Finansal Skandallar

Egebank Nasıl Battı?

Efenim cümleten selamlar. 2023 senesinin ilk yazısıyla birlikteyiz. Bu yazımızda konumuz Türkiye gündemini uzunca bir süre meşgul eden, davalara konu olan ve nihayetinde TMSF tarafından Sümerbank ile birleştirilerek satışı yapılan egebank nasıl battı meselesi.

Konu oldukça uzun ve ben tüm detaylara girmeye çalışacağım. Ana bilgi kaynağım TMSF’nin raf temizliği kitapçıkları olup yazılar bu kitapçıkların daha anlaşılır özeti şeklindedir. Buyrun efenim egebank nasıl battı birlikte okuyalım.

Egebank’ı Tanıyalım

Egebank temellerini 1928 senesinde ülkemizin güzide şehirlerinden biri olan İzmir’de atmıştır. Ana kuruluş maksadı coğrafyadaki esnaf ve zanaatkarın sermaye ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Devam eden süreçte 1959 yılında ismi “esnaf ve ahali bankasından” “egebank”a dönüşmüştür.

Banka başlangıç aşamasında ve devam eden süreçte uzunca bir süre yöresel bir banka olarak faaliyet göstermiş ve ege bölgesinden çıkmamıştır.  1980’li yıllarla birlikte banka ulusal bir kimlik kazanmaya başlamıştır.

Egebank 1990’lı yıllarda Bayraktar Grubu tarafından satın alınmıştır. Bu bayraktar holding dediğimiz esasen günümüzde Subaru’nun Türkiye distribütörlüğünü yapmaktadır ve halihazırda şahsımda da hissesi bulunan Ege Endüstriyel firmasının sahipleridir. 

1994 senesinde banka yakın izlemeye alınmıştır. Banka yakın izlemeye devredildiğinde 28 şubesi bulunmaktaydı. Yani egebank dönemindeki diğer muadilleri ile karşılaştırdığımızda esasen büyük banka olarak nitelendirilebilecek bir banka değil aslında.

Bunu müteakip banka 1998 senesinde Demirel Grubuna satılmıştır. Banka 21 Aralık 1999’da da TMSF’ye devredilmiştir.

TMSF bankayı toparlamaya çalışmışsa da herhangi bir alıcı çıkmamıştır. Bunun üzerine Sümerbank ile birleştirilmiştir. Sümerbank ise malumunuz olduğu üzere 2001 senesinde Oyak Grubuna satılmıştır.

94′ Krizi ve Yakın İzlemeye Alınma Meselesi

Efenim platformumuzda 94 krizinin politiği ekonomisi olsun sayfalarca bıkmadan yazdım. Siz de bir zahmet okuyuverin. 94′ krizinde faizin roketlediğini izah etmiştim.

İşte bu yüzden ,yani faiz riski nedeniyle, aslında ülkedeki firmaların çoğu işletme sermayesini kredi ile karşıladığından ve satış miktarları (adetleri) kriz nedeniyle düştüğünden, özetle bizim esnafın diliyle “sattığı malı yerine geri koyamadığından” krize girmiştir.

94′ te finansal alemde yaşanan kriz önce gidip reel sektörü vurmuş sonra geri dönüp tekrar finansal sektörü bozmuştur. Firmaların batması demek patlayan bankacılık sektörü demektir. Çünkü bankaların aktif kalitesi bozulur, yani verdiği kredilerin faizini bile geri alamaz vaziyete gelir.  

Ancak tabii ki egebank’ın batışını 94′ krizine bağlamak ahmakçadır. Egebank’ın batışın esas sebebi ortakların bankayı kendi malı gibi kullanmasıdır.

Bi’ dakka zaten kendi malı değil mi dediğinizi duyar gibiyim, efenim bankalar ortaklarının malı değildir. Hele büyük bir banka hiç değildir. Çünkü banka ortağı olduğunuz an artık siz finansal hizmetlerin ülkeye yayılması gibi bir misyonu otomatik olarak edinip ülke yönetiminin dikkatini çekersiniz. İç siyaset yazımızda biraz değindik bu sermayedar-politikacı ilişkisine. Çok paran varsa sen hükümete, hükümette sana muhtaçtır, yani senin malın aslında senin değildir. İşte bu yüzden devlet büyük sermayedarları denetler. Ecnebiler buna sistemik önemlilik demektedir.

Tamam o dönemde devlet pek bankacılık sektörünü şimdiki gibi kontrol etmiyordu. Ancak yine de kör topal bakıyordu. Yani banka sahibi olunca devlet gelip bir de senin işine karışır, sana işini düzgün yapmıyorsun diye tonla laf eder.

İşte bu denetimler kapsamında egebank’a gelen denetçiler bankanın ortaklara cayır cayır kredi kullandırdığını, bu kredilerin de doğru düzgün geri dönmediğini ama yüzdürüldüğünü görünce bankayı yakın izlemeye almıştır.

94′ ve 95′ yıllarında bankayı denetleyen hazine’nin elemanları (o zaman BDDK yok hazine denetliyor) şu önerileri yapıyor.

  1. Sermayeyi nakden arttır
  2. Donuk kredileri takibe atıp icra aşamasına geç
  3. İştiraklerini sat nakit destek yap
  4. Donuk kredilerin ödenebilecek olanlarında maddi teminatı arttır
  5. Açık (döviz) pozisyonu taşıma/kapat

Banka dinliyor mu hazineyi? Tabii ki hayır. Denetçinin makus talihidir. Denetçi yazar geçer, işi budur. Denetçinin yazdıklarına aksiyon alınmasını takip etmek yönetimin görevidir. Şayet yönetim denetimin laflarını takip etmeyecekse denetim yaptırmamalı ve boşuna masraf etmemelidir. Ancak burada denetimin dış denetim olduğunu yineleyelim.

İşte egebank’ta denetçileri dinlemeyince 97′ senesinde hazine denetçileri biraz sert bir üslupla önerilerini yinelemiştir.

Banka ise bu mektuba cevap vermiş ve hakim ortak Bayraktar ve İhlas gruplarının mali sıhhatlerinin yerinde  olduğunu, bankanın büyük risklerini oluşturan Zeytinoğlu ve Çukurova gruplarına kullandırılan kredilerde maddi teminatın bulunduğunu, bu sebeplerle hiçbirine karşılık ayırmayacaklarını belirtmişlerdir.

Gelir Gider Dengesi Nasıl Bozulur

Şimdi hangi yazı hatırlamıyorum ama bir yazımda tahakkuk esaslı muhasebenin bankacılığın zehri olduğunu, tahsil edilmeyen faiz gelirinin tahakkuk tarihi itibarıyla gelir yazılarak ortakları ve kamuyu kandırmanın mümkün olduğunu izah etmiştim. 

Kısa bir değineyim. Bankacılıkta durumu kötüye giden krediye karşılık ayırır ve zarar yazarsınız. Krediyi takibe aktarmadığınız/yakın izlemeye almadığınız müddetçe kredi için çok fazla karşılık ayırmanız gerekmez. Eser miktarda ayırır geçersiniz.

Yani kredinin kötüye gittiğinden kimsenin haberi olmazsa tahakkuk eden ancak tahsil edilmeyen faizler de sanki tahsil etmiş gibi gelir gider bilançosuna girer. O yüzden günümüzde dahi bankaların denetiminde bir K.A.P.’a bildirilen bir de gerçek gelir gider tablosu yapılmalıdır.

Tahsil edilmeyen faizlerin gelir gösterilmesi likidite krizlerine neden olabilmektedir. İşletmenin gücünü likidite ve nakit akım gücü gösterir. Kar rakamı kasadaki parayı göstermez. Gücünüz likiditenizden gelir. Gerçi bu kural her türlü ticarette geçerli sanırım.

Özetle egebank olayında en büyük sorunlardan birisi ortaklara fazla kredi kullandırılması, bu kredilerin hiçbir ödemesinin yapılmaması, dolayısıyla bankanın nakit akışının tepetaklak gitmesidir.

Demirel Grubunun Satın Alımı

Bizzat TMSF raporunda bankacılık tarihine geçecek bir satın alma metodu olarak ironi yapılan bir mesele bu Demirellerin Egebank’ı satın alması meselesi. Çünkü Demirel grubu Egebank’ı yine Egebank’ın kaynaklarıyla satın almıştır. Bunu İmpexbank hadisesinde de görmüştük.

Egebank’ın satın alımı için, Demirel grubu ile Bayraktar grubu arasında Egebank’a ortak olan şirketlerin (bir sürü şirket var) satışı için sözleşme imzalanmıştır. Çünkü Egebank’ın sahibi kağıt üstünde ne Bayraktar grubudur ne de Demirel grubu. Egebank’ın asıl sahipleri Egebank’a ortak olan şirketlerdir. İşte bu şirketlere sahip olan da bankanın sahibidir. Sözleşme tutarı 118 mio USD’dir. Bu sayede Egebank hisselerinin %90’ı dolaylı yoldan Yahya Murat Demirel’e geçmiştir. Bu arada Yahya Murat Demirel, Süleyman Demirel’in yeğenidir. Bu da böyle bir notumdur.

Satış sözleşmesini müteakip Demirel grubu Egebank’a bağımsız denetim yaptırmış ve şirketin aktif kalitesinin bozuk olduğunu raporlatmış, bu rapora dayanarak mahkemeye gitmiştir. Mahkeme Demirel grubu ile bayraktar grubunun arasını bulmuş yeni bir sözleşme tanzim edilmiştir.

Yapılan bu sözleşmeye göre 118 mio usd nin 30 mio’su peşin, 5 mio’su bono, 50 mio usd’si bayraktar grubunun Egebank’a olan kredi borçlarının tasfiyesi ile ödenecektir.

Bu son cümleyi hususi yarım yazdım. Evet arkadaşlar satın alma tutarının 50 mio usd’si, banka sahiplerinin kredi ve faiz borçlarının yeni banka ortağına devriyle oluyor. Yani bildiğin adam bankayı o bankanın kredisiyle alıyor. Yaw mükemmel ya gerçekten mükemmel. Bak yemin ediyorum benim aklıma gelmişti, durumum yoktu yapamadım.

Esas bomba daha gelmedi. Şu 30 mio nakit ve 5 mio bono var. Onlar nasıl ödeniyor biliyor musunuz? Bayraktar grubuna ait bankadan Demirel grubuna 35 mio usd kredi kullanılıyor. Ahahahahha allahım sana geliyorum. Lan aslında parasız da yapılıyormuş bu işler.

Hazine Niye Müdahale Etmiyor?

Şu an bu şekilde bir devir yapmak isteseniz rekabet kurulu ve BDDK başta olmak üzere sizi tokatlar. Gazetelere düşer bir de mallığınızla afişe olursunuz. Peki o dönemde niye böyle olmadı?

Efenim normalde o dönemde de banka hisselerinin devrine hazine müdahale ediyor ancak bir çakallık var burada. Demirel grubu hiç bir zaman bankayı aldık demiyor. Bankaya ortak olan şirketlerin hisselerini alıp doğal yoldan bankanın sahibi oluyorlar. O sebeple hazine bu işe karışamıyor.

Artık kanunun noksanlığı mı dersiniz alan/satanın çakallığı mı, kanunun etrafından dolanmak mı orası size kalmış.

Hazinenin Sürece Girme Gerekçeleri

97′ senesinde hazine zehir zemberek bir raporla Egebank’a yönetim kurulu üyesi ataması yapıyor. Gerekçeler aşağıda

  1. Hazinenin hiçbir uyarısını banka yönetimi takmıyor.
  2. Hakim ortaklara hunharca kredi kullandırılıyor
  3. Grup şirketine (ekser metal) tek kalemde doğrudan 12 mio usd teminatsız kredi kullandırılıyor.
  4. Demirel grubunun başka bankalardaki kredileri Egebank’tan çektikleri krediler ile kapatılıyor.
  5. 97′ yıl sonu itibariyle 14 mio TL net zarar var.

Bu arada hazine Egebank’ın 97′ itibariyle duran varlık edinmesini, yeni şube açmasını, grup üyelerine kredi kullandırılmasını, alman hazine bonolarını teminat vermesini yasaklıyor.

Peki banka napıyor? Hazinenin yapma dediklerinin tamamını sıralı tam liste halinde gerçekleştiriyor. Adamlar bildiğin listeyi önüne alıp hepsini yapalım diye uğraşmış baba. Saygılar.

Bankanın Yetkisinin Kaldırılması

Haziran 99’da Hazine bankanın tüm faaliyet yetkilerini kaldırıyor. Gerekçeler şunlar.

  • Kredi portföyünün son 3 yılda seyyaliyetini (Seyyaliyet: firmanın kredi borçlarına ilişkin faiz ve anapara ödemesinin firmanın faaliyetlerinden gelen kaynaklarıyla düzenli olarak yapması) kaybetmesi
  • Alacakların donuk, yükümlülüklerin kısa vadeli olması ve artan likidite riski
  • Banka zararının ödenmiş sermayenin 5 katına ulaşması (zarar/ödenmiş sermaye=%470)
  • Back to back adlı yöntemle bankanın grup firmalarına kaynak aktarımı yapılması

Tüm Hususlara Bakış

Efenim olayların biraz detayına ineceğiz bu aşamada ve her türlü yanlış işlemi tek tek açıklayacağız. Yapılan çakallıklar sıralı tam liste diyelim ve başlayalım.

Demirel grubu firmalarına bankanın devrinden önce nakdi kredi teminatı olarak teminat mektupları verilmiş, daha sonra bu teminat mektupları başka bankalara teminat olarak verilip alınan kredi ile demirel grubunun bankayı alırken ödemeyi taahhüt ettiği nakit tutar karşılanmıştır. Demirel grubu bu kredileri ödememiş ve teminat mektuplarına başvuran alacaklı bankalar parayı Egebank’tan tahsil etmiştir.

Eski sahip olan Bayraktar grubu kendi döneminde kendine çok fazla  kredi kullandırmış ve bunlara hiç ödeme yapmamıştır. Bu ödeme yapılmayan krediler banka hisse devrinde sermaye olarak kabul edilmiş bankaya hiç nakit girişi olmadan satış gerçekleşmiştir.

Yani Demirel grubu Egebank’ı bir kuruş nakit ödemeden devralmıştır. Biz buna ortamlarda politik güç diyoruz.

Banka Nasıl Hortumlanır ?

Şimdi bu dönemde halk arasında banka hortumlanması denilen bir takım hadiseler yaşanmıştır. Bir şahıs ya da bir şirket kendi ortak olduğu şirketi nasıl hortumlar diyorsanız bunu ya kendi bankasından kredi çekerek yapar ya da back to back kredi ile bunlar yapılır.

Ara Başlık: Back to Back Kredi Nedir?

Efenim back to back krediyi örnekle açıklayalım. Şimdi ben A bankın sahibiyim ve bu bankaya ek olarak X İnşaat şirketim var. Sen de B Bankın sahibisin ve Y otomotiv şirketin var. 

Biz de ölümüne kankayız. A bank Y şirketine kredi verir, Y otomotiv şirketi parayı X inşaat şirketine aktarır. B bankta X inşaat şirketine para verir ve para Y Otomotive aktarılır. Böylece kendi şirketinizi kredilendirmiş olursunuz.

Şu an bunu muhtemelen büyük tutarlarda yapamazsınız ancak eskiden bu işler yapılıyordu. Demirel grubu da back to back kredileri kapsamında bank ekspress, esbank, pamukbank, interbank, bank kapital ve iktisat bankası ile back to back işi yapmış. Toplam tutar yaklaşık 110 mio USD.

Burada back to back işlemlerinde krediye konu para tutarları nakit çekilmiş. Bunun maksadı da paranın izini kaybettirmek. Eğer nakit çektiğiniz tutarı bir bankadan başka bir bankaya EFT ederseniz herkes bunu görür. Ancak parayı bir bankadan çekip hele ki bir kaç gün sonra başka bir bankaya yatırırsanız bunun anlaşılması güç olur.

Ne Fortumu Ganalizasyon Boruları

Ünlü bir siyasetçimize ait bu veciz sözle hortumlama işine devam edelim. TMSF demirel grubunun egebanka yaptıklarını “ortak istismarı” olarak nitelendirmiş. Bu istismar sürecindeki yöntemlerden birisi grup mensuplarının kredilendirilmesidir. Bunu şu an açıktan yapamazsınız. Çünkü yamulmuyorsam mevcut kanunlara göre banka kendi risk grubuna özkaynaklarının en fazla %10’u kadar kredi kullandırabiliyor.

Aslında ilk başta hortumlar dolambaçlı yollardan takılmış. Demirel grubuna bağlı ancak resmi bir ortaklık olmayan paravan şirketler kurulmuş. Egebank bu paravan şirketlere kredi kullandırmış. Bu paravan şirketin hesaplarına yatan kredi paraları daha sonra demirel grubu firmalarının hesaplarına gönderilip, demirel grubu firmalarının bank kapital ve bank ekspress’ten kullanmış olduğu krediler kapatılmış.

Tabi müteakip süreçte hortum direk bağlanmış ve grup çok tatava yapmamış dümdüz Egebankın etini sütünü sömürmüştür.

Tabi burada direk derken yine Hazine nin denetimlerinden kaçınmak maksadıyla bankacılıkta pek risk olarak görülmeyen gayrinakdi kredi (teminat mektubu) kullandırılmıştır. Sonra gayrinakdi kredi verilen şirket bu edimlerini yerine getirmemiş ve teminat mektupları Egebank’a kalmıştır. Bankacılar bilir teminat mektubuna konu edim ifa edilmez ise teminat mektubu tutarı, fiili lehine garanti edilen şirketin hesaplarına yatırılır. Yani mektup patlar. Mektup patlayınca da nakdi krediye döner. Siz bunu yüzdürmek isterseniz yapılandırırsınız.

Hüp Diye İçine Çek Beni, Dıt Dırı Dırı…

Tarkan’ın Hüp şarkısıyla Spagetti arasındaki ilişkiyi bir nesil bilmiyor 🙂

Yöntemlerden birisi de şu. Egebank’ın kendisine dolaylı yoldan ortak olan Yahya Murat Demirel KKTC ye gidip bir off shore banka kurar. Bu Egebank’ın resmi iştiraki değildir. Egebank personeli mevcut mevduat faizlerinden bir iki puan fazla olacak şekilde off shore pazarlaması yapar ve yüklü tutarda yurt içinden KKTC’deki bankaya mevduat toplar. 

Sonra KKTC’deki off shore banktan Türkiye’deki demirel grubu firmalarına kredi kullandırılır. Nasıl? tertemiz değil mi?

Bu şekilde yaklaşık 73 mio USD hüpletilmiş.

Emsalin Üzeri Hisse Değeri ile Kaynak Aktarmak

Efenim burada gerçekten o kadar kreatif yöntemler kullanılmış ki saygı duymamak elde değil. Belki biraz da Stockholm sendromu diyebilirsiniz buna. Bir benzeri duyguyu imarbank vakasında yaşamıştım açıkçası.

Şimdi diyelim ki bir şirketler grubunuz var. Bunlardan birisinin de krediye ihtiyacı var. Ancak kanun yollarıyla kredi aktarımınız engellenmiş. Siz bunu deleceksiniz. İşte burada bankanın kredi ihtiyacı olan şirketin hisselerini satın alması yöntemiyle bu kaideleri ve kanunları ezip geçebilirsiniz. Peki Egebank taki abilere bu yeter mi? Yetmez diyor ve devam ediyorlar. İştirak hisseleri satın alınırken iştiraklerin olması gereken değerlerinin 5-6 katı bir fiyatlama ile satın alınıyor.

Ortamlarda şerefiye dersin goodwill dersin la ne olacak… Biz bir günde bilanço analizi yaparak yatırım yapmaya küsmedik kardeş, goodwillmiş, marka değeriymiş yemeyiz bunları.

Uçan Fiktif Gelir Tabloları

Bankacılıkta tahakkuk esaslı muhasebe ve kredi yüzdürme hadiseleri nedeniyle bir çok bankanın gelir tablosunun fiktif olabileceğini, bunların sıkı bir denetim geçirmesi gerektiğini söylemediğim bir yazım yok. Şimdi hal böyleyken işi bir adım daha ileri götürebilirsiniz. Nasıl? Egebankın yaptığı gibi:

Kredilerde normalde tahakkuk etmeyen faiz gelirlerinin tahakkuk ettirip reeskont geliri yazabilirsiniz.(bankacı olmayanlar bunu çakmaz isteyene detaylı anlatırım mail atın.)

Yüksek tutarlı mevduatlarda mevduat sahiplerinin bilgisi dışında olması gerekenden daha düşük faiz geliri yansıtılıp bu kayıtların sonradan iptal edilmesi,

Bankanın döviz pozisyonunun açık vermemesi için bazı aktiflerin dövizli varlık gibi gösterilmesi ve daha sonra bu kayıtların iptal edilmesi,

Gider hesaplarına alacak kaydı yapılması( giderlerin azaltılması)

Gibi yöntemler uygulanmıştır. Bu sayede hem bankanın mali vaziyeti iyi gösterilmiş hem de kar açıklanmıştır. Bu olmayan kardan ortaklara bir de temettü dağıtılınca banka likidite manasında poposunu başını dağıtmıştır.

Aşırı Harcamalar

TMSF raporunda bankanın aşırı harcamalarının maksadını aştığı söyleniyor. Resmi rapor olması münasebetiyle pek açık konuşamıyorlar anladığım kadarıyla ama buradan kast edilen muhtemelen bu aşırı harcamaların da yerine getirilmediği yani gerçek olmadığı. Hoş böyle bir şeyi de ispatlamak çok güçtür. Belki de ispatlayamayıp bir yandan çaktırayım dedi. Buradan bu harcama yöntemiyle dahi bankanın kaynaklarının sömürüldüğü anlaşılabilir.

Bununla birlikte buradaki tuttuğum yöntemlerden birisi şu: şimdi bir harcama gösterip şirket fonunu dışarı çıkarmak istiyoruz. Yani şirketin parasını kendimize geçireceğiz. Bunun için iştirakimize sermaye ekliyoruz. Bu sermayeyi de taahhüt ediyoruz, nakit bir şey eklediğimiz yok. Sonuçta bu yasak değil. Daha sonra bu iştirake eklediğimiz sermaye ile muhtelif harcamalar yapıyoruz. Bu harcamalar karşılığında aldığımız hizmeti bize veren firmalar da kendi firmalarımız. Parayı bu firmalara göndertip nakit olarak o firmaya çektiriyoruz.

Bu harcamalar dikkat çekici olmasın diye de aktifleştirilebilir giderler dediğimiz dükkan tasarım ve içerik harcamalarına yazıyoruz ve bu durum gider gözüküp zarar yazmıyoruz. Bu hoşuma gitmedi değil. Zekice yani.

Sisteme Girilmeyen Şeyler 

Egebank durmuyor, durduramıyoruz. Yani o dönemde durduramamışlar. Egebank o dönemde Leasing işi yapan iştirakinin yurt dışından çektiği bir krediye kefil olmuş. Bu da kefalet bilgisi olarak ne bilançoda yazılmış ne de resmi kayıtlara geçilmiş. Tabi bu durumdan kefalet verilen leasing şirketinin patlamasıyla haber alınmış. Leasing şirketi patlayınca Egebank bunu ödemek zorunda kalmış. Yani ortada herhangi bir borç/yükümlülük gözükmemekteyken bir anda yükümlü haline gelmiş banka. 9’lu hesapların önemi diyoruz biz buna.

I Love Numbers

I Love Adana

Şimdi Egebank’ın TMSF’ye devrinden evvel yani 31.12.1999 bilançosu aktif büyüklüğü 1.1 milyar TL. Aynı dönem zararı 657 mio TL. Tabi bunu hesaplayan TMSF. İlgili dönemde şirketin gelir gider tablosu resmi verisi 84 mio TL zarar. 

Yani bildiğin bilanço makyajının allahı var burda. Hoş olmayan bir şey yok. Mesela 1,1 milyar TL bilanço büyüklüğüyle bankanın açık pozisyonu 1.1 milyar USD. Bilanço bu çok konuşmaya gerek yok bence. Durum ortada zaten. Ha diyeceksiniz ki 1,1 milyar TL büyüklüğe açık nasıl oluyor? 9’lu hesaplar dedik. 2008 krizine kadar kimsenin umursamadığı bu hesapları bizim reisler 90’lı yıllarda keşfetmiş.

TMSF Ne Yaptı?

TMSF bankayı devir alır almaz önce eldeki gayrimenkulleri ve iştiraklerini satıp likiditeyi toparlıyor. Daha sonra büyük kredi borçlularıyla konuşup tahsilat kasıyor.  Küçük kredilerden seyyaliyetini kaybedenler için hemen icra süreçleri tetikleniyor ve buradan da tahsilat gerçekleşiyor.

Ancak bankaya alıcı çıkmıyor. Bunun üzerine Sümerbank ile birleştiriliyor.

Egebank Nasıl Battı ?

Efenim banka batırmak her ne kadar bankaların faaliyetleri sırasında karşılaştıkları riskler yazımızda söylediğimiz kadar kolay olsa da aslında üstünde baya çalışılması gereken bir husus. Ama koca banka böyle battı.

Peki günün sonunda ne oldu ? 2000 yılında açılan davada karar 2009 senesinde verildi. Bankanın hakim ortağı Yahya Murat Demirel başta olmak üzere bankadaki birçok yöneticiye zimmet suçlarından yargılama sonucu ceza verilmiştir. Cezaları şirket sahibi Yahya Murat Demirel, eski genel müdür Ümit Öndeş, Kredi Risk İzleme müdürü Murat Budanaz en fazla ceza alan yöneticilerdendir.

Yapılan kovuşturmalar neticesinde 17 yıl ceza alan Y.M. Demirel bu süreçte yurt dışına kaçmıştır. Ceza 2020 senesinde Yargıtay tarafından onansa da işin başı cezasını çekmemiştir.

Bunun dışında Y.M. Demirel’in Cayman Adalarında yaklaşık 24 mio USD’lik bir hesabının olduğu öğrenilmiş, TMSF ise bu paraya el koymuştur. Hatta TMSF bankaya el koymadan yaklaşık 1 saat evvel Y.M.D.’nin sekreterinin Y.M.D.’yi aradığı, bu görüşmeden sonra bir miktar paranın önce İsviçre bankalarına, daha sonra Merryl Lynch’e oradan da Cayman Adalarındaki bir bankaya transfer edildiği soruşturma dosyasına giren hususlardandır.

Egebank nasıl battı yazımızın sonuna geldik efenim. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu