Finansal Skandallar

Japonya Varlık Balonu Nedir ?

Finansal alemin geçmişinin dehlizlerinde yüzüp fikir dünyanıza katkı sağlamaya çalışan platformumuzun bu yazıdaki konusu japonya varlık balonu nedir meselesi. Şimdi 1985-1990 arası japonya ya gidip japonya varlık balonu nedir ve oluşum sürecini, sebeplerini, sonuçlarını ve süreç içerisindeki hareketlerini gözlemleyerek günümüzdeki yatırım araçlarında balon olup olmadığı hususuna bir kanaat getirmeye çalışacağız.

Varlık balonu konusunda emlak balonu adlı bir çalışmam da bulunmakta olup tarihteki muhtelif balonları incelemek suretiyle finansal tarihe dalacağız. Keyifli okumalar şimdiden.

Japonya Varlık Balonu Nedir ?

Efenim japonya varlık balonu nedir meselesi 1986 dan 1991 e kadar süren, 1992 yılında patlayan ve  devamında Japonya’nın kayıp yıllarını getiren (Japonya’nın ekonomik krizi diyebilirsiniz siz) bir süreç. Balon temel olarak emlak piyasası ve borsada meydana geliyor.

Şimdi yavaştan tarihsel akış ile konunun sebeplerini kısım kısım açıklayalım. Bir yandan da boj yani japon merkez bankasının karşıt stratejilerini izah edelim.

A Flash Back To 45’s

Efenim malumunuz 1945 yılında 2. Dünya savaşı sona ermiştir. Avrupa haritası bir yandan çizilirken bir yandan da Japonya kafasına yediği nükleer bombaları telafi etmeye çalışıyor. İnanılmaz bir azim, hırs ve inovatif anlayış ile iktisat literatürüne girecek cinsten ekonomik yenilikler devrimler yapılıyor. 1985e gelene kadar ki süreçte Japon abilerin bildiği tek bir şey var devrim devrim devrim.

Tabi devrim deyince işi hemen ideolojiye döküp sola çekmeyin. Bu öyle devrim değil. Bu bildiğin imalatta, üretimde devrim. Japon abiler teknolojiye ağırlık verip piyasada ne kadar niş ürün varsa bunu yapıyorlar. Bu süreçte ülkede ihracat patlaması yaşanıyor. Diplerindeki akrabaları Çin gibi yapıp rekabetçi kur politikası uygulamışlar ve esasen serbest piyasaya göre değerlenmesi gereken yen değer kaybetmiştir. Bu durum da ABD’yi rahatsız etmiştir. Tıpkı şimdiki Çin olayları gibi.

Plaza Anlaşması

Japonya’nın bu ilerlemesinden rahatsız olan ülkeler toplanmış ve (bütün kızlar toplandık) Japonya’yı Plaza Anlaşmasını imzalamaya zorlamıştır.

Biraz detay girelim şimdi.

Bir tarafta Birleşik Krallık, Batı Almanya, Fransa ve ABD bir tarafta Japonya. Ülkeler arası kur farkından kaynaklanan alım gücü farkını engellemek maksadıyla Japonya’yı masaya oturtmuştur. 

Anlaşmayı müteakip üye ülkeler dolar satıp yen almaya başlayınca yen değerlenmeye başlamıştır. Anlaşma başında yen dolar paritesi 285 iken anlaşma ile 165 e düşmüştür. 

Anlaşma sonrası ABD’nin Japonya’ya verdiği cari açık düşmeye başlamış, ancak Japon firmaların analarından emdikleri süt boğazlarından gelmiştir. 

BOJ’un Ölümcül Tercihi

Bu durum hemen Japon ekonomisini etkilemiş ve Japonya resesyona girmiştir. Çünkü Japon ekonomisi iç tüketimden güç almaz cari fazladan beslenir. Sanırım Xi Jinping’in kitabında bahsettiği Çin’in ekonomide kendi içine döneceği sinyalinin manasını iyice anlamışsınızdır. Tabi Japonlar bunu yapamıyor çünkü iç piyasa, nüfus medyan yaşı nedeniyle tüketim eğilimli değiller. Aslında adamların esasen tasarrufa dayalı iktisadi bir yaşam tarzı var ve bu durum sanıldığı kadar ülke ekonomi yönetimi için iyi bir şey değil.

Peki bu resesyona karşı BOJ napıyor? “Eahhh yeter beah !” deyip direk faizi aşağı çekip yenin değerini düşürmeye çalışıyor. Faiz oranı %5 ten %2,5 e çekiliyor. Ancak bu okumakta olduğunuz yazının yani Japonya varlık balonunun tam anlamıyla birincil sebebi oluyor. 

Faizlerin düşürülmesi kredi faizlerini iyice aşağıya çekiyor. Bu ise direk konut balonunun ana sebebi haline geliyor. Dedik ya Japonlar tüketici değil tasarrufçu diye. Adamlar tüketim için verilen krediyi bile tasarrufa çeviriyor. Bu Japonlar harbi değişik millet ya.

Vergi Sistemi

Bu arada muhtelif kaynaklarda Japonların vergi sisteminin, ki özellikle varlık vergisinin teşvik edici olmasının (yazar burada varlık vergileri o kadar düşük ki diğer yatırım araçları yerine konut veya iş yeri sahibi olmak daha avantajlı vergisel olarak demeye çalışıyor) Japonya varlık balonunun esas sebeplerinden biri olduğunu da söyler.

Bankalar

Bunun yanında Japon bankaları herhangi bir amaç uğruna olmasa da sadece ipotek teminatı alarak gayrimenkulün ekspertiz değeri kadar kredi verebiliyordu. Bu aslında bizdeki ipotekli bireysel finansman kredisine benziyor. Bu da kredi iştahı olan vatandaşları “ya bir konutum olsa onun kadar kredi çekerim” kafasına götürüyor ki aynı hatayı 2008 de ABD’nin de yaptığını anlatmıştım.

Varlık Vergisi

Bir de varlık vergisi mevzusu var. Efenim Japonlar da varlık vergisi diye bir mevzu var. Sahip olduğunuz varlığın her sene değerlenesi yapılmak suretiyle devlet baboş vergi alıyor. Sadece sahip olduğunuz için. Ancak bu varlığı borç ile aldıysanız toplam varlık tutarından bu borç düşüyor. Haliyle bu durum insanları daha çok borçlanmaya ve bu alınan borç ile varlık almaya itiyor. Bu noktada Japon abilerin BOJ politika stratejilerini kurgularken baya baya bir çok noktayı atladıklarını görüyoruz. Hani bu adamlar çok zekiydi lan?!

Kiralama Yasaları ve Etkisi

Tabi bir de bu abilerin icat ettiği kiralama yasası konusu var. Efenim Japonya da kiralar çok düşük. Yani konut yatırımının geri dönüş süresi çok uzun. Ulan hıyar sen bizim aklımızla dalga mı geçiyorsun, bu ev fiyatlarını düşürmesi lazım değil mi diyorsunuz. Evet başta öyle görünüyor ancak içerde durum farklı. Bu bahsettiğim durum ev sahiplerini evlerini kiraya verdirmekten kaçınıyor. Evler sadece değer yatırımı aracı olarak görülüyor. Çünkü ev sahibi olamayan Japonlar kiralık ev bulamayınca paso konut kredisine asılıp konut değerini daha da körüklüyor.

Balon Ama Ne Kadar Balon

Efenim Japonya varlık balonunu verilerle ortaya dökelim. 1985 te Tokyo da arsa fiyatları %45, iş yeri fiyatları %122 artıyor. Japon Borsası aynı yıl %40 civarı değer kazanıyor.

Nikkei endeksi 1985’te 13.000 lerde iken 2 senede %100 primlenerek 26.000 kapılarını yumrukluyor. 1988 de bu endeksin 30.000 i geçtiğini görüyoruz. 1989 da ise aynı endeks 38.000 i vurmuştur.

Benzeri artışlar Tokyo civarına sıçrıyor. Hızlı fiyat artışı nedeniyle Tokyolular varlıklarını satmazken arsa/arazi alamayanlar urban olarak nitelendirilen Tokyo’nun banliyölerindeki fiyatları sıçratıyor.

Yapılan çalışmalara göre 1985-1991 arası ortalama konut/arsa fiyat artışı %300 e yaklaşıyor.

Varlık Balonu Nasıl ve Niye Patladı?

Aslında BOJ bu varlık fiyatları artışının kısmen farkında. 1987 yılının başlarında “işler zıvanadan çıkacak, biz önden biraz faiz arttıralım”diye açıklama yapıyorlar.

Fakat bu açıklamanın vadesi 1987 ABD borsa (NYSE) çakılmasına kadar oluyor.Daha faizi bile arttıramadan patlayan kriz balonu patlatıyor. Boj hem balonunun oluşmasında suçlu hem de geç müdahale anlamında.

BOJ’un Geç Kalmış Çabaları

Efenim durumu ayıkan BOJ çaresizce faiz arttırıyor. Önce %2,5 tan %4,5a sert bir artış yapılıyor. 

1990 da ise altın vuruş yapılıp politika faizi %6’ya çekiliyor. 

Bu hamle ile nikkei endeksi 37.000 civarlarından 23.000lere geriliyor. Endeksin peşi sıra konut arsa ve arazi değerleri geriliyor.

Sonuçlar

Gelelim sonuçlara. Bu süreçte Barings Bank gibi parayı gömçürten traderlara sahip olan banka sayısı az olduğundan pek etkili olmuyor. Zaten Japon tayfası hastalıklı şekilde varlıklarını satmıyor. Konut/arazi v.b yerlerim değeri ilk sene yani 92’de %1 değer kaybederken ikinci sene kayıp oranı %15 lere yaklaşıyor. Ancak kayıplar burada duruyor. 

Hengamenin çoğu her daim şamaroğlanı olan borsada yaşanıyor.1989 da 38.000 leri vuran Nikkei 2003 te 7.000 lere kadar geriliyor. 

Bir de varlık fiyatlarının düşmesinden korkan Japon abiler parayı hiç harcamayıp kısınca olayın makro ekonomik bazda bir etkisi oluyor ki biz buna Japonya’nın Kayıp Yılları diyoruz. Bildiğin insanlar harcama yapmadığı için Japonya deflasyona giriyor. Yani enflasyon yok, malın fiyatı ucuzlamasına rağmen talep yok.

Süreçte en büyük darbeyi Japonya’nın kafa yapısı yemiştir. Yani döneminin her daim en yüksek teknolojiye sahip ve fiyatı en uygun ürünlere sahip olan Japonların bu deflasyon halinden çıkamaması ve fonların birer birer ülkeyi terk etmesi sonucu rekabet azmini kaybetmiştir. Zaten Sony vb. Devlerin piyasadan çekilişini hepimiz gözlerimizle gördük.

Ve bankacılık sektörü. Bu gün Japonya’da zombi şirketler halen konuşuluyor. Çünkü devlet piyasada tam anlamıyla çöküş olmasını engellemek adına bankalara krediye devam etmelerini söyledi ve batması gereken firmalar batmadı. Şimdi gelinen aşamada bu firmaların hiç biri batırılamıyor ve ortalık saçma sapan şirketlerle kaynıyor. 

Yaşanan bunca hadiseye baktığınızda aslında merkez bankası politikasının sizin yatırımlarınızda ne kadar etkili olduğunu, yatırım yaparken hangi sektör ve piyasa olursa olsun muhakkak göz ucuyla da olsa yatırım geri dönüş oranı kavramını takip etmek gerektiğini, devletin bazen gerçekten piyasanın zombi şirketleri öldürmesini beklemesini ve destek vermemesi gerektiğini görmek gerekiyor.

Japonya Varlık Balonu Nedir yazımın sonuna geldim. Esen kalınız efenim.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu