Ekonomik Krizler

2001 Arjantin Krizi

Efenim cümleten selamlar. Bu yazımızda konumuz 2001 arjantin krizi. Arjantini seviyorum. Aslında latin amerika  ülkelerini seviyorum. Tabii ki latin ablalar çok güzeller. Onlara burdan kalp ama latin amerika ülkelerini sevmemin esas sebebi bu değil. Neyse…

2011 arjantin krizi meselesine girmeden biraz iç dökeceğim. Kafam acayip bozuk, canım sıkılıyor, içim daralıyor. Yine kış aylarına girdik, hava kapalı, içi havadan daha kapalı, üşüyorum ve evlatları özleme döngüsüne girdim. Biraz bunalım takılıyoruz. İçinde bulunduğum ülke de Rusça şarkılar dinleniyor. Bu sefer size Rusça bir playlist vereceğim, moodumdan anlayabileceğiniz üzere bu grup full moralsiz takılıyor. Youtube’den Kino grubunun şarkılarını dinleyin. İlk dinleyeceğiniz de kukuşka adlı şarkı olsun. Öyle okuyun yazıyı.

Arjantini Tanıyalım

Latin Amerika tipik bir deniz kenarı ülkeler grubundan oluşuyor. Tepkileri anlık, insanlar sıcak kanlı ve hadiseler hızlı gelişiyor. Bununla birlikte ABD denen hegamon gücün arka bahçesi. Bu yüzden başları pislikten beladan kurtulmuyor ve kurtulmayacak. Doğal olarak ABD hemen dibinde güçlü bir ülke istemeyecektir. Meksika örneğinde bunu görürsünüz. ABD gibi hegamon bir güç yanında güçlü bir ülke istemez. Ancak kimsenin ölmesini de istemez. Tüm kıta oturup Amerikalıların hizmetini görür. Bazıları yasa dışı hizmetlerini bazıları yasal hizmetlerini…

Yaklaşık 2,7 mio Km2 alan  ile ülkemizin takriben 3-3,5 katı büyüklüğünde bir alana sahip Arjantin, Güney Amerika’nın Brezilya’dan sonra en büyük ikinci ülkesi. Geniş topraklarının üstünde 47 mio insan yaşıyor.

Yaklaşık 23 il/eyaletten oluşan federal bir devlet olan Arjantin’de yalnızca bir otonom eyalet olup o da Başkent Buenos Aires’tir.

Ülkenin yasama organı Kongre olup senato ve temsilciler meclisinden oluşur. 

1930-1976 aralığında yaklaşık 6 darbe gören Arjantin bu yazımıza konu olan 2001 krizi ile hem demokrasi hem de iktisadi manada ciddi bir darbe yemiştir.

Arjantin Ekonomisini Anlamak

Günümüz Arjantin ekonomisine baktığımızda Güney Amerika’nın yine Brezilya’dan sonra en büyük 2. Ekonomisi ile karşı karşıyayızdır. Okuryazar oranının oldukça fazla olduğu bu latin amerika ülkesinde ekonominin hammadde ihracatı ile tarım ürünleri ihracatına dayandığını söylemek gerekir.

Ülke tipik bir hammadde ihracatçısı gelişmekte olan ülke olup modern dünya teorisinde Arjantin’i tam bir yarı-çevre ülke olarak sınıflandırmak doğru olur. Dünya GSYİH sıralamasında 22. Sırada olan Arjantin’de de tekstilden araç üretimine dengeli bir sanayi sektörü bulunur. Öte yandan ülkemizden farklı olarak özellikle Arjantin’in enerji anlamında mevcut sanayisine göre tedarik olarak kendine kısmen yeten ülkelerden biri olduğunu söylemek gerekir. Ülkede doğalgaz ve petrol rezervleri (dünya doğalgaz rezervinde 37. petrol rezervinde 33. sıradadır.) ile ciddi miktarda kömür rezervleri bulunmaktadır.

Ülkede kronik olarak bir enflasyon sorunu bulunmakta olup sırf bu sebepten ülkemiz ile Arjantin ekonomisi birbiri ile sıklıkla benzeştirilir. Mesela 2021 senesinde Arjantin’de enflasyon %51 civarında idi.

Ülkenin 2021 temel ekonomik göstergelerine baktığımızda kamu borcu/gsyih oranının %102 olduğu, bütçe açığı/GSYİH oranının %6 lara yaklaştığı, cari açık/GSYİH in %5,4 lerde olduğunu görmekteyiz.

Özetle karşımızda enflasyon sorunu ve borçluluk sorunu olan bir ekonomik yapı var.

2001 Arjantin Krizi

2001 arjantin krizi ki literatürde dönem dönem büyük arjantin depresyonu olarak da geçer ülkenin içinden geçmiştir diyebiliriz. 

1998 yılının 3. Çeyreğinde başlayan kriz 2001 senesinde pik yapmış ve nihayet 2002 senesinde sona ermiştir.

Krizin etkileri 2002 senesinden 15 sene sonrasına kadar sarkmış, bu 15 yıllık süreçte Arjantin derin bir stagnasyona girmiştir. 

Stagnasyon: ülkenin potansiyel büyümesinden daha düşük miktarda büyümesi ve yüksek işsizlik yaşaması.

Krizin Derinliklerine İniyoruz

Efenim Arjantin ekonomisinin sorunlarının en temeline inersek ülkede sürekli darbe gören demokrasi sistemine suç bulabiliriz. Yukarıda 1930’dan sonra 6 darbe olduğunu söylemiştim. İşte bu darbe süreçlerinde iş bilmez askeri yönetimlerin başa gelmesi ülkeyi sürekli olarak geri götürmüştür. Normalde bir çok ülke önce ekonomik kriz sonra siyasi kriz yaşarken Arjantin’de tıpkı bizim gibi önce siyasi kriz sonra ekonomik kriz yaşamıştır.

Ülkede son darbe olan 1976 darbesi 1983 yılına kadar sürmüş, bu süreçte ekonomi bakanı olarak Martinez de Hoz atanmıştır. Bu süreçte tıpkı Şili’deki gibi monetarist politikalar izlenmiş, Şikago Boys bir ülkenin daha içine itinayla etmiştir. Darbe sonrasında tam bir neo liberal politika rüzgarı yaşanmış, özelleştirmeler özelleştirmeleri kovalamış, işçi haklarına tecavüz edilmiş, finansal liberalizasyon top noktaya erişmiştir.

İlgili ekonomi bakanı döneminde bitmemiş projeler, Büyük Britanya ile anlamsız şekilde girişilen Falkland savaşı için yapılan harcamalar, yine Arjantin’in doğasının getirdiği yüksek savunma harcamaları bütçe açığını GSYİH in %15 ine taşımıştır.

Bununla birlikte ülkede büyümenin motoru endüstriyel üretim %20 düşmüş, işsizlik %18’leri vurmuştur.

Bu süreçte dengesi tamamen kaybolan Arjantin ekonomisi her ne kadar darbe yönetimi görevini 1986’da bırakmış olsa dahi 2001’e kadar poposunu toplayamamıştır.

Kısa Bir Ara ve Tevafuka Odaklanma

Bu hikaye sanırım size pek yabancı gelmemiş olsa gerek. Bu arada Şili, Türkiye ve Arjantin’de 80′ sonrası başlayan pardon başlatılan bu değişim süreci, yani ekonomilerimize neo liberal düşüncenin nüfuzu gayette planlı şekilde yapılmıştır. Burada hedeflenen o dönem Rusya ile kapışan hegamon güç ABD’nin galibiyetini taçlandırma şekli olup bizim gibi ülkeler de hemen bu metodu kabul ederek yeni hegamonun zaferinden pay kapmak isteyenler olmuşuzdur. Kraldan çok kralcılık nasıl yapılır ektedir.

Şili, Arjantin ve Türkiye’nin başına 1980’den sonra gelenlerin neredeyse tıpatıp benzeri olması tarihin bir tesadüfü müdür yoksa birilerinin planı mıdır ben yorumumu yaptım, şimdi yolumuza devam edelim. 

Kriz Mirasını Yönetmek

Dönelim Arjantin konusuna. Özetle boktan bir iktisadi mirası devralan Arjantin hükümetleri sürekli olarak yüksek borç, yüksek faiz, düşük reel büyüme, yüksek enflasyon ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yıllar itibariyle kümülatif şekilde biriken sorunlar 1998 senesinde patlamıştır.

Bu seneye kadar başta pesoyu sabitlemek, pesoya olan güveni arttırmak ve dolarizasyonu engellemek için bilimum iktisadi hamle gerçekleştirilmiştir. Lakin dolarizasyon sorununu dünyada hiç bir ülke sermaye kısıtlaması/sermaye kısıtı benzeri yaptırımlar ile çözememiştir. Bakın böyle bir örnek dünya iktisadi tarihinde mevcut değil. Arjantin bu örneklerden yalnızca birisi. 

Dolarizasyon sorununun çözümü tamamen toplumun mental yaklaşımındadır. Bunu değiştirmeniz için bu kişilerin gerçek manada yerli para birimine güvenmesi gerekir. Bunu sağlamanın tek bir yolu vardır o da enflasyonu zaptetmek ve toplum ile uluslararası yatırımcıları yerli para birimini seçtiği için ödüllendirmek. Yani yüksek reel faiz vermek.

Faizin ve özellikle yüksek faizin kötü olduğunu defalarca söyledik. Ancak iktisatta güzel olan her yapılan iyi ya da kötü şeyin bir karşılığının olmasıdır. İşte bu aşamada ödemekte olduğunuz faiz geçmiş dönemlerin kötü yönetimlerinin bedelidir ve bu bedel halk tarafından ödenir.

Defalarca yazdım ve yine yazacağım. Bakın dolarizayonun olduğu bir ülkede para politikası işlemez. Çünkü yaptığınız politika kendi para biriminize ilişkindir. Eğer kimse elinde sizin paranızı tutmuyorsa bu sorunu aşmadan bu paraya ilişkin politika gerçekleştiremezsiniz sadece kendi kendinize çalıp oynarsınız. Bu iktisadın temelidir.

Arjantin’de de bu olmuştur. Enflasyon sorunu çözülmeden dolarizasyon sorunu devlet tarafından yapılan zorlamalarla çözülmeye çalışılmış, bu çözümlerin gerçekten sorunu çözdüğüne yönelik istatistikler manipüle edilmiş, böyle olunca para politikası hamleleri yapılmaya çalışılmış ve bu politikaların hiç biri tutmamıştır. Yalnızca maliyeti Arjantinlilerin sırtına yük olarak binmiştir.

Yan Unsurlar

Bu arada şunu da söyleyelim. 1997 asya kaplanları krizi, 98′ Rusya krizi ile devam eden süreçte gördüğümüz ABD dolarının evine geri dönmesi krizi tetikleyen ana unsurdur. Çünkü aynı sene hem Meksika hem de Brezilya krize girmiştir.

Burada brezilya ve meksika akıllılık etmiş, hemen para birimlerini devalüe etmiş ve dünya dış ticaretinden aldıkları payı korumuşlardır. Oysa bu süreçte Arjantin onlar kadar devalüasyon yapmamıştır. Bu ise mevcut olan aşırı borçlanma, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik sorununun üstüne cari açık sorununun eklenmesine sebebiyet vermiştir. Çünkü ülke hammadde ihracatçısıdır, yani eğer pesonun değeri yüksek olursa uluslararası piyasada sattığı hammaddelerin fiyat rekabetini kaybeder ve eskisi kadar ihracat yapamayarak cari açık oluşur.

Aklı evvel iktisatçılar için not:  Evet adamlar tabii ki hammaddesini ucuza satıp sömürülmesin gibi söylemlerle halkınızı buna ikna edebilirsiniz. Ancak iktisat size ideolojik yaklaşımlarınızı temel mantık yoluyla çevirip sokma bilimidir. Halkı ikna etmeniz politikalarınızın doğru olduğunu göstermez. Düze çıkana kadar sömürülmek zorundasın, öteki türlü/uzun vadede krize gireceğinden adam senin mallarını zaten çok daha ucuza alacak, onun için sorun yok, dışardan başka ülkelerden de tedarik edebiliyor sonuçta.

Bu süreçte Arjantin o kadar acı bir durumla karşı karşıya kaldı ki gerçekten Arjantinliler adına ben hicap duyuyorum. Efenim ülkenin para birimi pesoya güven o kadar düşmüştür ki ülkedeki federal bölgeler kendi kendilerine tahvil çıkarmıştır. Borç verenler bazı yerel yönetimlerin durumunu ülkeden daha iyi görmüştür. Bu yüzden tamamlayıcı para birimi olarak başlayan bölgesel tahviller bir süre sonra ülke tahvillerinden daha düşük faizle alınıp satılmıştır.

Bunu şöyle düşünün. Türkiye Cumhuriyeti hazinesi uluslararası piyasalardan dolar bazında %20 faizle borçlanırken İstanbul belediyesi aynı piyasadan %15 ile borç bulabilmektedir. Bu oldukça vahim bir tablodur. Arjantin 2001 krizinde bu sorunu dibine kadar yaşamıştır.

Hükümet bu durum üzerine pesoyu daha fazla devalüe edememiştir ve yukarıda yazdığım cari açık sorununu daha da arttırmıştır. 

Buna ek olarak sorunlar sürekli olarak borçlanma ile çözülmeye çalışılmış, ülkenin zaten yüksek olan borçlu durumuna daha fazla borç eklenmiştir. Bu tip durumlarda ülkelerin acı reçeteyi kabul ederek küçülmesi gerekir. Ancak Arjantin bunun tam tersini yapmıştır.

Süreç içerisinde halk ayaklanmış, sağı solu yakıp yıkmaya başlamıştır. Hükümet yine yanlış bir hamle daha yapmış, halkın ayaklanmasını zapt edebilmek için gidip vergi oranlarını düşürmüştür.

Hatalar Zinciri

Özetle yüksek borçlulukla boğuşan ülkenin o an durup yüksek faiz, ekonomik küçülme ve ciddi devalüasyon yapması gerekirken bunların tam tersi olan daha da borçlanma, gelirleri azaltma ve düşük devalüasyon yaptığı görülmüştür. Tabi bu tercihlerin tek bir açıklaması var: Arjantin hükümetinin burada yegane gayesi kendi siyasi geleceğidir.

Normalde Arjantin de 1986 senesinde Askeri cuntadan miras kalan enflasyon sorunun çözümü için dolar-peso paritesi fikslenmiş ve sabit kura geçilmiştir.

Bu süreçte peso gücünü arttırmış ve enflasyon görece hakimiyet altına alınmıştır. Ancak 90’lı yılların ikinci yarısından itibaren ABD Merkez Bankası doların gücünü arttırmak için faizi yükseltmiştir. Bu ise pesonun değerini arttırmış, Arjantin uluslararası piyasada rekabetçi gücünü kaybetmiştir. Bu da cari açık sorunu olarak geri dönmüştür. Bu durum sürecin devamında büyüme ve işsizlik olarak verilere yansıma başlamıştır.

Sabit kur rejimine geçildiğinden para basmak yasaktır. Ancak cari açık sorunu dolar ihtiyacını arttırmaktadır. Hükümet bu sorunu aşmak için uluslararası borçlanma yoluyla dolar borç almıştır. Krizi patlatan da esasen bu dolar borcu meselesidir.

Krize tam girildiğinde Arjantin hükümeti 2001 aralık ayında moratoryum ilan ederek tahvil borçlarının ödemesini durdurmuştur.

Not: bu tahvil borçları ödememe meselesi 2005 senesinde tahvil sahiplerinin alacağında %70 kesintiye gitmesi koşuluyla sona erdirilmiştir. Artık bu saatten sonra yabancı yatırımcının Arjantin hükümetine güvenini siz hesaplayın.

Hatta bu süreçte Arjantin hükümeti ödeme vadesi gelen tahvillerini elinde tutan yatırımcılarla masaya oturmuş ve borçların hem vadesini hem de faizini uzatmak için bir mega swap anlaşması yapılmış, borç verenlerin çoğu da bunu kabul etmiştir. Ancak dediğim üzere bu anlaşmadan borç verenler ciddi zarar etmişlerdir. Eminim çoğu Arjantin lafını duyduğu yerde artık kaçıyordur.

IMF Hain Mi?

Bu anlaşmaların yapıldığı tarihte, IMF önceden anlaşılan kredi programının 2. Tranch kredisini Arjantin hükümetine vermemiştir. Bu konuda IMF oldukça fazla eleştirilmektedir. Ancak kredinin verilmemesinin sebebi kredi koşulu olarak öne sürülen/dayatılan bütçe açığı hedefine ulaşılamamasıdır. Yani IMF pek haksız diyemezsiniz. Sonuçta parası olan kuralı koyar. Ama kalkınma gibi global bir refah hedefi koyan bir kuruluşun bu yaptığı da ayrı değerlendirilmelidir. Bu da IMF kurumunun ABD güdümündeki politik yaklaşımının olduğuna yönelik göstergelerden birisidir.

Neyse işte bu kredi verilmemesi haberinin duyulması ile Arjantin tahvilleri %34 faiz getirisinden %52 ye çıkmıştır.(not: tahvil yatırımında kötü haber gelirse herkes elindeki tahvili satar, tahvil satıldıkça piyasada bollaşır ve fiyatı ucuzlar. Yani iskonto giderek artar. Buna tahvilin piyasa faizi denir.) Arjantinliler bankalara koşmuş, ne kadar pesoları varsa dolara çevirmiş, çekebilen çekmiş, çekemeyen yurt dışına göndermiştir. Biz buna literatürde bank run diyoruz. Düşman poposuna dediğimiz bu iktisadi hadise arjantin ekonomisini bitiren unsurlardan biri olmuştur.

Alınabilecek En Kötü Karar: Sermaye Kontolü 

Bunun üzerine yani bank run hadisesi üzerine hükümet, tıpkı Lübnan olayında olduğu şekilde, hesaplardan dolar çekimini sınırlamak gibi andavalca bir kararı imzalamıştır. Bu bildiğin sermaye kontrolüdür. Bunun uygulandığı ülkelerin halini burada sayfalarca anlattık zaten.

Bu hadiseler önce toplumda her akşam belirli bir saatte balkonlardan tencere tava çalma eylemine sebep olmuştur. Arjantinliler buna cacerolazo diyor. 

Ancak hükümet kanadı bu eylemlere kulağını tıkamıştır. Hatta durmayıp tüm maaşlardan %13 kesinti yapmıştır.  Hal böyle olunca olaylar sokağa taşmış halk ve polis çatışması patlak vermiştir.

Dönemin başbakanı de mayo olayları ohal ilan etmesine rağmen kontrol altına alamayınca bir helikopterle casa de rosada eyaletine uçmuş ve oracıkta istifasını vermiştir. Yani bildiğin kaçmıştır.

Yeni hükümet kurulmuş arada bir kaç politika uygulanmışsa da yine de pesonun değer kaybının önünde durulamamıştır. Günün sonunda aslında işin en başında yapılması gereken sabit kur rejimine 2002 senesinde geçilmiştir. Ancak bu karardan hemen sonra yine sermaye kısıtlaması kararları gelmiş, dolar tutulan bankalardaki paralar düşük olan devlet kurundan (pesonun piyasadaki değeri henüz bulunamamışken) pesoya çevrilmiş ve dolar mevduat tutulması yasaklanmıştır.

Yaşanan kriz sonucunda Arjantin deki büyük küçük demeden bir çok iş adamı batmıştır.

Kirchner Toparlamaya Çalışıyor

2002’de tekrar bir seçim yapılmış ve kirchner hükümeti iktidara gelmiştir. Kirchner eski hükümetlere görece aklı başında bir ablamızdır.

Bu süreçte hemen bir ekonomist başa getirmiş, gelen ekonomist pesonun dibe vurmasına hiç müdahale etmemiştir. Dibe vuran peso Arjantin’den ithalat yapmayı avantajlı hale getirmiştir. Bu süreçte bu durum ülkeye ciddi manada dolar girişi sağlamış ve sermaye kısıtlamaları terk edilmiştir. Bu halkın pesoya olan güvenini de arttırmıştır.

Hükümet hemen selektif kredi politikasına geçip hazır kur düşmüşken ihracatçıları destekleyip en azından rezerv biriktireyim düşüncesine girmiş ve ihracatçıların krediye erişimini kolaylaştırmıştır. Bu ise hem iktisadi büyümeye hem de cari açığa ilaç gibi gelmiştir.

Buna ek olarak vergi sistemi yenilenmiş, kayıt dışılık azaltılarak vergi oranı sabit tutulmasına rağmen tahsilat miktarında artış sağlanmıştır.

2001 Arjantin Krizi Çıkarılacak İktisadi Dersler

Sabit kur rejimi yalnızca aşırı enflasyon dönemlerinde uygulanacak oldukça marjinal ve vadesi kısa bir politikadır.

Kur yerli para birimi lehine yukarı doğru baskılamaya gelmez. Bu toplumun refahının geçici artmasına ve uzun vadede cari açığa, cari açık da enflasyona sebep olur. Siz hammadde ihracatçısı bir ülke olsanız dahi bu böyledir. Eninde sonunda kur gerçek değerini bulur. Sonuç olarak kurla yukarı yönlü çok oynamayın.

Kur yerli para birimi aleyhine aşağı doğru baskılamaya gelmez. Bu durum aşırı refah kaybına ve toplumsal eylemlere ve iktidarınızı kaybetmenize neden olur. Bunun yanında uluslararası anlamda karşılaşacağınız damping uygulamaları ek maliyettir. Eninde sonunda kur aşağı yönlü gerçek değerini bulur.

Enflasyonu bir şekilde zaptetmemiz gerekir.

Megaswap gibi amerikan yatırım bankacılarının çıkardığı finansal türevler ile ülkenin temel ekonomik göstergeleriyle oynamak intihardır.

Sermaye kısıtlamaları bank run gibi hadiselere sebebiyet verebilecek kritik bir araçtır. Zorunlu olmadıkça kullanmayın.

İmpossible Trinity yi tablo yaptırıp başkanlık ofisinize her gün göreceğiniz şekilde astırın ve bunu her gün okuyun. Sermaye kontrolleri uygulayarak aynı anda faizi, kuru kontrol edemezsiniz. 

Para politikasında etkinlik için yerli para biriminizin kullanılması gerekir. Yerli para birimine güveni tesis etmeden para politikası yapmayın. 

Kısa vadeli refah artışı ve oy için anlamsız borçlanma yapmayın. Neo liberal düşüncenin gazına gelip her sektörü poh pohlamak yerine selektif kredi denetimini baştan inşa edin ve sektörlere yönelik stratejiniz olsun. Neoliberal düzen borç üzerine kurulu bir sistemdir. Şahısların borçlanmasına bir şey diyemem. Ancak kamu olarak verimsiz şekilde borçlanamazsınız. Eğer bunu yaparsanız bedelini ödersiniz.

2001 Arjantin Krizi Çıkarılacak Politik Dersler

Devlet menfaatleri iktisat dahil zaman zaman bütün verilerin önüne geçebilir. Elbette ekonomik kriz yaşayacağız diye savaştan kaçınacak haliniz yok. Ancak gereksiz/uzun sürecek/tüm şartların zorunlu kılmadığı/sırf popülist söylemler için/milliyetçi oyları konsolide etmek için savaşa girmek çok maliyetlidir. Özetle gereksiz savaştan ve enternasyonel politik gerginlikten kaçının. Egonuzu ülkenizle tatmin etmekten kaçının.

İktidarınıza karşı sokak eylemleri olasılığı her daim mevcuttur. Söz konusu hadiseleri sert bir şekilde bastırmadan evvel önce ayaklanmanın bir halk ayaklanmasına dönüşme olasılığı olup olmadığını kontrol edin. Bunun yegane yolu ekonomik vaziyettir. Şayet ekonomik vaziyet kötü iken bu ayaklanma çıkıyorsa tüm medyanın gözü önünde halkla iletişim kurmaya çalışın. Bu propaganda açısından kötü görünse de uzun vadede sizi haklı çıkaracaktır. Yaptığınız görüşmelerden sonra birkaç politika değişikliğine gidin. Hadiseler halen durulmadıysa istihbarat elemanlarınız bugünler için vardır. İstihbarat elemanlarınızı bu güruhun içerisine salın ve olayları kamu binaları ile şahısların mal varlığına zarar verme aşamasına taşıyın. Hadiselerin büyümesini bekleyin ve medyanızdan sürekli olarak bu güruhu yağmacı olarak yaftalayın. Böylece devlet olarak insanların malvarlığını  korumanız yükümlülüğü ortaya çıktığından rahatlıkla OHAL ilan edebilir, konuyu siyasi gerginliğe taşıyabilir ve sonuç olarak müdahale edebilirsiniz. Toplumun büyük kesimi sizin tarafınıza geçmiş olacaktır zaten.

2001 arjantin krizi yazımızın sonuna geldik. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu