Finansal Skandallar

Bakır Manipülasyonu

Efenim bu günkü yazımızın konusu yine tarihteki finansal skandallardan bakır manipülasyonu meselesi. Ulan oğlum forex gibi geniş kapsamlı bir piyasada nasıl manipülasyon yapılıyor ya filan diye aklınıza geliyor olabilir. Tarihte bunların örneği çok. Gümüş spekülasyonu gibi bireysel teşebbüsler olduğu gibi libor skandalı ya da front running gibi koca koca bankaların bu işlere nasıl kalkıştığını bu platformda okudunuz. Okumaya devam edeceksiniz. Biz bakır manipülasyonu nu anlatarak yolumuza devam edelim. Finans piyasalarındaki efsane manipülasyonlardan birini okuyacaksınız. Keyifli okumalar şimdiden.

Sumitomo Lastikçi Değil Miydi Abi ?

Sumitomoyu biliyorsunuz. F1 yarışlarında muhakkak bir reklam tabelasına filan denk gelmişsinizdir. Hatta bu abilerin Çankırı’da büyük bir lastik fabrikası da var diye hatırlıyorum. İşte yazımıza konu olan bakır manipülasyonu nu yapan kurum bu sumitomo. Tam adı sumitomo corporation.

Abiler Japon ve görebileceğiniz gibi son derece yetkililer. En azından tipleri öyle. İşte bu yetkili abilerin şirketinde nam-ı diğer Mr. Copper (Bay Bakır) Yasuo Hamanaka diye biri var. Şimdi 1996 yılına gidiyoruz.

Bakır Manipülasyonu

1996 senesinde Sumitomo şirketinde çalışan Yasuo Hamanaka’yı bir kaşıntı tutuyor. Bu abimiz günün sonunda 10 yıllık bir süreçte kendisine tanınan bütün yetki limitlerini aşarak bir sürü pozisyon alıyor. Siz bu yetki limiti meselesinin ne menem bir şey olduğunu yine bizim platformda okudunuz Barings’in batışında.

Sumitomo’nun 1996 yıl sonu gelir tablosunda yayınlanana göre şirketin Hamanaka’nın aldığı bakır pozisyonları nedeniyle 1,8 milyar dolar zarar açıkladığı görülüyor.

Sumitomo şirketi bu elemanın yaptığı işlemler nedeniyle corner the market denilen manipülasyon yöntemini kullanması nedeniyle cezalandırılıyor. Ya adam bütün dünya bakır piyasasını manipüle ediyor teee Japonyadan. Olsun o kadar.

Sene, Geçen Sene…

Hamanaka trade masasında tek başına değil tabii ki. Bir de yağız bir yardakçısı var. Bu da Sabura Shimizu. 1985 yılında Hamanaka ve Shimizu şirketin rutin hedge işlemlerini yaparken bir şey keşfediyorlar. Normalde şirket filipinler’de bir bakır tradeini zararla kapatmış. Bizim bu ikili de bunun hedgelerini kontrol ediyor.

Bu arada herhangi bir kaynakta görmedim ama şirket kuvvetle muhtemel bilançolarını günlük tutup kontrol ediyor ve marked to market yöntemini kullanıyor. Yani günlük fiyat değişimlerine göre bilanço değişiyor. Haliyle tutar biraz büyük olunca filipenlerdeki zarar üst yönetimin dikkatini çekip bizim hedgeci tayfaya hesap soruluyor. Bunlar da anladığım kadarıyla hesap vermemek adına “mesele bizde, sorunu çözücez amirim” deyip bu naneleri yemeye başlıyorlar.

Birden akıllarına, aga biz bir şirket için çalışıyoruz, sonuçta bizim işimiz şirketin kar etmesini sağlamak, e şirketin kar etmesi için şirket kaynaklarını kullanabiliriz diye bir rahatlatma geliyor. Bknz. hile üçgeni. Değerli metal piyasası London Metal Exchange üzerinden döner. Girelim buraya, nasıl olsa sığ, dalalım futureslere opsiyonlara, şişirelim spot fiyatı, şirketi zarardan kurtaralım diyorlar.

Fakat işler planlandığı gibi yürümüyor. Bu trade işleminde başarısız oluyorlar ve kayıp 60 milyon dolarlara çıkıyor. Shimizu burada dayanamıyor ve özel sebeplerle istifa ettiğini şirkete söylüyor. Tabi bu bakır manipülasyonu işlerinden hiç bahsetmiyor.

Hamanaka abi tek başına savaşmaya devam ediyor. Diyor ki yiğidin harman olduğu yer Tokyo ovası. verin oğlum trade yetkisini, görün gelir tablosundaki etkiyi diye başlıyor işlemlere. Zarar dediğin nedir ki üç-beş sanal rakamdan ibaret değil mi gülüm diyor vurdukça vuruyor pozisyonlara.

İmar Bankası Japonya’da Doğdu

Başlığa bakıp oğlum bu yine ne içti, malı kaliteli alıyor i*ne diyorsunuz içinizden. Ben durumu açıklayım. İmar bankası skandalı yazımda numarayı anlattım. Çift defter tutma vs. hikayesi. Peki size bu işin mucidi hamanaka desem. Sanırım daha anlamlı hale gelmiştir başlık. Hamanaka tüm trade işlemlerini yaparken küçük bir şey yapıyor. Daha doğrusu yapmıyor. Aldığı pozisyonlardan hiç birisini resmi kayıtlara geçirmiyor. Tabi o dönem bilgisayar filan hak getire. Yalnız burada abi bir tane şahsi defterine tüm pozisyonları ve işlem kayıtlarını manuel olarak kaydediyor. Daha sonra bu işlem kayıtlarını yok etmek için defterleri yakıyor. Yani aslında Mr. Copper bu işleri hep şirket lehine yaptım dese de ne müdürlerin ve genel müdürün haberi filan yok. Resmiyette zaten şirkette işlem kayıtları yok.

Abinin hiç bir zararı göstermemesi, açık pozisyonları karda gibi göstermesi ve sürekli açık pozisyonda olması nedeniyle yönetim tarafından çok başarılı bulunuyor. Eyy müfettişler, napıyonuz olm, bu nasıl yatmak? Şirket yönetimi de Hamanaka’yı bu başarısından mütevellit ödüllendirip Bakır Trade işlemlerinin baş müdürü yapıyor.

1997 yılında Hamanaka mahkemeye verdiği savunmasında “ben hiç bir şeyi kendim için yapmadım, her şeyi şirketim için yaptım, şirketin daha önceki işlemlerden zararı vardı, bunları kapamak için işlem yaptım, şahsi hiç bir menfaatim yok” diyor. Yalancı p*z*v*nk.

Koca Piyasayı Nasıl Manipüle Ettin ?

Gelelim işin detaylarına. Hamanaka David Campbell adlı bir abiyle sürekli trade halinde bu süreçte. Bu abiyi nerden tanıyor ediyor bilmiyorum ama bir şekilde iletişime geçip Campbell’a niyetini söylüyor. Yani gel beraber mesud olalım, bakır fiyatlarını tavana çakalım diyor.

Campbell’da bu arada RST diye bir firmanın LME’deki traderı. 89-92 yılları arasında Hamanaka sürekli olarak RST ile bakır alım-satımı yapıp fiyatları bir güzel manipüle ediyorlar ve şişiriyorlar. 93’te hadi bana müsaade diyen Campbell şirketten istifa ediyor.

Campbell daha sonra bu işlemler vesilesiyle yapmış olduğu dünyalığı ile Global Minerals şirketini kuruyor. Zaten tahmin edebileceğiniz üzere işlem kayıtları incelendiğinde Sumitomo’nun tüm trade işlemlerinin karşı tarafı Global Minerals oluyor.

Hamanaka 94-97 aralığında da tüm işlemleri Global ile yapıyor. Burada Global Minerals önce Zambiya’lı bir bakır üreticisinden bakır alıyor. Daha sonra bu bakırlara bağlı varantlar ya da gerçekten fiziki bakırlar Sumitomo’ya satılıyor. Ne var lan bunda dümdüz aracılı bakır ihracatı, zambiyamız gelişsin işte diyorsunuz tahminen ama kazın ayağı öyle değil.

Hamanaka bu satın aldığı varant ya da fiziksel bakırları daha Japonya’ya gelmeden geriye Zambiyalı şirkete satıyor. Burada bir müfettiş olarak aklınıza ilk gelen şey şu. Hamanaka çakalı kendine dünyalık yapıyor. Aradaki farkları cebe atıyor. Ancak bu japonlar bizim gibi değil.

Hamanaka bu işlemleri meğer daha çok bakır kontratı alabilmek için yapıyormuş. Size hamanaka’nın trade hedgingi yaptığını söylemiştim. Hamanaka burada aslında Sumitomo şirketini bakırda fazla/açık pozisyonda gösteriyor. Daha sonra bunu gerekçe gösterip şirketten hedge işlemleri için fon alıyor. İşlem adedi arttıkça hedge edilmesi gereken hacim artıyor ve dolayısıyla trade e konu daha fazla fon geliyor. Bu da hamanaka’ya daha önceki zarardaki pozisyonları kapatması için gerekli kaldıraçı sağlıyor.

Hamanaka işte bu sistematikle öyle bir noktaya geldi ki LME’deki pozisyon büyüklüğü, piyasadaki toplam bakır pozisyonunun %5’ine geliyordu 1995 senesinin Eylül ayında. Takriben 2 milyon metrik ton ve uzun (alım) yönünde bakır pozisyonu ile varant piyasasındaki varantların yarısına sahip olduğu iddia ediliyor.

Bu aşamada Hamanaka vadesi dolan bakır sözleşmelerini ve varantlarını da satın almaya başlayıp pozisyonu daha da büyütmüştür. 1995 senesinin Kasım ayı itibariyle Hamanaka LME’deki bakır varantlarının %93’üne sahiptir. Buna ek olarak vadeli piyasasında da kallavi bir pozisyonu bulunmaktadır.

Tabi burada poposu yanan yine açığa satışçılar oluyor. Herkes açığa satışçılara küfür eder ama yanan hep açığa satışçılardır. Vade geldikçe açığa satışçılar margin calla yemektense hangi fiyattan olursa ben gideyim alayım diyip koşuyor. Piyasada kontrat yok. Daha doğrusu var ama Hamanaka’nın istediği fiyattan. Yani bakır piyasası vadelicileri ile açığa satışçıları Hamanaka’nın kucağına bir güzel oturuyorlar.

Bakır Piyasasını Anlamak

Efenim burada şunu belirtelim. Hamanaka zirve döneminde tüm bakır piyasasının hacminin (varant, opsiyon, future ve spot dahil) %5’ine sahip. Şimdi diyeceksiniz bu eleman %5 tahta payıyla nasıl piyasayı manipüle eder. Eder abicim. Oynadığı piyasa bakır piyasası ise eder.

Bunu anlamak için bakır piyasasını bilmeniz lazım. Malum bakır günümüzde de bilimum elektronik ve tüketim aletinde kullanılan her eve lazım bir elementtir. Dolayısıyla gümüş ya da altın gibi fiyatı esasen finansal piyasadan değil reel sektörden gelir. Bunun sebebi de bakırın çok kullanılması, talebinin çok olması ve fiyat oluşumunun talep kaynaklı olmasıdır. Bakırın bu kadar çok talep edilmesi tedarik zincirinde gecikmelere sebep olur. Zaten bakırın kendisi tonajı yüksek ve taşıması maliyetli ve zor bir metaldir. Bu da arz- talep zaman uyuşmazlıklarına sebep olur. Yazıda okuduğunuz üzere Hamanaka ağırlıkla fiziksel alım-satım yapıyor. Yani gümüş spekülasyonundaki gibi salt futures piyasaları ile yapılan bir usulsüzlük yok burda. Hamanaka fiktif işlemleri sadece kendisine daha fazla hedge imkanı yaratmak için kullanıyor. Buradan elde ettiği hedge imkanıyla spot, varant, futures, opsiyon allah ne verdiyse kafa göz dalıp kontratları da gerçekleştiriyor. Yani ciddi bir bakır mevcudu var. Haliyle türev piyasaların reel piyasadan büyük olması ve bakırın gerçekten talep yönlü hareket etmesi, fiziksel bakır mevcudu çok olan Hamanaka’ya ciddi bir güç veriyor. Piyasada %5 lik bakır sadece hamanaka’da. Bu yüzden pozisyon kapatmak isteyen herkes hamanaka’ya koşup kucağına oturuyor.

Hamanaka’nın burada yaptığı özetle şu aslında. Daha önceki zararları kapatmak için bakır fiyatını arttırması gerekiyor. Hamanaka spottan bakır topluyor, opsiyonlarda vadenin sona ermesini bekleyip yine bakır topluyor, varantları topluyor… Sonunda bakır fiyatları artıyor ve geçmiş tarihli işlem zararlarını kapatmayı hedefliyor. Burada Hamanaka’nın sigortası Sumitomo şirketinin nakit gücü. Sumitomo’nun bütçesini bu kadar çok ayırmasının sebebi de hamanaka’nın marifeti. Böylece açığa satışçılar da evlerine yollanıyor.

Sona Geliş

Bakır fiyatlarındaki yükselişin keyfini süren Sumitomo’nun hikayesi Çin’in bu yüksek fiyatları görüp üretim gücünü bakır madenlerine yönlendirmesiyle patlıyor. Çin yüksek fiyatı gördükçe bakır üretiyor, bakır ürettikçe fiyatlar düşüp işlem hacmi artıyor. Piyasa hacmi genişledikçe Hamanaka’nın piyasaya etkisi azalıyor ve açığa satışçılar aşırı değerlenmiş bakırı tekrar geri adil değerine getirmek için vuruşuyor. Sonunda bakır ciddi bir şekilde değer kaybına uğruyor. Bu sebeple Sumitomo ciddi zarar ediyor.

Tabi piyasadaki bu hareketlilik hemen ABD devletinin ilgili bölümünü harekete geçirdi. Noluyor aga bu nedir diyen ABD’liler konuyu incelemeye başlıyorlar. Durum hemen Sumitomo’ya iletilip hacı şu işlemlere bir bakın bu kadar hacim normal değil deniyor.

Sumitomo hemen bir inceleme başlatıyor ve yapılan incelemeler neticesinde Hamanaka’nın fiktif işlemleri tespit ediliyor. Yetkisini aştığı görülüyor. Hamanaka sorgusunda hiç direnmiyor zaten hemen ötüyor. Ancak bu süreçte bakır yatırımcıları en çok tokatlananlar oluyor. Hele ki açığa satışçılar yanmış ki ne yanmış. 6 aylık bir süreçte bakırın ton fiyatı 1.785 USD’den 2.800 USD’ye çıkıyor.

Tabi Hamanaka hemen Japon mahkemelerinde yargılanıp usulsüzlük, dolandırıcılık suçlarından cezalanadırılıp hapse tıkılıyor. Enteresan bir şekilde Hamanaka manipülasyondan suçlanmasa da Sumitomo bakır piyasasını manipüle etmekle suçlanıp 150 mio USD ceza ödüyor. Sumitomo boş durmuyor tabi. Ulan benim adamın yetkisini aştığını görmüyor musunuz, nasıl bu işlemleri gerçekleştirirsiniz diyip aldığı cezayı Merryl Lynch, UBS ve Morgan Stanley’e rücu ediyor. Rücu da mahkemece kabul görüyor ve faturanın bir kısmı süpermaket bankacılarına çıkıyor.

Bakır manipülasyonu yazımızın sonuna geldik efenim. Esen kalın.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu