Ekonomik Krizler

Yunanistan Ekonomik Krizi

Efenim bu yazımızda konumuz 2009 yılında yaşanan, Yunanistanı neredeyse AB’den şutlanmanın eşiğine getiren yunanistan ekonomik krizi. Tipik bir borç krizi niteliği taşıyan yunanistan ekonomik krizi yapısı itibariyle bize çok benzeyen bir ülke olan yunanistan üzerinden ülkemiz ekonomi yönetimi için de muhtelif dersler içermektedir. Hala devam etmekte olan bu borç krizine birlikte eğilelim.

Bu arada şayet ekonomik krizlere ilginiz var ise muhakkak ekonomik kriz nasıl olur, Türkiye Ekonomik Kriz Tarihi , 2008 krizi -1, 2008 krizi-2 ve 1994 krizi yazılarımı okuyunuz. Yunanistan ekonomik krizinin doğrudan bir borç krizi olması münasebetiyle borç krizi yazım da ilginizi çekecektir.

Yunansitan Ekonomik Krizi

Yunanistan ekonomik krizi halihazırda devam etmekte olan bir kriz olduğundan sebeplerine ilişkin bir çok mesele halen tartışmalıdır. Ancak genel görüş 2008 ABD krizi sonrasında ortaya çıkan ekonomik koşulların Yunanistan ekonomik krizi ni tetiklediği, zaten krize yatkın olan yunan ekonomisinin bu yükü kaldıramadığı yönünde.

Tabi burada aklınıza muhtemelen şu takılacak: Yunan ekonomisi neden zayıf ve neden kırılgan? Efenim yunan ekonomisinin kötü olmasının sebebi temel olarak ülke ekonomisinin yapısal sorunları haline gelen üretim düşüklüğü, üretimde verimsizlik, turizm gelirlerine aşırı bağlılık, ekonomide mevsimsellik, ülkenin GSYİH’ine göre çok yüksek olan borç tutarı diyebiliriz. Bu arada bu borç yüksekliği hem kamu borcu hem de özel sektör borcudur.

Flash Back

Şimdi krizin öncesine götüreceğim sizi ancak yine bir kriz var. 2008 krizine geri döndüğümüzde dünya ABD’li büyük finans şirketlerinin birer birer batışını izledi. Hemen bu olayın akabinde dünya ekonomi düzeninde bir eksen kayması yaşandı ve hızlı büyümeden resesyon dönemine girildi. Bu duruma önlem almak maksadıyla bir anda merkez bankaları para basmaya başladı ve ortalık düşük faiz bol yabancı kaynağa boğuldu. Fakat bu da çare olmadı ve finansal küreselleşmenin bu güne kadar görülmüş olan en derin etkisi yaşandı ve kriz Avrupa’ya sıçradı.

yunanistan-ekonomik-krizi

Kriz avrupaya sıçrayınca işler iyice berbat oldu. Çünkü AB zaten yeknesak bir ekonomi olamamış, bünyesinde bulunan ülkelerin tamamının ekonomik modeli ve yapısı birbirinden farklı olmasına rağmen tek bir kanaldan maliye ve para politikası yürütmeye çalışan ancak sürekli de başarısız olan bir oluşum.

Avrupa Birliğindeki en büyük sorun şu: Kuzey-Batı ülkeleri (Almanya, Fransa, İngiltere…) sanayileşme anlamında çok iyi ve gelişmiş düzeyde, Güney ülkeleri (italya, ispanya, portekiz, yunanistan vs.) ise tam tersine sanayileşme düşük, tarımsal potansiyel var ama verimli değil, tamamen turizm gelirlerine bağlı durumdalar. Yani bir taraf ciddi sermaye birikimine sahipken diğer tarafta bu sermaye birikimi yok ve tıpkı Türkiye gibi sürekli cari açıklarını sıcak para ile çözmeye çalışıyorlar ki bu genel bir fakirleşme sebebi. Ancak belki diğer ülkelerden çok farklı olarak yunanistanın bu döviz ihtiyacının en büyük sebebi kamu borçlarının finansmanını dış kaynaklardan yapıyor olmasıdır.

Yine AB üzerinden devam edecek olursak bu ekonomik yapısı birbirinden tamamen farklı olan bir çok ülke aynı para politikasını uygulamaya çalışıyor. Örneğin Almanya güçlü bir kur isterken Yunanistan daha çok ihracat yapabilmek için rekabetçi kur istiyor. Çünkü Almanya ürettiği bir çok malda sektörlerde tekel niteliğinde firmalara sahip ve onlara güçlü kur lazım. Bu sayede sermaye birikimlerine daha fazla katıyorlar her seferinde. Ancak Yunanistan için güçlü kur ölüm demek. Çünkü daha fazla sermaye birikimi için daha fazla mal satması gerekiyor. Sattığı ürünlerde rekabete konu olduğundan satışlarını yani ihracatını arttırmasının tek yolu da rekabetçi kur politikası.

İşte bu şeraitte yani para politikasında bile sorun yaşanırken işin bir de maliye politikası bacağı var. O da şöyle: Yunanistan Almanya’nın lobicilik yaparak (Avrupa Parlementosunda en fazla güce sahip ülke ) Euro’yu güçlü tuttuğunu, bu şartlarda daraltıcı para politikası izlediğini, bu durumun kendisine zarar verdiğini, buradan çıkmanın tek yolunun da genişletici maliye politikası olduğunu ,halkın aç kalmaması gerektiğini öne sürerek sürekli borçlanıp borçlanıp harcama yapıyor, ülkeyi büyütmeye çalışıyor.

Kıvılcımı Yakan Düzenbazlık

Biraz da verilerden ve ekonomik göstergelerden konuşalım. Yunanistan’ın 2001-2008 döneminde ortalama bütçe açığı GSYİH’in %5 i gibi bir orandır ki bu oran mükemmele yakın seviyededir. Ancak buna rağmen Avrupa Birliği kriterlerini aşmaktadır o dönem için. Yine buna rağmen ilgili sorun AB için de çok fazla problem olmamıştır çünkü finansman kolaylıkla yapılabilmektedir. Dış finansman Avrupa Birliğinde olmanın verdiği güvence ile Yunanistana akmaktadır.

Efenim yunanistan ekonomik krizinin fitili esasen Yunanistan devletinin borçluluk verilerini saptırması ve verileri manipüle etmesi ile yakılmıştır. Hatta bu durum dönemin başbakanı yorgo papandreu’nun başını yakmış ve görevden istifasına uzanan bir sürece girilmiştir.

Burada şunu belirtmek gerek. Yunanistana bu aklı kim verdi sizce? Tabii ki goldman sachs. Efenim yunanistanın kamu gelirlerini temlik aşmaknsuretiyle yunanistana kredi veriliyor. Ancak kamu geliri temlik verildiği için bu krediler nakit karşılığı görünüyor ve kredi olarak kabul edilmiyor.

2009 senesinde yapılan açıklamada bütçe açığı/GSYİH oranının %5 olmadığı gerçek rakamın %15,5 olduğu belirtilince ortalık yıkılmıştır. Hemen gözler toplam kamu borcu verilerine çevrilmiş, açıklanan doğru verilere göre ise kamu borcu/GSYİH oranının aslında %95 olduğu açıklanınca Yunanistan’a yatırım yapan tüm yatırımcıların tadı tuzu kaçmıştır. Çok sayıya boğmayalım sizleri ama Maastricht kriterlerine göre bu oran en fazla %60 olmalıdır.

Tabi bu durumun getirdiği felaket ülke CDS’lerinin ve kredi puanlarının düşmesi ile daha da alevlenmiştir. Çünkü uluslararası finans piyasaları devlet tahvillerini fiyatlarken spread denilen baz fiyat ile ülkeye verilen faizleri bu risk primlerine göre yaparlar. Hal böyle olunca Yunanistan’ın yeni çıkardırğı devlet tahvillerinin faizleri roketlemiş ve kredi spreadleri artmıştır.

yunanistan-krizi

Arada biz de celalleniyoruz ve çoğu yazımızda bu kredi derecelendirme kuruluşlarının objektiflikten uzak olduğunu söylüyoruz. Ancak küresel finans piyasalarındaki fonlardan faydalanarak bir oyuncu olmaya çalışıyorsanız bu oyunun kuralını koyanlara riayet etmek zorundasınız. Çünkü para onlarda ve düdüğü onlar öttürüyor. Başka da yolumuz yok açıkçası.

Zaten borçlu olan Yunanistan kredi spreadlerinin artması ile her sene daha fazla borçlanır hale geliyor bu yüzden. Yani özellikle söylediğimiz faiz dışı fazlanın sürekli olarak negatif vermesi durumu var. Nedir ? : Gelirleri ile borçlarının faizini dahi ödeyemeyen bir kamu bütçesinden söz ediyoruz ki şayet Yunanistan’ın arkasında AB gibi bir şey olmasaydı şu an 10 kere filan fatiha okumuştuk ekonomisi için.

Nasıl Önlemler Alındı?

Hemen IMF ve AB ile anlaşma yoluna gidildi ve fon bulundu. Adamlar hiç tatava yapmadılar çünkü ortada aslında ciddi bir devlet skandalı vardı. Ulan hadi şirketler bu işi yapıyor verilerini manipüle ediyor, bilançosunu makyajlıyor tamam onu anlarız da koca devlet nasıl manipülasyona kalkışıyor yahu. İşte bunu yapan devlettir Yunanistan.

Takriben 110 milyar Euroluk, %5 lik faizli bir paket imzalandı. Kredi olarak aldı Yunanistan devleti bu parayı. Ancak tabi 2010 yılının gelmesi ile IMF’nin soktuğu kazığın anlaşılması, tüm kamu kurumlarının özelleştirilmesine yönelik karar alınması, IMF paketi ile taahhüt edildiği üzere daraltıcı maliye politikasına geçilmesi, daraltıcı maliye politikasına geçilmesinin ise büyümeyi iyice düşürmesi ve halkın refahını yerle bir etmesi nedeniyle ortalık yıkılmıştır. Halk grev, isyan ,devrim moduna bürünmüş Yunanistan sokaklarını yakmıştır.

Avrupa Birliği bir çok Yunan tahvili alım programı açıklamış ve en azından şu heriflerin borçlanma faizlerini düşürelim ki bari faizlerini ödeyebilsinler, borç ödemekten yılmasınlar diyip paket paket yunan tahvili alsa da bu çare olmamıştır. Yine yunanlılar taahhüt etikleri maliye politikalarının hiç birini uygulamamıştır.

Cari Açığı Bu İşin Neresine Koyabiliriz

Efenim tıpkı Türkiye gibi Yunanistan’da da kronik 1980’lerden gelen bir cari açık sorunu var. 2008 yılına gelindiğinde de Yunanistan Cari açık/ GSYİH oranının %16’larda olduğunu görüyoruz ki maksimum oranın %5 olduğu söylenir. (Ben bu görüşe katılmam çünkü her ülkenin kendi ekonomik dayanabilirlik sınırlarının ayrı olduğunu düşünmekteyim. )

Cari açık nedir diye bir yazımızda detaylıca açıklamıştık ancak özet geçersek bir ülkenin faaliyetlerinin içerden finanse edilemeyen kısmıdır. Yunanistan da da bu sorun olduğu açıkça görülmektedir. Bir çok noktada da cari açık meselesinin kökeninin verimsiz üretim yapısı olduğunu söylemiştik ki Yunanistan bu işin en baba örneğidir diyebiliriz. Çünkü yunanistan’ın hiç bir üretimi marka bazında ya da kalite bazında rekabetçi değildir. Tamamen fiyat bazında rekabetçidir ki bu durum cari açığın ana sebebidir.

2009 gibi finansmanın bol olduğu bir dönemde bu veri nedeniyle Yunanistan cari açığını finanse edememiş ve yüksek faiz ile borçlanmak zorunda kalmıştır. Yunanistan Türkiye gibi kendi para birimini kullanan bir ülke olmadığından onlardaki cari açık krizi, kur krizi şeklinde yaşanmamıştır. Kur krizi olması gereken yerde bir kur olmayınca direk borçlanma faizi yükselmiş, bu da Yunanistan da borç krizini patlatan hadise olmuştur.

Krize Götüren Hususların Özeti

  • yüksek kamu borçluluğu
  • aşırı kamu harcaması
  • kamu harcamasına dayalı büyüme
  • yüksek ücretlere rağmen düşük verimlilik
  • aşırı kredi büyümesi
  • aşırı vergiden kaçınma
  • yüksek cari açık

Normalde şu sıralı listenin yarısı bir ülkede olsa ülke direk krize girer ama hem yunan hükümetlerinin daimi olarak verileri saklama gayreti hem de AB üyeliği yunanistanı kollayan ve koruyan unsurdur ve krizi geciktirmiştir.

2009 yılı Yunanistan Kriz Verileri

Kamu Borcu/GSYİH : %127

Bütçe Açığı / GSYİH : -%15,5

Özel Sektör Kredi ARtış Oranı : %45

Reel Büyüme Oranı: -%4,1

Kamu Borcu Faiz Ödemelerinin GSYİH Oranı : %4,8

Cari Açık/ GSYİH : -%16

Bir Sus Ahlaksız Adam

Efenim Yunanistan’ın daha çok borçlanmasını sağlayan Goldman sachs krizden sonra yine geliyor. Sizin şu borçlar var ya hadi onları swap yapalım vadesini uzatalım milleti bir kez daha marizleyelim diyor.

Ancak Yunanistan hükümeti kuvvetle muhtemel olayların ayyuka çıkması nedeniyle bu teklifi reddediyor.

Güncel Durum

Güncel durumda yunanistan ekonomik krizi nedeniyle benzeri vaziyette olan (fakat durumları nispeten daha iyidir Yunanistana göre) İspanya, Portekiz ve İtalya gibi kamu borcu yüksek olan ülkelerin Avrupa Birliğinden şutlanması konuşuluyor. En büyük etkisi sanırım bu oldu. Ve nihayet ülkelerin ekonomik yapılarının farklı olması münasebetiyle Avrupa birliğinin sürdürülemeyeceği aşikar hale geldi ki Fransa ve Almanya arasındaki çekişmenin artması ile bu durumu ilerleyen zamanda daha fazla hissedeceksiniz. Avrupa birliği üç vakte kadar kesin dağılır demeyecek kadar piyasada gol yemiş bir adam olarak AB’nin devamlılığının zor olduğunu düşünüyorum. Brexit bunun ilk ve temel çıkış noktasıdır.

2018 yılı verilerine ancak ulaşabildiğim Yunan ekonomisine ilişkin halen tereddütler devam etmekte ki bunun sebebini aşağıdaki istatistikleri okuduğunuzda anlayacaksınız.

Efenim 2018 yılı itibariyle ülkede büyüme düşük, enflasyon da düşük, ancak işsizlik oranı %20 civarı iken kamu borcu /gsyih oranı takriben %185 civarlarında. Bu durum ülkenin 2009 krizinden halen çıkamadığının bir göstergesi.

Turizm, tarım ve deniz ticareti halen ülkenin taşıyıcı sektörü ve verimsizlik sorununa bir çözüm bulunmuş değil. Bu da Yunanistanın kanayan ayrı bir yarası.

Çıkarılacak Dersler

Efenim bir ülke iktisadı için yunanistan krizinden çıkarılacak çok ders vardır. Bunlardan ilki her daim tasarruflu olunması ve asla ve asla siyasi menfaatler için kamunun feda edilmemesidir. Bunun için tek ölçüm aracı faiz dışı fazla verisidir. Bu negatife döndüğü an patlıyorsun. Borçluluğu kontrol altına almak gerekliliği şart. Bunun bedeli düşük büyümedir ama eğer bu bedeli ödemezsen sonun yunanistan gibi oluyor.

Gelelim ikinci derse. Asla ve asla kamu verilerini manipüle etme. Yani bunun açıklamasını yapmama gerek yok sanırım. Tüm güveni kaybedersin. Emin olun eğer AB Yunanistana olağanın üstünde bir destek vermese idi patlayacaktı.

Üçüncü ders ekonomi politikasını tıpkı Çin gibi kendi ülke yapına göre ayarlaman gerekliliği ve şayet sen ekonomi politikanı kontrol edemiyorsan hiç bir zaman ekonomi politikasında uyum yakalanamayacağı. Eğer size destek verdiğini söyleyenler aynı zamanda ekonominize karışıyorsa geçmiş olsun efenim. Üç vakte beyaz bayrağı sallarsınız.

Dördüncü ders ise büyüme için hiç bir zaman sıcak paraya bel bağlama ve borç ile büyüme. Çünkü borç ile büyüyen şirketler faiz riskine maruz kalırlar. Faiz riski sonu likidite krizi ve batış ile sona eren en tehlikeli finansal risklerden birisidir. Bir gün sıcak para gittiğinde o faizler artar ve batarsın ki bu hikaye tipik bir gelişmekte olan ülke ekonomik krizi hikayesidir.

Beşinci ders ise asla ve asla kamu borcunu dışarıdan alma. Bu hem ekonomik hürriyet, hem bağımsızlık hem de geri ödeme konusunda döviz sıkıntısı yaşamamak adınadır. Bir de ülke içerisindeki adam yani iç borçlanmada her daim esneme ve yapılandırma olasılığı yüksektir. Dış borçlanmada bu yoktur.

Altıncı ders ise ülke ekonomisinde verimli olarak üreten birileri olmalı. Şimdi günümüzde bu lafı ortamlarda söyleyince herkes ya üretiyoruz ya hacım diyor ki bahsettiğim bu değil. Bu inovasyon, tekonoloji ve verimlilikle alakalı. Biz de bu gruba dahiliz. Üretim yapımız verimli değil ve şirketlerimiz faiz riskine çok hassas. Dolayısıyla bu özel sektörü batıracak ilk şey.

yatirimkurusu

7 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor, bir kızı var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu