Ekonomik Krizler

Gana Bankacılık Krizi

Efenim cümleten selamlar. Finansal sorunların diplerine inip derinlerde tespit ettiğimiz ideoloji kaynaklı karanlığı ifşa ederek beyinlere ışık tutmaya, yolları aydınlatmaya devam ediyoruz. Bu yazımızda konumuz Gana bankacılık krizi meselesi. (Girişe bak girişe, miting metni yazmayı sizden öğrenecek değiliz.)

Başlangıçta 1957’de kurulmuş olan bu taze cumhuriyeti, Gana ülkesini tanıtacağım. Özet geççi tayfa başlıkları takip etsin. Ama bence atlamayın. Kültürlenin oğlum biraz. Sonuçta beyin dediğiniz şey kullandıkça eskiyen değil kullandıkça gelişen bir şey.

Ganayı Tanıyalım

Gana meşhur Afrika kıtasının sol/batı tarafında tam aşağıya doğru kıvrılan köşesinde bulunan ve Atlas okyanusuna bakan kısmında. Yani deniz kenarı bir memleket.

Başkenti Akra şehri olan Gana’nın 30 milyon civarı nüfusu mevcut. Kısa boylu bir ülke olarak adlandırabileceğimiz Gana’da ülkenin en yüksek yeri 900 metre filan. 

Tropik iklimin hakim olduğu coğrafyada belgesellerde gördüğümüz bilimum vahşi hayvanda mevcut.

Ülke her ne kadar frankofon birliğine üye olsa da resmi dili İngilizcedir. Çünkü ülke bir İngiliz sömürgesi olup 57’de bağımsızlığını İngilizlerden kazanmıştır.

%70’i hristiyan olan ülke etnik olarak tam bir cümbüştür.

Kurulduğundan beri 4 darbe gören bu ülkemiz tipik bir gariban Afrika ülkesidir.

Gana Ekonomisi

Ülke ekonomisi tahmin edebileceğiniz üzere doğal kaynak ihracı (petrol, altın, kakao, odun, alüminyum) ile tarıma dayalıdır. Ancak bununla birlikte otomotiv sektörü, gemi yapımı ve bunların ihracatı da ülke ekonomisinde önemli yer edinmektedir. Bu noktada Gana tipik fakir Afrika ülkesi standardından uzaktır. Mesela 2011 senesinde en hızlı büyüyen batı afrika ülkesidir.

Ancak tüm bu hususlara rağmen Gana az gelişmiş ülke statüsünden gelişmekte olan ülke statüsüne atlayamamıştır. Gerçi bu zordur ve bunu modern dünya sistemi teorisinde anlattık.

Bankacılık Krizi Akışı

Efenim yukarıdaki hususa da girmeden evvel bazı şeylerden bahsetmek lazım.

Biliyorsunuz 2008’de bir kriz yaşandı. Bu krizi burada inceledik iki kez. Bu krizden sonra dünya ekonomisi ciddi bir durgunluğa sürüklendi. Yeni nesil şikago oğlanları da (eskisini Şili’de anlattık) krizi müteakip hemen para bastılar ve dünyaya saldılar. 

Bu sahte illüzyonla kısmen toparlayan büyük ekonomiler peşinden küçük ekonomileri çekemedi. 

Gana özelinde, halen gana ihracatının %37’sini oluşturan altının değerinin diğer yatırım araçlarına göre daha zayıf kalması da bu süreçte Gana ekonomisini zora koştu

2010 yılında ise uluslararası ilişkileri kökten değiştiren Arap Baharı hem afrika ülkelerini hem de ortadoğuyu vurdu. Bu durum tabii ki ilk bu ülkeleri ve bu ülkelerle ticareti olanları etkiledi. Arap baharının ekonomik etkisi de en fazla bölgedeki küçük ekonomileri vurdu.

Dolayısıyla bu dönemde verilen kredilerin seyyaliyeti ticaretin kötü gitmesi nedeniyle akamete uğradı.

Yani 2016 yılında Gana’da iktidarı devir alanlar aslında kısmen enkaz devralmıştı. Okurken hadisenin yani iktisadi sorunun kökünün burada olduğunu lütfen unutmayın.

Tam bankacılık krizi atlatılıyor denirken üstüne bir de pandemi hikayesi girince zaten potansiyeli kısıtlı olan Gana ekonomisi iyice dara düştü.

Gana Bankacılık Krizi

2017-2020 yılları arasında Gana ekonomisini mahveden Gana bankacılık krizine hafiften girelim.

Aslında bu bankacılık krizi yeni kurulan ve liberalizmle hızlı bir şekilde tanışan her ülkenin yaşadığı tipik bir krizdir.

Okurken pek şaşırmayacağınızı düşünmekteyim.

Şimdi 2016’da ülkede iktidar el değiştiriyor ve liberal bir hükümet geliyor. Gelir gelmez de liberalleşmenin önemli adımlarından biri olan bankaların şirketleşmesi ve yerelden ulusala geçmesi gerektiği düşüncesinden hareketle yerel küçük bankalar büyük şirketlere devrediliyor.

Bu arada bu durum tipik bir yeni liberalleşen ülke hikayesidir. Normalde az gelişmiş ülkelerde finansal erişim zayıftır. Ayrıca bölgeseldir. 

Ülkede tabii ki kamu bankaları vardır ama az gelişmiş ülkelerde kamu bankalarının parası ya devlet hazinesine gider ya da devletin işlerini yapan şirketlere. Devletin cebinde çok parası da olmadığından bu kamu bankalarına sermaye ekleyemez. Bu sefer kamu borcu artar. Yani bu tip ülkelerde kamu bankasından kredi alma işi pek kolay değildir.

Birkaç küçük müteşebbis düşük sermaye ile banka kurar, sermaye küçük olduğu için hem risk iştahı azdır, hem de bölgesel bir bankacılık vardır.

Bunu kırmanız için en kolay yol yabancı sermayeli bankaları ikna etmek olsa da poposu pembe hiçbir avrupalı sermayedarı Afrika’nın etnisite olarak karmakarışık, siyasi istikrarı olmayan ve gelir düzeyi düşük olan savanlarına çekemezseniz.

Bu yüzden en mantıklı yol ülkede kendi zengini oluşturup bu bölgesel bankaları bu zenginlere devretmek ve ulusal banka haline gelmelerini talimat vermektir.

Tetik

Ağustos 2017’de Gana Merkez Bankası UT bank ve Capital Bank adlı yerel bankaların, kamumsu banka olarak nitelendirebileceğimiz GCB Bank tarafından devralındığını açıkladı. Bu bankaya böyle uydurma bir sıfat bulma sebebim bankanın hisselerinin %21’inin Gana hükümetinde olması, kalan kısmın ise halka arz ve bireysel yatırımcılar arasında değişmesidir.  Merkez Bankası basın konferansında ise bu iki bankanın teknik olarak iflas durumunda olmasını devralmanın sebebi olarak açıkladı. 

2018’in Ağustos ayına gelindiğinde Gana merkez bankası bu sefer yukarıda devredilen batık bankaların dışında 5 bankanın daha durumunun kötü olduğunu tespit edip bir kötü banka kurduklarını açıkladılar. Bankanın adı da Consolidated Bank Ghana oldu. Toplamda 5 batık bankadan oluşan bu bankalar Construction Bank Ghana, Sovereign Bank, Royal Bank, Unibank ve Beige Bank’tır.

Bu banka kurulumunun nedeni olarak bu yukarıda bahsi geçen 5 bankanın da battığını söylediler.

Yedi Bankanın Düştüğü Durum

Ganada yöresel olarak faaliyet gösteren bu yedi bankanın düştüğü durumun sebeplerini inceleyelim şimdi.

İlk sebep olarak kurumsal yönetim noksanlığı öne çıkıyor. 7 bankada da mı öyle oldu? Evet abicim, yani gana sonuçta ne bekliyorsun. Çok uzak değil yaklaşık 20 sene evvel Türkiye de de bu aynı hatadan kaç bankanın battığını biliyoruz. O yüzden çok da şey yapmayın.

Kurumsal yönetimden kasıt şu. Bankanın ortakları tarafından atanmış olan Yönetim Kurulu üyeleri ve bu üyelerin bankayı yönetmesi için seçtiği Genel Müdür ya da genel müdür yardımcıları, bankanın sağlıklı sıhhatli büyümesi yerine doğrudan kendi menfaatlerine hareket etmişlerdir. 

Özellikle başta genel müdür olmak üzere tüm banka yönetimi KPI (key performance indicators) denilen oranları iyileştirmek için mücadele eder. Verilerin kontrolü de karar kontrolü de bu arkadaşlarda olduğu için manipüle olasılığı yüksektir. Süpermarket bankacılığı kavramında bu konuyu değerlendirdik detayıyla.

Tabi Gana bankacılık krizi dosyasında sınır baya bir aşılmış. Takipte olan krediler incelendiğinde bu yedi bankada da kredileri çeken firmaların hem yönetim kurulu hem de genel müdür/genel müdür yardımcısı ile ilişkilerinin olduğu sonradan ortaya çıkmıştır.

Yine bankaların iç denetçilerinin atanmasının genel müdür ve onun altındaki birim yöneticilerine bağlı olması denetçilerin işini layıkıyla yapmasına engel teşkil etmiş, kariyerini düşünen denetçiler, kendi atamalarını yapacak olan yöneticilerin hatalarını ört bas etmişlerdir.

Yine bugün sokaktaki bir adama bankaların riskini neyle ölçersin kardeşim desek 100 adamdan 90’ı takipteki krediler oranı diyecektir. Gana bankacılık krizi olaylarında da aslında batık olan ancak ve batırılması gereken krediler batırılmamış, banka hiçbir ödeme almamış olmasına rağmen bu krediler yüzdürülmüştür.

İç denetim bunu yukarıdaki sebeplerle örtbas etmiş, dış denetim ise pas geçmiştir. Unutmayın, parasını sizin verdiğiniz bir eleman sizi denetleyemez. O işi geçin. Biz bu işin ithalatını, imalatını yeri geliyor ihracatını yapıyoruz.

Peki Devlet Denetimi?

Olm Afrika ülkesinden bahsediyoruz. Şimdi Ganalı takipçilerim bana kızacak ama Gana’da devletin varlığı bile şüpheliyken devletin denetimini soruyorsunuz. Ayrıca neyin kafasını yaşıyorsunuz? O çok övdüğünüz liberalizm hastalığının tüm düzenleyici denetleyici kurumları mahvettiği gerçek. Özetle hepinizin sonu böyle olacak. 

Yok işte bankalar kritikmiş de, ona bakılmamalıymış, buna da ses edilmemeliymiş, bunlara laf eden vatan hainiymiş…

Ölü Pazardan Pay Alma Bankacılığı

Batan bankalar özelinde yapılan incelemelerde özellikle UT bank ile kapital bank ta batış nedeninin doğrudan teminata kredi verilmesi olduğu tespit edilmiş. 

Normalde bankacılıkta teminata kredi veren bir bankacılık modeli vardır. Burada ana hedef diğer bankaların kredi vermediği müşterileri bulup yüksek faiz, yüksek komisyon ve yüksek teminat alınıp kredi verilmesidir. Şahsen bu tip Bankacılığa lafım yok ancak bu tarzda kritik nokta teminatın likiditesidir. Eğer hem bu modeli uyguluyor yani hem kötü müşteriye kredi veriyor hem de teminatı kötü alıyorsanız bir noktada patlarsınız. Gana bankacılık krizi olayında bu adı geçen iki banka böyle batmıştır.

Risk yönetimi başta yatırım olmak ve hayatın her alanında olduğu üzere bankacılıkta da kritiktir. Bir banka önce gol yiyeceği alanları tespit eder, daha sonra bu riskleri bertaraf etmek için muhtelif önlemler alır. 

Misalen bir banka önce bilançosunu açar, buradaki en büyük kalem plan kredilerin durumu izlenir. Buna yönetim denir. Yani kredi verdiğiniz müşteriye yeni kredi vermeyecek dahi olsanız bu müşterilerin mali gelişim ve sıhhatini sürekli izlersiniz.

İşte Gana bankacılık krizinde bu yapılmamıştır.yani kredi verilen müşterilere kredi verildikten sonra dönüp bakılmamıştır bile.

Ve tabii ki çalıştırdığınız personelin performans primini sadece kredi faiz ve komisyon geliri tabanlı bir sisteme oturtursanız bu modelin sonucu saçma sapan krediler verilmesidir.

Diğer Bazı Sıkıntılar

Yine batan bankalardan Capital Bank en çok sorunun görüldüğü bankalardan birisidir. Banka battıktan sonra yapılan incelemelerde bu bankanın aslında faaliyet izni koşullarını taşımadığı tespit edilmiştir.

Yine sovereign bank kurulurken ödenecek sermaye olarak gösterilen tutarların daha sonra ödenmediği, bu ödenecek sermaye olarak gösterilen varlıkların ise aslında olmadığı (baba akü gomplr yok!) ve Gana merkez bankasının sahte evrakla kandırıldığı anlaşılmıştır.

Capital Bank’ın toplam 1 milyar Gana doları borcunun bulunduğu ve bu borcunu karşılayacak nispette aktif ve özkaynağının bulunmadığı görülmüştür.

Royal Bank Unibank, bankasında ise SYR ile izlenmekte olan özkaynak yeterliliğinin ciddi şekilde zayıf olduğu, bankaya sayısız kez uyarı yapılmasına rağmen Gana merkez bankasının bu bankanın lisansını iptal etmek hususunda pasif kalması nedeniyle bir aksiyon alınmadığı görülmüştür. Bu bankalar esasen özkaynaklarının kaldırabileceğinden çok daha yüksek bir riske girmişler ve verdikleri kredileri geri alamamışlardır.

Netice

Gana ekonomisi üzerine etkilerinin halen devam ettiğini gördüğümüz Gana bankacılık krizi esasen bir az gelişmiş ülke ya da gelişmekte olan ülkede kolaylıkla yaşanabilecek bir krizdir. Bu gibi ülkelerde devletler, gelişmiş ülke devletlerine göre daha az regüle etmek ister. Bunun sebebi de zaten gelişmemiş bir piyasa olan ülke finans piyasasının önünü bir de bürokratik engellerle tıkamamaktır. En azından politikacılar regülasyonları uygulamıyorken sizi böyle kandırır. Yani bu tarz ülkeler sermaye grupları için cennettir. Denetim zayıf, devlet sermaye gruplarının fonlamasına daha fazla muhtaçtır. Sonuçta bu sermaye azgınlığının sonu kriz olarak geri döner. Devlet her krizde neleri yapması gerektiğini tekrar anlar. Anlamazsa krizler tekrar eder. Bu da böyle bir anımdır.

Efenim Gana bankacılık krizi yazımızın sonuna geldik. Esen kalın.

yatirimkurusu

10 yıldır finans sektöründe denetçi, İngilizce biliyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu