Finansal Skandallar

Yimpaş Nasıl Battı ?

Efenim cümleten selamlar. Bu yazımızda konumuz yimpaş nasıl battı meselesi.

Okuyucuya uyarı: yazı çok, çok, çok uzundur. Dinlene dinlene okuyunuz.

İslami Holdingler Neden Batıyor?

Şimdi ihlas finans meselesini anlattık. Bugünkü konumuz yimpaş nasıl battı yazısı. Gelecekte de deniz feneri ve kombassan konularına değineceğiz. Tüm bu anlattığım hadiselerde olduğu üzere son tokatçımkz çiftlikbank hadisesinde de dini sosların çok kullanıldığını gördük.

Aslında islami holdinglerin sürekli batma gibi bir eğilimi yok. İslami olmayan holdingler de batıyor. Olay sadece islami holdinglerin kötü niyetli olanlarının rahatlıkla bu islami unsurları kullanarak halk kitlelerine erişebilmesidir. Haliyle geniş kitle çok para, çok para çok kaynak ama batarsan da çok mağdur demektir. 

İnsanlar Neden Bu Tip Oluşumlara Para Yatırıyor?

Ponzi yazımda baya bahsettim bazı şeylerden ama burada durum biraz farklı.

Çocukluğum muhafazakar bir çevrede geçti. Kendi öz annem öz babam muhafazakar ya daha nasıl söyleyebilirim. O yüzden bu insanların düşünce yapısını/hayat tarzını çok iyi biliyorum.

Şimdi bu insanlar senin benim gibi faiz, kredi kartı, kredi peşinde koşmaz. Bilakis uzak durur.Finans piyasasından uzaktır. Hatta çoğu zaman alkol satan yerlerden bile alışveriş etmez. Bunun sebebi yaşamlarını dinlerine göre dizayn etmektir. 

Bak 33 yaşındayım, 10 yıldır bankacıyım, halen babama kredi çektiremedim. Hatta ben işe girerken filan ortalık ayağa kalktı. Babamın arkadaşları toplanmış beni çağırmışlar, oğlum bak faizli yere gidiyorsun, haram vs. Bir dünya öğüt verdiler. Hepsine de selamlar saygılar bu arada, hepsi de iyi insanlardır, hayat tarzlarımız farklı sadece.

Özetle din dogma bir hadisedir. Bu platformda hiçbir zaman bir dinle dalga geçildiğini, bunun sorgulandığını göremezsiniz, çünkü din dogmadır. Dolayısıyla bunları sizler de sorgulamayın. İnsanları da hayatlarını dinlerine göre dizayn ettikleri için eleştirmeyin. Ancak bu kişilerin bu eylemleri kendilerine zarar verebilmektedir. Yukarıdaki örneklerin tamamı bunların birer misalidir.

Lakin şerhimi düşeyim cemaatleşme konusunda görüşlerim farklıdır. Bir gün yeterli cesareti bulursam o konudan da konuşuruz. Ancak toplum çoğu zaman din ve cemaat meselesini birleştirdiğinden bu çok ince bir çizgi ve belki hapse bile girebilirim. O yüzden bu konuyu pas geçiyorum.

Konu dağıldı toplayalım. Velhasıl kelam inançlı kesim parasını öyle banka banka gezdirmez, zaten sürekli bu sektöre ön yargı ile yaklaştığından uzak durur dedik. Hatta bazı kesimler verilen fetvalara rağmen islami bankacılık meselesine de uzak durmaktadırlar. 

Peki bu adamlar parasını neye koyuyor ? Hiç tasarruf etmiyorlar mı? Ediyorlar tabii ki. Büyük bir kısmı paralarını gayrimenkule, bir kısmı altın ve benzeri metallere, bir kısmı dolara, bir kısmı borsaya (bazı kesim bunun da haram olduğunu iddia ediyor) bir kısmı katılım hesaplarına, bir kısmı da şirket ortaklıklarına yatırıyor. 

Peki niye şirket ortaklığı? Bu insanlar faiz sisteminin sömürü düzenine yol açtığına inandığı için iktisadi görüş olarak da üretim yapalım, üreterek kazanalım, insanımızda bu güç var, biz yerli ve milli üretimi sağlarsak taş gibi oluruz, ülkemiz çok güçlü olur, emperyalizme ayak direriz düşüncesindedir. Dolayısıyla bu tarz üretim yapacağız, üretimle büyüyeceğiz konuları islami kesim için ciddi şekilde ikna edicidir. Tüm bundan ayrık olarak bu adamların parasını yatıracağı (kendi fikir alemine göre) doğru düzgün bir yer de yok. 

O sebepten üretim konusunu esas alarak bu konuda bir propagandayla fon toplamak isteyen şirketler rahatlıkla bu kesimden fon bulur.

Yimpaş’ı Tanıyalım

Bu uzun girizgahtan sonra Yimpaş’ı tanıtalım biraz. Yimpaş, Yozgatlı bir öğretmen olan Dursun Uyar ve 7 kankası tarafından Yozgat’ta kurulmuş bir şirkettir. Şirketin kuruluş tarihi 1982’dir. 

Yimpaş’ın açılımı yozgat ihtiyaç malzemeleri pazarlama a.ş.’dir.

Şirket öncelikle perakende sektöründe faaliyete başlamış, uyar ve ortakları başlangıç aşamasında toptancılardan aldıkları malları dükkanlarda satarak para kazanmış ve sermaye edinmiştir.

Kısa Bir Mola: Ticareti Anlamak

Daha sonraki süreçte hikayeyi size çok anlattım ama tekrar hatırlatayım. Ticarette strateji basittir. Pazara girer, önce yer/ürün avatajıyla sermaye biriktirip pazar payınızı arttırırsınız. Daha sonra daha fazla pazar payı gerekir. Çünkü günün sonunda en çok kazanacak olan her daim pazar payı yüksek olandır. Çünkü pazar payı yüksek olan fiyatı dayatır. Yani kar marjını yüksek tutabilir. İşte özetle hedef her daim pazar payıdır. 

Bunun için büyümeniz gerekir. Büyümeniz için bir süre krediyle idare edersiniz. İyi bir finansçınız yoksa ya da nerede duracağınızı bilmiyorsanız batar ya da ortak arayışına başlarsınız.

İşte ortak toplama meselesi buradan gelir.

Yimpaş Konusuna Geri Dönüş 

Özetle zaman içerisinde bu perakende işinden kazanılan paranın yetmemesi, ancak büyümek için daha çok sermayeye ihtiyaç olması Dursun Uyar’ı farklı yönlere götürmüştür.

Biliyorsunuz 1960’lı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya ciddi bir işçi göçü yaşandı. Aradan geçen 30 yılda vatandaşlar ciddi para biriktirdi. Büyük bir kısmı oraya da yerleşti. Ancak bu insanlar ülkelerine yatırım yapmak istiyorlardı. İşçi olduklarından ticaret riskine girmek istemiyor (çoğu da bilmiyordu zaten), Almanya’dan ayrılmadan Türkiye’de yatırım yapmak istiyor, Almanya’da mark için verilen faiz onlara yetmiyor/faize para yatırmak istemiyordu. 

İşte Dursun Uyar bunu bir fırsat bildi. Almanya’daki camileri teker teker dolaştı. Herkese de ortaklık-kar payı modelini izah etti. 

Kurgusuna göre şirkete herkesi ortak edecek ve hisse verecek, ancak bu kişiler istediği zaman yıllık %20 garanti kârla (hani faiz haramdı len?) ortaklıktan çıkabilecekti.

Tabi elimizde net bir kanıt yok ama o dönemin şahitleri Almanya’daki camilerde imamlara özellikle faizin haram olduğunun konuşulması için belirli bedeller ödendiğini (toplanan paradan %10-20 arası komisyon tutarından bahsedilmektedir) vaazdan hemen sonra caminin hemen dışında ise Yimpaş’çıların beklediğini ve kendilerine ortak topladığını iletmiştir. 

Tabi propaganda sistemi esasen çok etkili. Hal böyle olunca Yimpaş’a hem ortak hem de para geliyor. 

Yimpaş Ne İş Yapıyordu? 

Bu süreçte Yimpaş marketçilik işinde büyük marketçilik dediğimiz sürece girişiyor ve gerçekten başlangıçta bu işten iyi kar ediyorlar.

Başlangıçta mütevazı bir fon toplama girişimi olarak başlayan Yimpaş ilk yatırılan paralara %20 TL /%8,5 mark getirisi ödeyince ponzi şeması başlıyor. Bir anda başkasının bu işten para kazandığını gören herkes birbiriyle yarışır gibi şirkete para akıtıp ortak olmak istiyor. Yalnız o dönem iyi borsa pr’ı yapılırmış ama değerlendirilememiş anladığım kadarıyla.

Paranın akıp gelmesi aslında Yimpaş’ı bitiren şey oluyor. Belki bu kadar çok para gelmese bu kadar anlamsız yatırım yapılmayacaktı.

The More Money Is The More Problem 

Biz devam edelim. Para akıp gelince önce büyük mağazacılık konsepti Türkiye geneline yayılmaya başlanıyor. O dönemde Türkiye’de bir migros var bir de yimpaş.

Yimpaş Migros’tan farklı olarak oldukça çeşitli ürün gamına sahip. Daha AVM kavramının varlığını bırakın o dönem büyük marketçilik bile yokken bu adamlar mağazalarında konfeksiyondan beyaz eşyaya bir dünya şey satmaya başlayınca popülerlikleri çok artıyor.

Tabi şunu da ekleyelim. Para yatıran ekip memleketlerine gittiklerinde yerinde Yimpaş mağazalarını görünce iyice kudurup daha da fazla nakit akıtmıştır. Bu aşamada biraz ponzi sistematiğinden ayrılır konu. Yani yimpaş hadisesini direk ponzi olarak nitelendirmek ya da direk dolandırıcılık lan bu filan demek çok doğru değil. Baya işin içinde yatırım meselesi var çünkü. 

Mesela bu yatırımlardan biri Çankırı Çerkeş’te hala faaliyetine devam eden ve şu an Ülker grubuna ait olan Aytaç tesisleridir.

Yimpaş zamanla bünyesine gıda, fabrika, üretim, perakende, bilişim, tekstil, mobilya, otel, sağlık, medya, inşaat, matbaa, ambalaj, otomotiv, akaryakıt, sosyal, kültürel, ithalat, ihracat, iletişim ve diğer sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri katıp bir dev haline gelmiştir. Parmalat olayından hatırlayabileceğiniz gibi yine bir hızlı giden atın boku seyrek düşer meselesi işin içinde vardır.

Bu süreçte Türkiye’de 95’te Refah Partisi iktidara gelmiştir. Bildiğiniz üzere refah partisi ciddi islamcı bir partidir. Refah partisinin ideolojisi gereği cemaatlere yol vermesi ve müdahale etmemesi asker ve bürokrasi ile arasını germiş, bu gerginlik 28 Şubat MGK bildirisi ile patlamıştır. Tabi Yimpaş da bu MGK bildirisinin eleştirdiği yeşil sermaye unsurlarından olunca Yimpaş daha da fazla para çekmiştir.

Almanyadaki Şirket Meselesi : Yimpaş Verwaltungs GMBH

Bizim Almanya’ya göç eden işçilerden rahat para toplamak yani toplanan paranın yasal karşılığını gösterebilmek için Almanya’da Yimpaş Verwaltungs GMBH kurulmuştur.

Halktan toplanan paralar karşılığında gurbetçilere yalnızca kaşeli birer kağıt verilmiştir. (Mağdur sayısının netleşmemesi bundan mütevellittir.) Toplanan paraların Türkiye’ye gönderilmesini müteakip süreçte yimpaş holding hisseleri ile değiştirilmiştir. 

Aktarım ise Yimpaş Verwaltungs’tan Yimpaş’a kredi verilerek yapılmıştır. Enteresandır alman şirketi Türk şirketine faizle kredi vermiştir. Oğlum hani haramdı len bu. Bir bize mi haram.

Alman makamları ve Türkiye mahkemeleri Yimpaş Verwaltungs firmasının içinin boşaltıldığı noktasından hareketle bu firmaları kötü niyetli bulmuştur.

Peki ne oldu da bu sürekli nakit giren, yeri gelince sadece ideolojik olarak bile destek gören firma battı? Gerçekten insan merak ediyor. Bu kadar popüler bu kadar nakit girişi olan hunharca sağa sola yatırım yapan bu firma ne oldu da battı? 

Liqidity is Everything

Şimdi aslında süreç çok basit. Şirketler insanlardan farklı olarak kaynak edinir, bu kaynakları yatırıma çevirir ve bundan para kazanarak özkaynağını arttırır, kaynak ihtiyacını düşürür. 

Peki şimdi market işleten bir şirket sahibi olduğunuzu düşünelim. Yukarıda ticaret mantığını temel olarak izah ettik. Evi arabayı aldınız ama daha fazlası lazım. Ama buna da sermaye lazım. Gittiniz en yakın arkadaşınızdan borç istediniz, o da olmaz dedi ama ortak alırsan kabul ediyor. Yalnız tek bir şartı var istediği zaman çıkacak. Siz de tamam dediniz.

Nakit parayı getirdi, siz de bunu alıp yatırıma giriştiniz. İlk plan yeni market açmak. Gittiniz ortağın verdiği parayla marketi açtınız. Bu yatırım geri dönüş süresi iyi olasılıkla 5 yıldır. Her sene gelen paradan ortağınıza da kar verdiniz o da memnun aslında. 

Ama bir anda sinsi sarışın bir yılan (sarışınlar yanlış anlamayın sizleri çok seviyorum) arkadaşınızı kandırdı ve evlenmeye ikna etti. Ortağınız şimdi koyduğu parayı geri istiyor. 

Bu resim bir çok firmanın batıştan önce gördüğü, halk arasında sıçtın mavisi olarak bilinen bir portredir.

Bu adamın parasını verebilmeniz mevcut yatırımdan gelen nakitle mümkün görünmediğinden elinizdeki nakite dönebilir kıymetleri kısa zamanda haraç mezat satmanız gerekir.

Yimpaş Nasıl Battı ?

Şimdi yukarıda verdiğim örnekteki ortak sayısının 212 bin olduğunu düşünün. Hah işte soruyorlar ya yimpaş nasıl battı diye. Ulan böyle bir ortaklık yapısının batmaması mümkün değil.

Yani oturup sayfalarca yazdım. Nakit akışı yönetimi nasıl yapılır diye. Bu ortaklık yapısıyla bir şirketin en önemli meselesi olan nakit akışını yönetemezsiniz.

Şimdi Dursun Uyar’ın açıklamalarının bir kısmına bakalım “Elimizde toplanan paranın yüzde 90’ını gayri menkule, sabit yatırımlara yaptık. Mağazalar, fabrikalar, oteller, hastaneler derken toplanan paranın yüzde 92’si ile iş yaptık. Geriye kalan yüzde 8’lik bölüm ile çalıştık. Bu ne demek? 50 tane mağazanın içindeki demirbaş ve mallarını oluşturduk. Fabrikaların işletme seryameyesi bu yüzde 8’in içerisinde.”

Bakın adam açık açık söylüyor aslında. Biz likiti aldık, likit olmayana yatırdık, ama yatırımcılara istediğiniz zaman likit çıkabilirsiniz dedik, sonra da battık. Çok doğal değil mi abi? Yani bunu kim yapsa batar zaten. 

Yimpaş nasıl battı sorusuna cevap olarak dolandırıcılık, ponzi vs. Bir çok şey söyleyebiliriz. Ancak her ne olursa olsun likiditeden bahsetmezsek bu sorunun cevabı eksik kalır.

Bir de işin %20 garanti faiz boyutu var. Yani bunu nasıl dersin. Ulan bu adamlar zaten dini konularda hassas. Çıkıp desen ki zarar varsa ödeme yapmam adamların yarısı kabul eder zaten. Bu ne para toplama hırsıdır.

Çok Yatırım=Çok Para Değil Guzum

Yine Yimpaş’a yakın olanlar yönetimsel faciaları anlatıyorlar. Bir kere şirketin bu kadar büyüklüğü kaldıracak bir insan kaynağı kalitesi olmadığını söylemek lazım.

Söylenenlere göre ortakların kaydı dahi doğru düzgün tutulmamış. Yani para yatırıp hisse almasına rağmen elinde hiçbir belge/evrak olmayan bir dünya derdini ispatlayamamış mağdur da var.

Bunun üstüne ortakların belirli kısmına %20 faiz verilirken bazı özel hissedarlara %20’den çok daha yüksek oranlarda faizler verilmiş.

Bir de böyle sürekli büyüyorsan due dilligence report ekibin ayrı (ki bu gerçekten bambaşka bir iştir, millet sanıyor ki özkaynakları hisse adedine bölünce due dilligence oluyor peh)  proje değerlendirme ekibin ayrı olacak.

Hikayelerden devam edelim. Yimpaş vakti zamanında anadolunun bir şehrine bir arsa almış. Yine yatırımlık işte üstüne projeler gerçekleştirilecek. Sonra proje iptal oluyor muhtelif bürokratik sorunlar nedeniyle. Adamlar arsayı satmaya çıkıyor. Bir bakıyorlar ki arsayı alırken 3-4 kat fazla paraya satılmış kendilerine. Farkı da aracılar cukkalamış.

Bunun dışında Kanal 7’ye ortak olunmuş, medya kullanılmaya çalışılmıştır. Bakın bu medya çok zenginlerin ya da siyasilerin yapacağı iştir. Çünkü buraya verilen para dipsiz kuyudur. Geri dönüşünü ölçemezsiniz. Reklamlar, sponsorluklar… bunların tamamı bu şekildedir. Dikkatli para harcanması gereken alanlardır. 

Ancak yimpaş yozgatspor meselesini hatırlamayanınız yoktur. 97′ senesi ile Yozgatspor isiminin önüne kendi adını ekleyen Yimpaş başkanı kulüp başkanı da olmuştur. Ciddi sponsorluk bedeli ile çılgınca transferlerin sonucu klasik bir hüsran olmuştur. Alın size geri dönüşü olmayan sponsorluk.  

İşi tam anlamıyla bozan yani bank run’a sebep olan ise Yimpaş’ın 2002 senesinde zarar etmesi ve kar payı dağıtmama kararı almasıydı. Bu durum görülünce herkes anaparasını kurtarmak için para çekme talebinde bulundu. Ancak normal faaliyetlerinden kar edemeyen şirketin bu parayı ödemesi mümkün değildi ki zaten öyle de oldu.

Cemaat Bağlantısı Şüphesi

Türkiye’de bu konuda herhangi bir şey olmadı. Ancak bu konuda Almanların diyecekleri var. Alman gazetesi Die Welt, Avrupa’daki Türklerden toplanan paraların Avustralya üzerinden Türkiye’deki Nakşibendilere gittiğini iddia etmiştir.

Avrupa Türkleri Dayanışma Derneği’ne göre, Yimpaş Almanya 2001 yılında Avustralya’daki Yimpaş şubesine kredi olarak 29 milyon Avustralya Doları göndermiştir. Avustralya kaynakları paranın bir bölümünün Türkiye’de etkili dini Nakşibendi tarikatı lideri Muharrem Coşan’a transfer edildiğini, Yimpaş Avustralya’dan yine 1 milyon Avustralya Doları içeren bir para transferinin Server Holding’e gittiğini, Server Holding’in de Nakşilerin olduğunu, holding başkanının Muharrem Coşan olduğunu tespit etmiştir.

Alman Die Welt habere şöyle devam etmiş: “Birçok para transferi eski Sovyetler’den ayrılmış, Türk cumhuriyetleri üzerinden yapılıyor. Bu paralar oralardan yeniden Türkiye’ye aktarılıyor. Burada yardımsever vakıfları, öğrenci burslarını, özel hastaneleri, başka işletmeler kurmayı, Kuran kursları açmayı ve özel okullar satın almayı finanse etmekte kullanılıyor. Bu işlerin yöneldiği hedef ise ekonomiye girmek, gençliği etkilemek ve politikada etkin olmak.”

Bunu okuyunca aklıma direk şu geldi: 90’lar, Türki cumhuriyetlerin bağımsızlığk sonrası yer edinme mücadelesi, Fetö, fetöye güvensizlik, fetönün Türki cumhuriyetlerde nüfuz elde etme çabası, devletin bir cemaate başka bir cemaatle karşıt bir oluşum oluşturma çabası… (90’lı yılların kontr gerilla faaliyetinib bir benzeri olabilir),(yalnızca bir komplo teorisi, nakşiler devletin emrinden pek çıkmaz normalde)

Bu arada 90’lar ve Türki Cumhuriyetler deyince aklıma MİT’in efsanesi, Bosna aslanı, Kaşif Kozinoğlu gelmiştir. Sadece malum ile aynı paragrafta anmak istemedim. Ruhun şad olsun reis. Ardılların seni Silivri’de katledenlerin peşinde.

SPK Başkanı Ne Diyor ?

Dönemin SPK Başkanı  Doğan Cansızlar’ın konuya ilişkin verdiği röportajdan satırbaşlarını aktaralım:

“Eğer bir şirketin ortak sayısı 250’yi geçiyorsa, basın-yayın yoluyla çağrıda bulunuyorsa SPK denetimine girer. Yimpaş da bunlardan biri.

Yimpaş olayı yeşil sermaye falan değil tefecilik, nitelikli dolandırıcılık, nasıl Titan vakası oldu, saadet zinciri, tıpkı o.

Yimpaş ile ilgili 17 suç duyurusunda bulunduk, ancak 2’sinden hüküm giydi.

Suçlamalardan bir bölümü nitelikli dolandırıcılığa girmektedir.

İslami holdinglere ilişkin toplam hasarın 5 milyar Euro civarı olduğu düşünülmektedir.

Sistemin büyük bölümü saadet zinciri ile ayakta duruyordu.

Sermayenin rengi, sınıflandırması olmaz. Başta iyi niyetli olabilir ama sonra çığ gibi büyümüş, resmen dolandırıcılığa dönüşmüş. Yüzde 30 getiri çok yüksek. Vatandaşın dikkatsizliği, çok kâr etme hırsı da söz konusu.

Sisteme yabancılar bile para yatırmış. Avrupa’da yüzde 2-3 faiz varken, para yatıranlara ilk yıl bavullarla gelip yüzde 30 kâr payı verince haliyle yabancılar da etkilenmiş.”

Bunların üstüne söze gerek yok diye düşünüyorum.

Sonuç

Yimpaş faciası arkasında tam 3 milyar marklık bir mağduriyet bırakmıştır. 

Dursun Uyar, “Sermaya Piyasası Kanunu’na (SPK) muhalefet ve izinsiz halka arz” suçundan 9 ay 19 gün hapis yatmıştır. Bunun dışında hakkında dava açılan nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giymemiştir. Ancak bu konuda da çok tartışma vardır.

Bununla birlikte Alman makamları Dursun Uyar’a nitelikli dolandırıcılıktan dava açmış, dava menfi sonuçlanınca Interpol tarafından kırmızı bültenle aranmıştır.

Son not: paranın rengi (yeşili, kırmızısı mavisi) olmaz, sermaye sermayedir, tek derdi para kazanmaktır, eğer kafanız yatırım işine basmıyorsa tokatlanma olasılığınız çok yüksektir, dini inançlarla/ideolojilerle yatırım genelde hüsranla sonuçlanır.

Efenim yimpaş nasıl battı yazımızın sonuna geldik. Yoruldum ulan. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu