Finansal Skandallar

Kerala Altın Kaçakçılığı Olayları

Cümleten selamlar. Normalde yazıya altın kaçakçılığı diye giriş yaptım. Ancak yazının o kısmı uzadı babam uzadı. Malum bizim millet uzun yazıyı sevmiyor. Ben de yazıyı ikiye böldüm. Bununla alakalı muhakkak altın kaçakçılığı nedir yazımı okuyun.  Doymazsanız altınla kara para aklama yazısına atlayabilirsiniz. Biz kerala altın kaçakçılığı olayları ile devam edelim.

Kerala Altın Kaçakçılığı

Şimdi konunun vehametini anlamanız adına önce diplomatik gönderi nedir bunu bir açıklayalım. Efenim diplomatik gönderi bir ülkede yer alan konsolosluk ya da büyükelçiliğin bağlı olduğu ana ülkeye başta olmak üzere diğer konsolosluklar ya da resmi kurumlar ile gerçekleştirdiği postalaşma demektir. Bunun içerisinde resmi yazışmalar da dâhil olmak üzere birçok çalışan eşyası v.b. de bulunur. Mevzu büyük anlayacağınız ve iş ülkeler arası krize kadar gidiyor.

Kerala altın kaçakçılığı olayları 2020 senesinin 5 Temmuzunda  30 kilo altının Hindistan’da yer alan Kerala’daki bir Havalimanında yakalanması ile başlıyor. Hem de diplomatik gönderilerin içerisinde. Kim mi yakalatıyor malı ? Bir tahmin edin bakalım. Tabii ki Birleşik Arap Emirlikleri. Adamlar altın seviyor yea. Bir de şu Kerala’dan bahsedelim. Bu kerala dediğimiz yer dünya altın talebinin büyük bir kısmını oluşturan Hindistan’ın altın ithalat, ihracat ve üretim merkezi. Kerala altın kaçakçılığı olaylarının burada geçmesinin en büyük sebebi bu.

Şimdi biraz daha geri saralım. Altın yatırımı yazımda belirtmiştim. Hindistan malum Türkiye gibi bu altın meselesine takık iki memleketten birisi. Tabi takriben 1,3 milyarlık nüfusu da hesaba katınca dünyadaki en büyük altın talepkarı. Ve tabii ki altın Hindistan’da üretilmiyor, daha doğrusu Hindistan’da üretilen altın iç talebi karşılamıyor. Hindistan hükumeti de cari açığın müsebbibi olarak bu altın ithalatını sebep gösteriyor. Altın talep eden nüfusa kinlenen hükumet vergiyi bastıkça basıyor. Ancak bir mala talep varsa o talep giderilir abi. İster kaçakçılık yoluyla olsun ister başka yol ile.

Kaçakçılar is Coming

Hemen bir grup kaçakçı bu işe başlıyor. Dedim ya talep sonsuz. Talepkar işin resmi olup olmamasına bakmıyor. İhtiyacının giderildiğine bakıyor. Alıcısı hazır mal anlayacağınız. İşte bu bahsettiğim vergi artırımlarından sonra Hindistan’da ciddi bir altın kaçakçılığı patlak veriyor. İşin temel dayanağı aslında burası.

Tabi şeyi de hesaba katalım. Şimdi Hindistan dediğin memleket öyle Libya gibi filan dümdüz değil. Yani sınır kontrolü aynı bizdeki İran sınırı gibi çok zor. Her yer dağlık. Yani sınırlar kaçakçılığa gayet de uygun. Zaten bu kaçakçılık pro.ları buralarda konuşlanmış. Rahatlıkla ulaşabiliyorsun.

2020 senesinin Haziran ayının 30’unda Hindistan gümrük memurları rutin kontrolleri esnasında (muhtemelen X-Ray makinelerinden geçirirken ) Dubai ‘den gelen bir kargodan şüpheleniyorlar. Bir de ne görsünler, bu diplomatik kargo. Ancak Hindistanlı gümrükçüler ayak diriyor. Bu ayak direme sırasında BAE’li diplomatlar derhal kargoyu bırakmalarını salık veriyor.

Olaylar büyüyünce iş Başkent Delhi’ye taşınıyor ama gümrükçüler kargoyu vermemekte kararlı. Günün sonunda Delhi’de hem kargonun sahibi diplomat hem de merkez hükumete bağlı yetkili bir abi kargoyu açıyor ki içinde 30 kg altın çıkıyor. Hayır, adam bir de kargo xray’e takılmasın diye banyo malzemeleriyle bir güzel kaplamış paketi.

Tabi hemen gözaltılar cart curt. Soruşturma da ilerleyince iş BAE konsolosluğunda çalışan bir Hintliye kadar dayanıyor. Yani işin içerde ayrı bir bacağı da mevcut.

Derine…. Daha Derineee…

Bu arada soruşturma da ilk olarak Swapna Suresh diye bir konsolosluk çalışanı içeriye hemen alınıyor. Çünkü konsoloslukta çalışan ve diplomatik kargo avantajından fayda sağlamaya çalışan, kargonun adına geldiği kişi bu ablamız. İşin garibi bu abla Hindistan Ulusal Kongresi’nin seçim kazanan liderinin kurduğu şirkette çalışan bir eleman. Konsolosluğa da IT elemanı olarak girmiş.

Hindistan ulusal kongresi ise olayın gerçekleştiği Kerala’nın yerel hükumetinin partisi. İş biraz daha büyütülüp teknik takip yapıldığında Sivashankar diye bir elemana ulaşılıyor. Bu eleman ise Hindistan Ulusal Kongresi adlı bir partinin kongre üyesi. İşte bu sivashankar  partinin genel sekreteri. Yani işin siyasi bacağı var ki açıkça söyleyelim bu tarz işler siyasi bağlantı olmadan gerçekleşmez. Biz böyle olaylar sadece buralarda yaşanır zannediyoruz ama Hindistan bu tarz işlerin memba-ı.

Hintli polislerin telefon dökümlerine göre bu süreçte Suresh ablamız sürekli Sivashankar’ı arıyor. Bir yandan da işin öteki ucunda yani BAE’de bulunan Fareez diye bir abiyi.

Peki ne oluyor dersiniz? Her şey açık ve net değil mi ?

Efenim soruşturma başlatıldıktan 60 gün içerisinde Gümrük Müdürlüğü şikayetini iletmediği/tamamlamadığı için tüm şüpheliler salınıyor cüzi miktar kefalet karşılığında. Bu abla da kaçıyor bildiğin. Ancak iş büyüyüp basına yansıyınca ablayı tekrar içeri alıyorlar.

Hintli soruşturma birimi yaptığı araştırmalar sonucunda gümrükte gerçekleşen bu hadisenin bir ucunun K.t. Ramees diye bir eski eğitim bakanına dokunduğunu görünce geri adım atıyorlar. Ahlaksızlık kol geziyor anlayacağınız.

Medyasal Hadiseler

İşin siyasi bacağı var da medya bacağı olmaz mı? O da var. Bu süreçte Anil Nambiar adlı Janam TV editörü polis tarafından sorgulanıyor. Bu kişiye yöneltilen suçlama işin merkezindeki swapna suresh ile bağlantısı olduğu yönünde.Muhtelif teknik takip kayıtları da mevcut. Bu soruşturmaların başlamasıyla birlikte Hindistan Ulusal Kongresi partisinin sözcüsü olan Janam TV basıyor haberi. Vay bunlar vatan haini, bunlar hindistanın önüne engel koyuyor, gelişmemizi istemiyor, dış minnaklar tarafından hunharca desteklenen darbeci medya kuruluşları filan işte hikâyeyi biliyonuz siz.

İşin BAE bacağına gelirsek her daim olduğu gibi devlet “bizim çalışanımız yaptı, gerçek kişilerin suçuyla tüzel kişiler suçlanamaz (siz bunu meşhur 2011 şike davasından hatırlayabilirsiniz), suç ve cezanın şahsiliği ilkesi diye bir şey var, bizim ilgimiz yok kardeşim, herkesin kargosunu açıp ne getirip ne götürüyor diye mi bakıcaz” deyip sıyrılmıştır. Ancak bir allahın kulu da bilader 30 kilo altın, hem de kaçak göçek altın, BAE’den Hindistana nasıl geliyor, sizin gümrüğünüz ne yapıyor  dememiş. Yani her daim olduğu üzere iş azmettirene değil işi yapana yani ayakçıya yıkılmış. Güzel taktiktir.

Özetle konu propagandanın etkin unsurları kullanılarak önce siyasi bir tartışmaya çeviriliyor. Akabinde ise mesele ülke meselesi haline getirilip bağlantıların olmadığı gösterilerek full propaganda yapılıyor. Sonuçta ne Karela yerel yönetimine ne oradaki elemanlara ne parti genel sekreterine hiç bir şey olmuyor.

Bizim gibi gelişmekte olduğu iddia edilen ülkelerin kaderi budur. Sürekli böyle ahlaksızlık ve politik çalkantı haberleriyle boğuşup durur. Bu boğuşmalar zamanla siyasi tartışmaya evrilerek conflict theory en ince ayrıntılarına kadar toplum üzerinde uygulanır. Toplumun taraf olması sağlandıktan sonra ve tartışma ortamı yaratıldıktan sonra birilerinin haklılığı, haksızlığı ya da işlediği suç önemli değildir. Mühim olan süreci tartışmaya açmaktır.

Karela altın kaçakçılığı olaylarını da izah etmiş olduk, yazımız burada sona eriyor efenim. Esen kalın.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu