlemek suretiyle coğrafyaya askeri yığınak yapmıştır.

Ankara NATO’nun Karadeniz’de operasyon yapmasına sürekli olarak karşı çıkarken Rusya’nın Gürcistan ve Kırım’ı ilhakına da hep karşı çıktı. Türkiye her daim olduğu üzere sürekli ABD-Rusya arasında dengeleyici bir konumda yer alıyor. Türkiye Rusya ile ilişkileri bozulduğunda çıkarıp çıkarıp “Batılı güçler dengeleyici bir kuvvet olarak Karadeniz’de bulunmalı” deyip Rusya’ya göz dağı verirken bir yandan da Rusya ile enerji anlaşmalarına devam ediyor. Rusya ise Türkiye’ye karşılık Türkiye’nin güneydoğusundaki Kürt meselesini palazlandırmak ve Suriye ile Irak’ı kapsayan bir coğrafyada Kürt devleti kurulmasını sağlamakla tehdit ediyor.

Türkiye ve Karadeniz

Efenim ülkemizin ilk hedefinin tek kutuplu dünyada eski devlet geleneklerine bağlı olarak nüfuzunu -gelirlerini ve refahını arttırmak gibi hedefleri var. Bunun için önemli ticaret yollarında etkin olması gerekiyor. Buna ek olarak cari açık sorunu ile rekabetçi kur yazımda aktardığım üzere Türkiye, AB gibi obur bir tüketim devi için üretim merkezi. Bizim temel hedefimiz AB’de yaşayan bu nüfusun tüketim talebini karşılayarak oradaki paranın ülkemize akması, sermaye birikimi ile birlikte kısmi refah artışı. Bunu becerebilmemiz için telafi etmemiz gereken sorunlardan bir tanesi enerji sorunumuz. Malum ülkemizde petrol/doğalgaz vs. pek yok. Karadeniz’de çıktığı söyleniyor ama işlenecek aşamaya ne kadar zamanda gelir? Olur da işlenirse bizim işimizi görür mü? Vs…. Çok da polemiğe girmeden devam edelim. İşte bizim bu süreçteki ana hedefimiz jeostratejik bir enerji hubı olmak.

abd-usleri-rusya
ABD üsleri.

Yani biz diyoruz ki tamam kardeşim benim petrolüm yok, doğal gazım yok ama etrafımda bir sürü ülkede bu zıkkımlardan var. Tarihsel olarak bağım olan Irak’ta Suriye’de bu meret çıkıyor. Doğu Akdeniz’de olabilir. Aynı ırktan olduğum Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’da doğal gaz gırla var. Bu doğal gaza da en çok ihtiyaç duyanlar hemen dibimdeki AB. E aralarında ben varsam bu hatları benim üstümden geçirin, ben zaten üretim üssüyüm benim enerji ihtiyacım bitmiyor. Yani sabit bir tüketimim garanti. Gelin siz bu petrolleri doğalgazları benim topraklarımdan geçirin. Ücreti mukabilinde biz bunları satarız.

Öncelikli derdimiz bu. Bu kapsamda Türk Akım projesi başlamış, TANAP yardırıyor, BTC çalışıyor, Mavi Akımdan cayır cayır akıyor. Zaten bu alanda bayağı bir yol kat etmiş durumdayız. Haliyle bu boru hatlarının geçtiği karadeniz’de hem de Karadeniz’e sınırları en fazla olan ülke olarak bu bölgeyi yedirir miyiz? Tabii ki hayır.

dogu-avrupa
Doğu Avrupa ülkeleri Rusya’nın siyasi nüfuzunu konuşturarak NATO çevrelemesini yarmaya çalıştığı ,siyaseten sürekli çalkantılı olan bölgelerdir.

Bunu yapmamızdaki sebeplerden birisi şu. Bölgedeki bir diğer oyuncu AB. Ama dolaylı yoldan AB. AB bizim onlara olan bağımlılığımızı biliyor. Ancak AB onların Rusya’ya ve dolayısıyla bize olan bağımlılığını bilecek kadar da akıllı. Bu kapsamda ABD’nin verdiği gaz ve yetkiye dayanarak temel hedefi Türkî cumhuriyetlerden temin edilen ve Türkiye üzerinden geçen gazın kendilerine ulaşmasını temin etmek. Bu aşamda bizim en büyük sorunumuz da Rusya ile olan zorunlu bağımız. Tabi şunu da atlamamak lazım biz ne kadar Rusya’ya bağımlı ise aynı şekilde Rusya’da bize enerji anlamında bağımlı. Özellikle son dönemde Türk hükümetlerinin bu enerji nakil hatları projelerinin yanında gelişen trend olan LNG (gemiyle taşınan sıvılaştırılmış doğal gaz)’ye ağırlık vererek Türkiye’nin doğal gaz ve enerji anlamında Rusya’ya olan bağımlılığını bitirmeye çalıştığını görüyoruz.

Özellikle 2017-2019 aralığında Rusya’nın Türkiye’nin doğal gaz ithalatı içindeki payının %52’den %33’e gerilediğini, Türkiye’nin Rusya’nın boşluğunu LNG ve Azerbaycan’dan alınan gaz ile doldurmaya çalıştığını belirtelim.

Ancak şunu da söyleyelim. Her ne kadar bir Rus savaş taktiği olan proxy savaşlarına Azerbaycan-Ermenistan Savaşı üzerinden devam ediyor olsak da  Rusya bizim komşumuz, kuvvetli bir ülke ve sınır bağlantımız var. Her ne kadar ayıdan post Rusya’dan dost olmayacağı gibi bu adamlarla sürekli düşman olamayız. Bu iki tarafa da tamiri imkansız maliyetler yükler. İki ülke birbirine enerji, inşaat, tarım v.b. alanlarda ciddi şekilde bağlanmış vaziyette. Ve tabii ki iki ülke Karadeniz’de söz sahibi olabilecek iki farklı ülke. Karadeniz’e kıyısı olan diğer ülkelerin Karadeniz’de egemenliği sağlayacak ne silahlı güçleri ne de filoları mevcut.

Ayıdan Post Rus’tan Dost Olmaz Mı?

Efenim ABD bizi Irak’ta Suriye’de sattı. Biz de Ruslarla kanki olalım dünyanın canına okuyalım gibi amele düşünceleriniz ve ülkemizdeki gizli Avrasyacıların ıslak fantezilerini lütfen bir kenara bırakın. Tabi bir ABD köpeği değiliz. Hele hele liberalizmin anasına avradına sektiren bir iktisadi dünya görüşüne sahip insan olarak hiç değiliz. Konu da yanlış anlaşılmasın. Şimdi biraz da bu konuya girip mevzuyu bağlayıp yazıyı kapatacağım.

Karadeniz gibi bir alanda yetki çatışması olan iki ülke her ne kadar ekonomik alanda birbirine bu kadar bağlı olsa da bir iş birliği içine girer mi? Bence mümkün değil. Bir aşamada muhakkak çatışma yaşanacaktır. Zaten şu an gizli bir çatışmanın içindeyiz. Özellikle Libya, Suriye ve şimdi de Karabağ üzerinde Rusya ile sinsi sinsi çatışıyoruz. Bununla birlikte Türk hükümetinin bir yandan enerji hatlarında anlaşmaya giderken bir yandan da Türk gazını ısrarla AB’ye taşıma isteği Rusları dellendiriyor olmalı. Özellikle Hazar Denizinin bir deniz olarak kabülünden sonra Türkmenistan’ın (Türkmenistan diye dalga geçmeyin adamlarda inanılmaz bir doğal gaz rezervi var, Azerbaycan vs. hikaye) gazının AB’ye ulaştırılması hedefi ve hayali Türkiye’nin talihini döndürecek nitelikle ekonomik büyüklüğe sahip.

kirim

Hatta sırf bu sebepten Kazakistan’ın bu işe taş koyduğunu, Türkmen gazı Türkiye’ye, oradan da Avrupaya gitmesin diye nasıl debelendiğini cümle alem biliyor. Tabi Kazakistan niye yapıyor bu işi? Bir kere kendi menfaati var kendisi de gaz satıyor. Ancak işin şu  boyutu da var. Ola ki Türkmen gazı AB’ye ulaşsın, hem de Türkiye üzerinden geçerek ulaşsın, o zaman Rusya kızılca kıyameti koparır. İstanbul kapılarına dayanır. Çünkü adamların bütçesindeki en büyük gelirin içine ediyorsun.

Özetle Rusya bizim için ABD ile olan ilişkileri dengelemek için iyi bir araç. Bu sayede ne tam ABD himayesinde bir kukla devlet oluyoruz ne de Rusya’nın himayesine girecek kadar eziğiz. Atatürk döneminden bu güne Türkiye’nin bütün dış ilişkileri bu denge politikasından gidiyor. Maalesef bu coğrafyada söz sahibi olabilecek kadar büyük bir ekonomik güce sahip olana kadar da bu politikayı devam ettirmek zorunda kalacağız. Esen kalın.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu